Abdurrahman Gümrükçü

Düşman atlarınca çiğnenmiş Olmaktan güç kurtarılmış gibi Ve ağaçlar birden duyarlar toprak anayı Benimserler biraz daha köklerini yapraklarını Bir gül kırılır ve düşer yere güllerin akşamı Bir kuş ilk defa uçar ve başarır Konmaz artık sivri olmayan hiçbir yere Bir bulut kopar ve alçalır İçinde açılır yamyassı bir ayna Ve kayalar hep kendilerini seyreder orda Dağın bütün madenleri Bir akşam kervanı gibi toplanır Usta sesini yükseltmek zorunda kalır Çocuksa her vakitki gibi sıkışmıştır İzin isteyemez öylesine sıkışmıştır Bütün alınlar yere değer Caminin bir saçağı düşer ansızın Namazda Gök Gürültüsü Süresi Bir kılıç gibi kınından sıyrılır Boyuna yeşil kavisler çizen Bir kemer mimarı olur havada Gök şehrin üstünden bir tank gibi geçerken Ses sezer yeni heykel olma dileklerini Ağ ağır ağır çekilirken Usul usul o göğün mucizesi O sonsuzluk ipinin yağı Büyük Yağmur boşanır zincirinden (1965, Aralık)
Şiir
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Yırtınsa da olduğu yerde bekçi köpek Çoban kavalı üflemekle eritse de Dağın yankı kovanı gök sesi Çınlayınca doğudan kuzeyden batıdan Kalaycılar kuyumcu eskileri Bulut içinde donatınca çarşı dükkan Yağmurdan önce çalan bulutun çanı Şiddetli meleklerin şidqet meleklerinin Bütün şehirlere ilkin giren borazanı İsrafil'in sürundan küçük bir dünya örneği Kulaklara giren rüzgar beyazlığı Yaz annelerine yatakları kaçırın diyen en yabancı Bin kollu taş yontucusu gök işçisi Elektrikten balyozunu sallayınca Kımılların ürküttüğü dut düşer Nar Tanrı Cennetine yaklaşmış gibi Bütün verimiyle daha erken kızarır Anlar ki dönmeyecek o genç nişanlı Dönmeyecek askerden anlar bunu evin kızı Ve çarşıda pazarlık bir an için sona erer Ve bir şehir büyüklüğünde bir tabut Bacaların siyah ellerinin üstünde gider Ve çocuk der anne' bu bağıran Hayvanın adı ne Cevapsız bir sıını dur bu Ama çocuk bir boğa gibi düşünür onu Korkar bu sesten evin ocağına yaklaşır Ve ocakta ateş daha bir Yaşlı ve karanlık bir incirdir Deniz bir sancak gibi sallanır Bir savaşta yere düşmüş de
Şiir
GÖK GÜRÜLTÜSÜ ANITI Keçiler keçiler incil sesli keçiler Krom yüklü bulutlar geçince Birikince kül duman sis çamuru O ses o et yiyen ağaçların O eski şehirlerin yıkıntı sesleri O putların alacakaranlığı Yağmurdan önce yere dökülünce Gökteki birikintidir gökteki birikinti Gökleşmiş birikinti O kılıç birikintisi Göğün öfke kıvamı al basması Şiddetli gül özü gül toplamı Bir ikindi vakti O gök gürültüsü işitilince Aşınca mermer kulakları bile Keçiler kafatası çıngıraklı keçiler Kaçar kaçarlar dağa doğru
Şiir
O eski bir göçmen değil mi Onu üstüne yazacak ben değilim Ona gerekli belgeyi veremem O kağıdın sabrı da yok yanımda O sabır kentini yakan da biraz Kendi çocuklarıdır İyi saatte olsunlardır Babasız bebek kümeleridir Hadım seraplar iğdâş sannlardır Bu yıl gene güz Geçer gibi bir savaşın çatı katından Yakıp günübirliğin kurşuni tozlarını Tifo samanlarını Yeni ev badanasında Sarhoş ve sarsak Boşalmış bir plaj soluğuyla Tezelden çıkageldi Geldi geldi de ne oldu Üzümü atlayıp şaraba geçti Anlar mı ki Üzüm şaraptan biraz ötededir Şarabı bırakmak biraz daha öteye gitmektir Görünmeyen bir sancak taşımaktır Bağların bir yıllığı Kurutulup kış boyu evlerde El altında tutulacak Lambalanacak Kış gecesi bağa lamba takılacak Ve Yıkık bir sonbahar duvarıdır eşek
Şiir
GÜZ ANITI Bu yıl gene güz tabaklanmış Bir üzüm yatsısıyla işe erken başladı Bulutu erken tuzladı fırçaladı Yağmuru horozlar gibi vakitsiz öttürdü - Bu yağmurun başını derhal kesmek gerektir - Deniz büyük bıçaklar altında Üsküdar kasaplarının amansız bıçaklarıyla Pastırma gibi doğrandı Sabah artık çiğ et gibi Kuşluklar maymunların elinde dinamitlendi Yüzü kıpkırmızı çıktı koyunlardan Kuşkusuz tepelerin öğle güveyileri Birden bastırdı ayın dalgınlığı ikindileri Ve akşam o benim çekilmez dostum Konuşması bir çanı andıran dostum Sirk kaçkını bir kaplan gibi geldi Geldi geldi de ne oldu Geldi geldi de yanıma Çok zina yapan yaşlı çirkin bir kadın gibi çömeldi Ama ben onu bağışlayamam bilsin bunu iyi bilsin
Şiir