Adını koyamadığım bir his ruhumu ele geçirdi- çözümlemeye olanak tanımayan, geçmişteki dersleri yetersiz bırakan, geleceğin de bana anahtarını sunmayacağından korktuğum bir sezgi.
Bi’kere kitabı okurken o çocukları fena pataklayası gelen sadece ben degilimdir herhalde?! Granser gibi son derece kibar, düşünceli, medeni bir adama olan tavırları benim bile canımı yaktı gerçekten. Aslında biraz da bugünden gerçekler gibi geldi. Yaşlılara artık pekte saygı duyulmayan, bunak gözüyle bakılan bir dönemdeyiz maalesef. Onun dışında bu tarz dünyanın sonu konusunu işleyen kitaplar beni düşünceye sevk ettiği için pek tercih etmiyorum, sonucunda karamsar bir ruh haline büründüğümden ötürü. Ama fazlasıyla anlamlı ve harikulade bir eserdi.
Her şey yok olur. Sadece kozmik güç ve evrenin özü geride kalır. İşte bu öz sürekli bir değişim halindedir, hareket eder, tepki gösterir, üç ölümsüz şahsı gerçeğe dönüştürür; rahip, asker ve kral. Saf küçük çocukların ağzından bütün zamanların bilgeliği dökülür. Bazıları savaşacak, bazıları hükmedecek, bazıları dua edecek; geri kalanlar da uğraşıp didinecek ve acı çekecekler; kanayan bedenlerinin üzerinde inanılmaz güzelliği ve emsalsiz mucizesi ile uygar devlet yükselecek ve yükselecek, bunun hiç sonu gelmeyecek.
Onlar hilekar ve yalancıdırlar, fakat biz o kadar alçaldık ve yozlaştık ki onların yalanlarına inanıyoruz. Biz çoğaldıkça onların da sayısı artacak ve bize hükmetmeye çalışacaklar. Onlar yalancı ve şarlatandırlar.