Aşk fıskiyesi, ölümsüz çeşme!
Sana armağan olarak iki gül getirdim.
Seviyorum bitimsiz konuşmanı
Ve şiirsel gözyaşlarını senin.
Çiseyen gümüşsü tozların
Serin çiğlerle kaplıyor beni:
Ak, durmaksızın ak sevinçli pınar!
Anlat, anlat bana bildiklerini...
Aşk fıskiyesi, kederli çeşme!
Okudum ben de mermerinde senin
Uzak bir ülkenin övgüsünü;
Fakat Mariya'dan söz etmedin...
Ey, solgun yıldızı haremin!
Burada da mı unutuldun yoksa?
Yoksa sadece mutlu düşler miydi
Mariya ve Zarema
Ya da sadece imgelemin uykusu mu
Tenha bir alacakaranlıkta resimledi
Kendi bir anlık sanrılarını,
Ruhumun bir anlık idealini?
Yukarıdaki şiir 1824 yılında Puşkin tarafından kaleme alınmıştır ve de bir hikayesi vardır.
Şiirde bahsedilen Mariya, Kırım Hanı, Giray Han'ın haremindeki cariyelerden biridir. Giray Han, Mariya'ya aşık olur fakat henüz çok vakit geçmeden Mariya hastalanır, yitip giderek can verir. Bir başka anlatıda ölümünün arkasındaki sebeplerden biri olarak gösterilen ve şiirde bahsi geçen Zarema, Mariya'dan önce Giray Han'ın gözdesidir ve Mariya'nın gelişiyle geri plana düşer, kıskançlığının etkisiyle Mariya'yı öldürür.
...
Mariya'nın ölümünden çok etkilenen ve kederlenen Giray Han, onun anısına bir şeyler yaptırmak ister;