Az konuşuyorlardı
Katır ayaklarının sesleri dolduruyordu öğleyi
Yürüyen yalnız ulu bir kitaptı sanki
Yalnız Reisin şemsiyesi vardı
O da güneşten korktuğundan değil
Yüceliğini ortaya koymak için
Hepimiz kırk yaşlarında erkeklerdik
Başımızın içinde arı uğultusu
Yine de aydınlık ve keskinlik
Bir buyruğa kapılmıştık açıklanmamış
Güçlüydük sağlamdık polattık
Çok ırmak aştık
Meşelerde hüthütler gördük
Kayalarda eskilerin alınyazıtları
Arada bir, bir atlı ilerliyor
Bir atlı geriliyordu
Yeni buyruklar sessizce veriliyordu
Sancaklar hızla dönüyordu üstümüzde
Kartalımız vardı
Eski kuşak olarak
Maymun ülkelerinden geçtik
İnsan bölgelerini aştık
Melek surlarına yaklaştık
Kentlerinde de çeşmelerinde de
Kadehler kırdık şıkıdam şıkıdam
Mermerleri bir is gibi yüzümüzü kararttı
Güntutulmuşa döndük
Sonra Kuran okudular ayıldık
Öyle aydınlandık ki
Doğudan da batıdan da