Yazarın okuduğum ikinci kitabı ama gözümde bir numaradır.Her öğrenci gibi ben de bu kitabı zorunlu olarak çok önceden okumuş ya da duymuş;haliyle çokça spoi yemiştim.Kitabın yediğim spoilerden ne kadar farklı olduğunu birazdan anlatacağım.
Hani her romanın içerisinde aşk,arkadaşlık,aile gibi bazı evrensel temalar vardır ya bu romanda tamamen kendi gelenek ve göreneklerimizin izlerini görüyorum;daha da bağlanıyorum bu nedenle.Kendi ana dilimle okuduğum için mutluluk duyduğum onlarca kitaptan sadece bir tanesi.
Yavaş yavaş konuya gelirsek ilk olarak Feride'den bahsetmek gerek.O gerçekten Türk edebiyatında alışagelmiş karakterlerden değil.Her davranışında bizi bir kere daha şaşırtıyor.Ne kadar hınzır ve inatçı gözükse de biz onun ne kadar saf bir kız olduğunu biliyoruz.Ailesini çok genç yaşlarda kaybetmiş,yatılı Fransız okulunda büyümüş,sevgi eksikliğini hırçınlıkla kapatmış,kendi duygularına dahi yabancı kalmıştır.Gelelim Kamuran Efendiye.Rahatlık içerisinde büyümüş,kırılganlığıyla Feride'nin nefretini almıştır.Gençlik yıllarına geldiklerinde Kamuran Feride'nin onu sevdiğini öğrenmiş ve evlenmeye karar vermişlerdir.Feride düğünlerinden önce konağa gelen kara çarşaflı kadından Kamuran'ın onu "sarı çiçeğim"diye bahsettiği bir kadınla aldattığını öğrenmiş,her akıllı kadının yapacağı gibi ardında bir mektup bırakarak onu terk etmiştir.Feride kendi mesleği olan öğretmenliği İstanbul'dan bir kaçış olarak görür.Anadolunun çeşitli yerlerine atanır,ilgi çeker,isimler takılır,adı çıkar,sorunlar peşini bırakmaz.
Onda Zeyniler köyünün yeri ayrıdır.Burada cahil köylüyü aydınlatır,insanlara yaşam sevinci getirir,ailesi tarafından istenmeyen Munise'ye anne olur.Ama yine de mutlu değildir.Kaçarak mantıklı olanı yaptığını bilir;ama aldatıldığını öğrenmemeyi,yine de Kamuran'ın yanında