Yaşamında kendin olarak var olduğunda için bilir; sesin, bakışın, yürüyüşün, gülüşün, tüm bedenin bunun sinyallerini verir. “Ah!” diye inlerken bile içinde bir şükür daygusu vardır. Acında da, hüznünde de kendinsindir.
‘'Ama niye? Niye böyle bir şey yaptınız?”
Bu sefer biraz garipseyerek baktı bana; “Because that was the fair thing to do” dedi. Yani hakkaniyet bunu gerektiriyor diyordu; yapılması gereken adil hareket bu! Bunu duyunca o kadar etkilendim ki gözlerim doldu.
Bana göre bunun tek bir açıklaması var; bu adam kendi özüne olan saygısını kaybetmek istemiyor. Besbelli ki kendiyle kurduğu ilişki özel ve önemli... Kimse bilmiyor ama sen kendin biliyorsun. Ve sen, kendin için dünyadaki en önemli insansın. Öyle olmalısın! Aksi hâlde yaşadığın hayat senin hayatın olmaz, -mış gibi bir hayat sürersin. Bu yüzden “benim hayatım” diyebilmen, “Yaşadım!” diyebilmen için her zaman, bu durumda olduğu gibi kimsenin bilmediği bir koşulda dahi, sen kendin için
doğru olanı, adil olanı yapmalısın.
Sen “Allah’tan başka ilâh yoktur / Lâ ilâhe illallah” dediğin zaman, Allah bu sözünün içtenliği ve ne demek olduğu konusunda seni hesaba çeker, yani olup biteni O’ndan başkasına bağlayıp bağlamadığını bilip görmek ister.