Bulut Tamircisi

Bulut Tamircisi
@leyleylala
Balonları sever, çocukları büyüklerden daha çok sayar, gülmeyi kurtuluş olarak görür. #212027007 instagram.com/leyleylala16?ig...
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2026 02:18
Aylak adam olarak nitelendirilen C. Karakteri insanın sadece ismini bilmesiyle kimliğine varılamayacağını düşünerek karaktere C. demiştir. Karakterlerdeki eksik yanı isimden kısarak tamamlamaya çalıştığını düşünüyorum. Onları anlamak için, doğruluklarından kuşkulanarak konuşmalarını dinlemek, davranışlarını görmek gerekti."diyor. İnsanı bütünüyle kavrayamaz hiç kimse nitekim herkes kendi bildiğiyle vardır ve kendi penceresinden dünyaya,insana bakar. Bazen kendini anlatsan da anlamayanlar olacak. Buna karşılık sesini yükseltirsin duyulmak için bazen de susarsın. Çok bağıranlar genelde haksızdır diye bahseder. Susan da anlaşılmazdır.İkisi de yorucu ikisi de eksik. 'Sustu. Konuşmak gereksizdi. Bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti. Biliyordu; anlamazlardı.' diye hayıflanıyor. C. Karakteri bir anlam arayışındadır ve yorgundur. Aradığı zaman kitaba, resme sarılır. Aramadığı zamansa içer. Bir çeşit umutsuzluktan kurtulmak için içiyor. Ama bunun faydasız da olduğunu biliyor. Arayış içinde olmayan insanların da bir şekilde bir yerde yuvarlanıp gideceğini söylüyor. O yüzden bilinçli bir şekilde kendini hiçbir işle meşgul olmadığını,aylak olduğunu ifade eder. Ama yüreği hiçbir zaman boş durmaz. Arar ve arayış içinde olur. Aradığı şey ise kendi benliğiyle, çocukluğundan sıyrılmış etkiyi bırakıp kendi isteği doğrultusunda yaşamayı ister. Beraber olduğu kadınlarla babasının izini bulur hep kendinde. Babasının, onun çocukluğunda bıraktığı koca izi kendi içinde tüketemez, gün geçtikçe çoğalır ve yıpratır. Kulak kaşıması, sesler, görüntüler ve tekrarlar... Geçmiş hep ensesinde. 'Huzurunu yaşadığı günde bulamayan insana kurtuluş yoktu.' der. Çünkü çocukluğu ona huzur değil, cehennem olmuştur. Birçok yerde de çocukluğuna sarılmak ister ama sarılacak bir anı bulmaz. Bunun acısını
Aylak AdamYusuf Atılgan · Yapı Kredi Yayınları · 200971,1bin okunma
Reklam
Puan vermedi·176 syf.··
Beğendi
·
2025 35. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2025 20:22
Sinan Canan tarafından yazılan bu kitabın kişisel gelişim kitaplarından farkı gerçekçi, akıl, bilim ve beyin işlevlerinin süzgecinden geçerek ele alıyor. Bireyin değişmesi üzerine değil de daha çok bireyin kendi iç dünyasına dönüp buna cesaret edip diğer bir ifadeyle farkında olarak kendini kabul etme sürecini harekete geçme kararlığını göstererek kendi yolculuğunda dönüşüm sağlamayı amaçlar. Yazar hiçbir cümlesinde şart, rağmen veya bir dayatmaca ile ele almıyor. O söylüyor gerisini bireye bırakıyor. Kitabın son cümlesi zira bu gerçeği gösteriyor." İşine yarayanları al, yaramayanları unut gitsin. Amaç buradaki fikirlerin hayata geçmesi değil; SEN' in cesurca bir hayat sürebilmene destek sunabilmek." diyor. Bu kitap kendine yolculuğun bir çeşit serüveniydi. Bundan dolayı yazar sık sık " ben" üzerinde durmuştu. İnsanın kendi benliğini tanımak ve bulmak için, içinde bulunduğu siyaseti, politikaları, çevreyi, kültürü, eğitimi,aileyi, sosyal hayat ve kaosu bilmesi gerekiyor. Tüm bu karmaşa sistem içinde kurtulmanın yolu da içindeki her neyse onu bulup,fark edip cesurca kendi kimliğini oluşturmak olduğunu söylüyor. Cesareti de "korkusuzluk"olarak ele almıyor aksine korkunun insanı harekete geçiren, bireyi tetikleyen bir unsur olarak ele alıyor. Her şeyin başı farkındalık olarak nitelendiriyor: Kendini, zamanı, çevreyi fark etmek. Bu fark ediş sancılı bir süreç olsa da günün sonunda kazanan yine sen oluyorsun. Çünkü fark etmenin yolu fazla uyarandan uzak durmak , çokluklar dünyasında kendine ait olanı seçip devam etmek,beş dakika dahi olsa kendini dinlemek, bulunduğu durumu dinlemek ve gerekirse sıkılmak gerektiğini açıklıyor. Can sıkıntısının da yaratıcılığı doğurduğu ve ilerlemenin motoru olarak açıklıyor. Çokluklar dünyası nihayetinde kaos dünyası ve sistemin gövdesi
Yeni Dünyanın Cesur İnsanıSinan Canan · Tuti Kitap · 0785 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2024 34. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 07 Aralık 2024 01:03
Kahraman Petey diye anmak istiyorum onu. Pelerini olmayan hatta uzuvları bile ona bağ olan bir kahraman. Tutsak bir bedende özgür nasıl olunurun kanıtı Petey. Yanlış teşhis sonucu yanlış mekanlara hapsedilen bir çocuğun yaşama sevincini nasıl bırakmadığını, hayatın her zorluğun beraberinde bir güzelliğin de verdiğini gösteren beyin felci geçirmiş fakat zihinsel engelli olarak bir deli hastanesine yatırarak gerçek yaşamdan ele alınan bir çocuğun serüveni. Yaşama tutunmak için ellerinin olması değil yürekten inanmasıdır insanın. Kendine benzemeyene de alışık olup hatta arkadaşlık kurmaktır sonra hiç ailen olmadığında aile kurmaktır. Bir şeye,kimseye bağlanmak ellerin işi değil yüreğin işidir. Nereye gitse insan bir bağ kurar elbette iyisiyle veya kötüsüyle ama kurar. İz bıraktığında da iyi izler de kötü izler de bırakılıyor ama sevimli izler bırakmak Petey gibi kahramanların işidir. Hayatı diğerleri sevmesi gerekirken Petey'in dışlanması, bakımı ve hayatının genel zorluğu karşısında Petey ümit olur diğer insanların yüreğine. Hayat dersi veriyor hayatı zihnine hapsetmiş kimselere... İnsan insana şifadır hastalıklı olsa dahi. Trevor, Owen , Calvin Petey'e şifa olurken Petey de onların en yakın arkadaşı hatta Trevor' un büyükdedesi unvanını alır gönül bağından... Bu arada şunu eklemek isterim ki işini yapmak en iyisini yapmak, bir insana yanlış iğne vuran doktor hatalı olduğu kadar her insanın başkasının ruhuna ve kalbine de yanlış teşhisler bırakması kadar hatalıdır... Sevgiler, iyi okumalar.. Ben Mikaelsen
PeteyBen Mikaelsen · Beyaz Balina Yayınları · 20146,5bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2024 33. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Aralık 2024 22:29
Bir çift ayakkabıdan yola çıkarak koca bir hayat ve iyisiyle, kötüsüyle, eksisi ve artısıyla yaşama bakan bir pencere olabilir mi? Olabilirmiş, doğudan batıya; Asya'dan Avrupa'ya, İran'dan acem kelimesinden, Osmanlı'dan pabucu dama atılmaktan, Van Gogh'tan ayakkabı boyacısına, Nuh'un Gemisinden Sadri Alışık'a, Kız Kulesinden M. Kemal Atatürk'e, Hz. Muhammed'e kadar hikayelerle bezenmiş bir kitap. Her öyküye şaşırarak baktığım, her bilgiden sonra araştırmalar yaptığım, bu böyle değilmiş böyleymiş dediğim harika ve farklı bir serüvendi. Kitabı okuduğumda derya deniz bilgilerle donatılmış bir beyni aktardığı hissi verdi. Bu ilgi ve bilgi nereden diye sormadan edemiyorsunuz. Kitap ayakkabılarla ilgili birçok hikayeyi ele almışken Nazilerin Rusya'ya yaptığı Barbarosa harekatında yapmış olduğu ayak numarası bilgisini son sayfaya kadar bekledim ama yoktu. Yazarın bu bilgiyi bilmediği için değil tam tersi bildiği bir şeyden dolayı kitaba aktarmadığını seziyorum. Kısaca ben anlatayım size. Almanlar, harekatı yaparken ayak izine rastlanılmasın diye ayakkabıyı ters yönünden imalat etmişler. Yani gittiğini düşünüyorken aslında geliyormuş. Yani parmakların geldiği kısım arkada olacak şekilde icat etmişler bunu da bilinçli bir şekilde yapmışlar. Teşekkür ederim Sunay Akın
Bir Çift AyakkabıSunay Akın · İş Bankası Kültür Yayınları · 20113,426 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2024 8. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2024 17:52
Ruhun kavgasının tanımı olmuş bu kitap.Oba yazo karakteri Osamo Dazai'nin duygu ve düşüncelerinin,zihninin birer ürünüdür. Kitap gerçek anlamıyla kendisiyle, yüksek farkındalığıyla, insanın insana yakınlığı konusunda samimiyetsiz duruşları eleştirmek, vicdanlarını sorgulamak, var olan düzenin insanın var oluşuna bir hakaret olarak algıladığı ve bundan da yaşamdan göç ederek kurtulacağını düşünür. Birkaç girişimden başarısız olan Oba Yazo sonunda nefret ettiği yaşamdan elini, eteğini çeker ama yalnızlık duyguları, çaresizlik, vicdan huzurluğu içinde yapar. Bir çeşit değersizlik duygusu ve dışlanmış bir bireyin toplumda yer edinememesini bu durumun da yalnızlıkla , var saydığımız ne varsadada bulur kendini. Bir çocuğun ilgi beklemek adına olumsuz davranışlar sergilemesinin ilgi eksikliğinin ve sevgisizliğin kaçış yolu olarak gördüğü içindir yaptıkları .Kendinden olmayanı dışlamak ve öldürmek içten içe. Oba Yazo' nun duyguları ve intiharı hiçbir zaman şimdinin düşüncesi değildi geçmişin onun pençesini tuttuğunun göstergesiydi. İhmal edilmiş duyguların çocuğu değersizliktir. Hayata dair inancını kaybetmektir. Kendini tüm yaşam içinde fazlalık, bir yaşama ait hissedememektir. Karakterin bu sözü bunu doğrular niteliktedir. "Neden insanlara dair inancı yitirmek sizi doğrudan dine giden yola yönlendirsin ki?" Karakterimiz dini inancı değil ümidini yitirmiş bir yalnızdı. Yalnızlığını uygun olmayan yollarla gidermeye çalışsa da değersizlik yalnızlıktan daha ağır basmıştı... Ne kadar başarılı olursa olsun kişi, ne kadar varlıklı olursa olsun değer görülmediği sürece bazı kritik dönemlerde hayatımızın, insan kendini layık görmez güzelliğe, varlığa, hayata hatta aldığı nefes bile haksızlık gelir ona. Çöp olacak eşyalara değil sonsuz olacak ruha değer verelim değerli
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,2bin okunma
Reklam