Puan vermedi·318 syf.··
2024 16. kitabı
Bu topraklarda yetişmiş en kıymetli yazarlardan hatta dünya edebiyatının gelmiş geçmiş en büyüklerinden biri bence kesinlikle Yaşar Kemal. Tabiatın hiç farkında olmadığımız yanlarını, görmediğimiz bütün o güzelliklerini yüreğimize işleyen, pastoral betimlemelerin ustası. Türkçeyi en güzel kullanan yazar. Kitaplarını sadece okumuyor adeta yaşıyorsunuz. İnce Memet’i okurken hiç görmediğim Çukurova’yı karış karış ezberlemiş, Torosları, Anavarza’yı çiçek kokularının arasında dört nala koşan atlarla gezmiş, dumanı tüten nane kokulu tarhana çorbasına kaşık sallayıp, ak petekli ballar yemiş, her kitabın sonunda imi timi belirsiz olan İnce Memet’i Toros dağlarında bir başına kimsesiz bırakmış gibi üzülmüştüm. Bir Ada Hikayesi’nde, Yaşar Kemal okumanın ne büyük bir zevk olduğunu yeniden hatırladım. Karşımda İda (Kaz Dağları) ışıl ışıl menevişlenen Ege Denizinde bir balıkçı teknesine binip ağ attım, balık tutup açları doyurdum, kıyafetleri lime lime olup çıplak kalmışlara giyitler diktim, komşularıma koca çınarın altında kahvaltılar hazırladım, mis kokulu kahveler içtim, çalıların altına girip menekşelerin kokusunu içime çektim, balığın köze damlayan yağının kokusu burnumdan gitmedi, levrek, mercan, kabak çiçeği dolması aşerdim… İnce Memet serisi bu zamana kadar okuduğum en güzel kitaplar listemde ilk üçteydi ama dört kitaplık Bir Ada Hikayesi beni büyüledi. Bir Ada Hikayesi’nde 1.Dünya Savaşı bitmiş olsa da Lozan Anlaşması ile verilen mübadele kararı sonucu mübadele adı altında gerçekte sürgün edilen, doğup büyüdükleri topraklarını, dostlarını, mallarını mülklerini terk etmek zorunda bırakılan, açlık ve sefalet içinde kalan, kendilerine yaşayacak bir yer arayan, sonunda cennet gibi bir adada yaşamlarını yeniden kurmaya çalışan insanların her birinin ayrı ayrı hikayesini,
Fırat Suyu Kan Akıyor BaksanaYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20208,2bin okunma
Refik Halit ve önemi
10/10
·231 syf.··
2024 4. kitabı
EKMEK ELDEN SU GÖLDEN Refik Halit Okurken Türk edebiyatının önemli isimlerinden biri olan Refik Halit Karay, sıradışı kişiliğiyle hakkında geniş geniş konuşulacak yazarlarımızdandır. Hangi yazdığını okursanız okuyun edebi bir lezzet alırsınız. Mizah, anı, roman gibi türlerde son derece verimli ve nitelikli eserler vermiştir. “Üç Nesil Üç Hayat” kendi türünde eşsiz bir belgedir. Mecit-Aziz-Hamit dönemlerinde İstanbul ve yaşanan her türden değişimi canlı ve renkli aktarmıştır. Romanlarını okurken onun gerçek bir romancı olduğunu anlarsınız. Romanlarında kişi kadrosu, önem sırası olmaksızın üzerinde çalışılmış kişilerdir. Betimlemeler gerçek gözlemlere dayalı ve canlıdır. Olayların anlatımında her zaman dikkatlidir. Kurgunun duygusal durumuna göre roman zamanının akışını hızlandırır, yavaşlatır. Durdurduğu da olur. Ama romanı elinizden bırakmanız yine de zordur. Romanlarındaki evren, masa başında kurgulanmış değildir. Yazar adeta romanı için çevre gezmiş, insanları gözlemlemiş ve onlarla vakit geçirmiş, ayrıntıları not etmiş ve doğru oranlarla roman evrenine eklemiştir. Mekan tasvirlerindeki başarısı ise ayrıca ele alınmalıdır. Mekanları; içerisindeki ışık, renk, koku ve verdiği duygu ile çok başarılı aktarır. Sadece iç mekanlarda değil geniş coğrafyaları da başarılı anlatır. Her romanında farklı mekanlar seçer. Kişileri kesinlikle bir başka romanındaki herhangi bir kişi ile benzeşmez. Her biri özgündür. Konuşmaları, giyimleri, oturup kalkmaları ile her biri kendi kurgulandıkları romanlarda yaşayıp var olurlar. Seçtiği dönemin, günlük konuşma özelliklerini, o döneme özel deyimleri, imaları, söz oyunlarını, kinayeleri, siyasi yönelimleri aktarmak için belki özel bir çaba harcamaz ancak romanlarını okurken bu konularda kesinlikle fikir sahibi olursunuz. Roman döneminin
İnceleme
Ekmek Elden Su GöldenRefik Halid Karay · İnkılap Kitabevi · 201175 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·
Beğendi
Yıllardır sadece çocuklar için yazan biri olarak, ilk kez okuyucularımın anne, baba ve öğretmenlerine hitap edecek olmamdan eminim asıl okurlarım hiç hoşlanmayacaklardır. Çünkü sabırsızlıkla yeni çıkacak kitabı bekliyorlar. Ama ben onlarla olan sohbetime kısa bir ara verip, biraz da sizinle konuşmak istiyorum... Çok büyük bir iddiam yok, bunu baştan söyleyeyim. Ama çocuklar Allah’ı sorduğunda, eli ayağına dolaşmayacak kadar tecrübem ve “Sen henüz çok küçüksün, böyle konuları anlamazsın!” diyerek ortalıktan sıvışmayacak kadar da cesaretim var... Ama durun ve hiç boşuna heveslenmeyin! Size Akdeniz usulü levrek buğulama tarifi verir gibi tarifler vermeyeceğim. “Çocuğunuz ‘Anne ben Allah’ı neden göremiyorum?’ diye sorduğunda ona şöyle cevap verin, iki nokta üst üste...” diye başlayan hiçbir bölüm bu kitapta olmayacak. Bu ve buna benzer pek çok sorunun cevabını, doğrudan çocuklarla konuştuğum başkaca kitaplarda uzun uzun anlattım zaten... Şimdi ise sizinle konuşuyorum ve bu kitapta yapmaya çalıştığım şey, çocukların Allah hakkında sordukları sorulara cevap vermek değil; çocuklar Allah’ı sorduklarında, onları anlamaya çalışmak!
Çocuklar Allah'ı SorduğundaÖzkan Öze · Uğurböceği Yayınları · 2017250 okunma
9/10
·230 syf.··
2023 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2023 00:00
Kitabi bir sahaftan aldım. 2003 basım bir kitap. O sarı sayfalı kitapların kokusu bir başka olur ya o müthişti. Kitabın sonunu içeriğiyle pek bağlayamasam da kurgusu ve analizleri şahaneydi. Kitabın akıcı bir dili var. Sıkmıyor asla. Okuduğunuzda asla pişman olmayacağınız bir kitap. İyi ki okumuşum. Benim için farklı bir okuma deneyimi oldu.
Hayat ve İnsan
Bir Kadın Bir Erkek Bir Levrek İskeletiSolmaz Kamuran · İnkılâp Kitabevi · 200349 okunma
Puan vermedi·76 syf.··
2022 30. kitabı
Geçmiş zamanda kalan yaşam biçimi kitap içindeki öykülerin ortak yanı ve bu yaşam biçimi öykülerin atmosferini oluşturuyor.Komşuluğun olduğu,sokaklarda çocukların bir cipse iddiaya girdiği,sokak kapılarının kilitlenmediği,ellerin birbirine yardım için uzandığı zamanlar.Bu ayrıntılardan dolayı öyküler haliyle bir samimiyet taşıyor.Bu samimiyeti,yazarın sade dili ve sizi karşısına almış da size hikâyeler anlatıyormuş hissi veren üslubu da oluşturuyor. Sokaklarında çocukların oynadığı,okullarında andımızın okunduğu,çocuklarının torpiline ve tostuna iddiaya girdikleri,bakkallarından alışveriş yapılan öykülerin içinde birilerinin bulundukları yerleri terk etmeleri,onların gidişlerinden sonra oluşan değişimler var. Duru bir anlatımı olan öyküler sıradan ve tanıdık insanı,o insanların dünyalarını gözleme dayalı bir biçimde aktarıyor. Anadolu’da bazen şehirde mahallede, genelde kasabada geçen öyküler,evlat sevgisi,evlat hasreti ve geçim derdi iç içe olan Emine öyküsüyle son buluyor. Öykülerin içinde yitip gitmeye yüz tutan mahalle,mahalle yaşamı ve bana her zaman yaşanan yerde samimiyet olduğunu ispatlayan “lakap” lar taşıyan insanlar,toplumsal değişimlere ayak uydurmaya çalışanlar var. “Biz ise yalnızca arabalardık” cümlesiyle biten “Morfin Ali” öyküsü içi hayli anlam dolu,dupduru anlatımıyla sorduran ve kalbe dokunan,içi hafifçe sızlatan bir öyküydü. Kitabın ikinci öyküsü “Kayık Hüsnü”en çok etkilendiğim öykülerden biri oldu.Bu öyküyü takip eden,tütün işçilerinden neden sürekli dayak yediğini anlamayan Hoşbeş İbram ‘ın hikâyesi kitabın en özel öykülerinden biri. Bayat Levrek öyküsünde Hüseyin ve annesinin hikâyesi hayli buruktu,saflığa veda edişin öyküsüydü. Benim gibi mahalle yaşamını seviyorsanız ve özlüyorsanız genel olarak öyküler bu atmosfere sahip.Ömür Çamur öyküsü
Biz İse Yalnızca ArabalardıkAlp Türkol · Vacilando Kitap · 202122 okunma
Yakıştıramadım
Puan vermedi·140 syf.··
2022 13. kitabı
Zülfü Livaneli'ye bu kitabı yakıştıramadım. Bir deniz hikayesi, deniz insanları böyle anlatılabilir elbette ama Zülfü Livaneli böyle anlatmamalı. Belki de çok beklentiye girdim. Çerezlik bir film gibiydi. Bana ne kattı derseniz HİÇBİR ŞEY. Okunmaz mı derseniz, hayır okunabilir... Böyle kafa karıştırıcı. Şunu söyleyim, bir Huzursuzluk veya Serenad değil... Ek bilgi olarak şunu söylemeden geçemeyeceğim bir daha asla çiftlik balığı özellikle çupra ve levrek yemeyeceğim...
Balıkçı ve OğluZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202436,6bin okunma