Bölüm I
Sokakta yürüyorum.
Derin bir çukur var kaldırımda.
İçine düşüyorum.
Kayboluyorum…Çaresiz kalıyorum.
Benim hatam değil bu.
Bir çıkış yolu bulmak ömrü alıyor.
Bölüm II
Aynı sokakta yürüyorum.
Derin bir çukur var kaldırımda.
Görmemiş gibi yapıyorum.
Tekrardan düşüyorum içine.
İnanamıyorum aynı yerde olduğuma.
Bu benim hatam değil ama.
Bir hayli zaman alıyor oradan çıkmak.
Bölüm III
Aynı sokakta yürüyorum.
Derin bir çukur var kaldırımda.
Görüyorum onu.
Düşüyorum yine de… Alışkanlık.
Gözlerim açık.
Nerdeyim biliyorum.
Bu benim hatam.
Derhal çıkıyorum.
Bölüm IV
Aynı sokakta yürüyorum.
Derin bir çukur var kaldırımda.
Çevresinden dolanıyorum.
Bölüm V
Başka bir sokakta yürüyorum
İşin aslı mı? Tüm bunların aslı? İşin aslı şu ki bu hikâye pek İçok şey hakkındaydı ama en çok da aptallar hakkındaydı. Çünkü elimizden geleni yapıyoruz, gerçekten yapıyoruz. Yetişkin gibi davranmaya, birbirimizi sevmeye ve şu USB başlıklarını yuvaya nasıl sokacağımızı çözmeye çalışıyoruz. Tutunacak bir dal, uğruna mücadele edecek, dört gözle beklenecek bir şey arıyoruz. Çocuklarımıza yüzme öğretmek için elimizden ne gelirse yapıyoruz. Bütün bu yönlerimiz ortak ama yine de çoğumuz birbirimize yabancıyız. Birbirimize neler yaptığımızı, benim yaşamımın sizinkinde nasıl izler bıraktığını hiç bilmiyoruz.
Belki de bugün kalabalıkta birbirimizin yanından telaşla geçtik, hiçbirimiz diğerini fark etmedik. Belki sizin paltonuzun kumaşı kısacık bir an benimkine değdi, sonra farklı yönlere gittik. Kim olduğunuzu bilmiyorum.
Ama bu akşam eve döndüğünüzde, gün bitip de gece bizi içine çektiğinde derin bir nefes alın. Çünkü bugünü de atlattık.
Yarın yeni bir mücadele başlayacak.