“bazı şarkılar vardır
kanatlarında yağmuru taşıyan kelebeği anlatır
kırmızı bir çakmak gibi neşeli ölmek olurdu
o şarkının adı
ardında yalnızca nemli sigaralar bırakmanın acısı
keşke ismim iris olsaydı
keşke ismimin bir anlamı olmasaydı
herkes çıkarsın kalbini
o çirkin mücevher sandığından
ve herkes onu birbirine fırlatsın tanrım”
"müziği hissetmelisin," dedi ritme uygun biçimde koluyla havada kocaman bir sekiz işareti çizerek. "o haykırarak acıyı dile getiriyor."
"gerçek acı sessizdir," dedim. "bir huzurevi gibi."
anneleri hafta sonları kolay kolay salmazdı onları sokağa. babaları, seçkin genlerinin ve geçkin günlerinin teminatı veletlerinin nasıl semirdiğini görsün de, sürdürdükleri köle hayatını bir nebze meşrulaştırabilsin diye. kadınlara yakışır incelikte bir işbilirlik. onları suçlamıyorum ama. o erkekler köleliğe bu kadar gönüllü olmasa, hiçbir taktikleri işe yaramaz.