Evet, her şey basit. İnsanlar karıştırıyor işleri. Masal anlatmasınlar bize. Ölüm mahkûmu için "Topluma borcunu ödeyecek," demesinler, "Kafası kesilecek," desinler. Hiç önemli değilmiş gibi görünüyor. Ama ufak bir ayrım var arada. Hem sonra, yazgılarının gözünün içine bakmayı yeğ tutan insanlar da vardır.
Bir insan acı çeker, mutsuzluk üstüne mutduzluğa uğrar. Katlanır bunlara, yazgısını benimser, iyice yerleşir içine. Saygı görür.
Sonra, bir akşam, hiç: bir zamanlar çol sevdiği bir dostuna rastlar. Dostu biraz dalgın konuşur onunla. Evine dönünce adam kendini öldürür. Sonra gizli dertlerden, bilinmeyen dramdan söz edilir. Hayır. İlle de bir neden gerekirse, dostu kendisiyle dalgın konuştuğu için öldürmüştür adam kendini.
Böyle işte, dünyanın derin anlamını duyar gibi olduğum her seferde, onun basitliği şaşırttı hep beni.
Kızlara iyi geceler diyip ayrılmadan önce birkaç dakika daha oyalandı. Hemen eve gitmedi, gece nöbetlerini tuttuğu ağacın altından pencereye bakarak mırıldandı. "Randevum seninleydi Ruth. Seninle buluşacaktım."