Suç ve günahlarından af dile. Bir daha yanlışa ve çirkine saplanmamaya savaş.
Düşmanınla savaşmadan önce savaş kendinle. Kılıcını uzatmadan önce güzellikler ve iyilikler dolu elini uzat düşmanına bile.
Hazreti Nuh gibi hiç umudunu yitirmeden kurtuluş gemisini inşa etmeğe devam et.
Hazreti İbrahim gibi ateşin içinde bile sabırlı ol.
Hazreti Musa gibi Batı'nın büyüsüne karşı Kur'an'ın mucize âsasını çıkar.
Hazreti Yunus gibi en çetin şartların karanlığında bile kurtuluşa, ışığa çıkmaktan umudunu kesme ve seni ışığa çıkaracak olanın Allah'tan başkası olamayacağını aklından çıkarma. Bugüne kadarki suçlarını kalbinde Allah'a itiraf et.
“Ya evlilik,” demiş annem ona, “ya da hiç. Ayrıca, evlilik olursa şunu bilmelisin: Kırlarda istediğin kadar kızla birlikte olabilirsin ama hiçbirini eve getirmeyeceksin çünkü sarayının salonlarında sadece ben salınacağım.”
Babam bütün ihtişamıyla karşısında durduğunda annem ona gülmüş. Seninle yatmak mı? Ne diye yapacakmışım bunu?
Babam istediğini alabilirmiş elbette. Ama Helios, ister köle kızlar olsun ister tanrıçalar, bütün kadınların kendi arzularıyla yatağına girmesiyle övünürdü. Sunakları bunun kanıtlarıyla, kocaman karınlı annelerin ve mutlu piçlerin adaklarıyla dolup taşardı.