Abdurrahman Gümrükçü

Abdurrahman Gümrükçü
@ligarba61
A.D.M.M.A 1975-1980 kimya müh
GÖK GÜRÜLTÜSÜ ANITI Keçiler keçiler incil sesli keçiler Krom yüklü bulutlar geçince Birikince kül duman sis çamuru O ses o et yiyen ağaçların O eski şehirlerin yıkıntı sesleri O putların alacakaranlığı Yağmurdan önce yere dökülünce Gökteki birikintidir gökteki birikinti Gökleşmiş birikinti O kılıç birikintisi Göğün öfke kıvamı al basması Şiddetli gül özü gül toplamı Bir ikindi vakti O gök gürültüsü işitilince Aşınca mermer kulakları bile Keçiler kafatası çıngıraklı keçiler Kaçar kaçarlar dağa doğru
Şiir
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
O eski bir göçmen değil mi Onu üstüne yazacak ben değilim Ona gerekli belgeyi veremem O kağıdın sabrı da yok yanımda O sabır kentini yakan da biraz Kendi çocuklarıdır İyi saatte olsunlardır Babasız bebek kümeleridir Hadım seraplar iğdâş sannlardır Bu yıl gene güz Geçer gibi bir savaşın çatı katından Yakıp günübirliğin kurşuni tozlarını Tifo samanlarını Yeni ev badanasında Sarhoş ve sarsak Boşalmış bir plaj soluğuyla Tezelden çıkageldi Geldi geldi de ne oldu Üzümü atlayıp şaraba geçti Anlar mı ki Üzüm şaraptan biraz ötededir Şarabı bırakmak biraz daha öteye gitmektir Görünmeyen bir sancak taşımaktır Bağların bir yıllığı Kurutulup kış boyu evlerde El altında tutulacak Lambalanacak Kış gecesi bağa lamba takılacak Ve Yıkık bir sonbahar duvarıdır eşek
Şiir
GÜZ ANITI Bu yıl gene güz tabaklanmış Bir üzüm yatsısıyla işe erken başladı Bulutu erken tuzladı fırçaladı Yağmuru horozlar gibi vakitsiz öttürdü - Bu yağmurun başını derhal kesmek gerektir - Deniz büyük bıçaklar altında Üsküdar kasaplarının amansız bıçaklarıyla Pastırma gibi doğrandı Sabah artık çiğ et gibi Kuşluklar maymunların elinde dinamitlendi Yüzü kıpkırmızı çıktı koyunlardan Kuşkusuz tepelerin öğle güveyileri Birden bastırdı ayın dalgınlığı ikindileri Ve akşam o benim çekilmez dostum Konuşması bir çanı andıran dostum Sirk kaçkını bir kaplan gibi geldi Geldi geldi de ne oldu Geldi geldi de yanıma Çok zina yapan yaşlı çirkin bir kadın gibi çömeldi Ama ben onu bağışlayamam bilsin bunu iyi bilsin
Şiir
2. Bu gece ölüler şehri terketmiş Otomobil tekerleğindeki hava gibi Ateşin üstünde bir topak kar Mezarları bir şimşek ikiye bölmüş sanki Bu şehir yerden bile ağır bu gece Altında bir tek ölü olsun kalmamış Ölenlerdir incelten hafifleten oysa Uçacakmış gibi yapan şehirleri Ay kesik ve ben yiğit bir kabir eriticisi Geceleri dolan üstün ve tembel bardak Cami dolaylarında sur kapılarında Toprak kaçkını ölülerin toplayan tüylerini (1965, Eylül)
Şiir
ÖDÜNÇ GECE 1. Ay kesik yol urgan urgan bu gece Bin yıllık yağmur toptan yağmış gibi Tevrat'tan bir yaprak kopmuş Ölüme bulaşmış akşam yemekleri Bu gece eşsiz bir duvar devrilmiş Şurda burda rüzgar yamyamları türemiş Gümüşlü horoz gürültüleri işitilmiş Ay yeşil bir yaprak gibi inmiş yere Ben bu gece çok çıraklık ettim Yarılan yağmura aşılanan ateşe İnsanları birden gökyüzüne ayarladım Gecede bir göz oldum bir sabah doğurganı
Şiir