“Fakat bu isyan ve günâh aleminde gizlice örtü altında yapılan kötülükler, her cinai ve uydurma vakanın maskesi düşürülebiliyor mu? Bunun en dehşetlisi doğal maskelerle asıl yüzlerini gizlemeyi başararak kötülük yapanlardır. Efendi, emin olun, gördüğünüz her sima, göstermek istediği aydınlık bir vicdanın hakiki yansıması değildir. İyilikseverlik belirtileriyle parıltılı bulduğunuz çehrelerden çoğunu, bir anlık o doğal ikiyüzlülük örtüsünden sıyrılmış görseniz dehşetinizden Hakk’a sığınırsınız. Tatlı görünen ne kadar tebessümler vardır ki her biri gizli bir nefretin, alçak bir emelin aldatıcı yaldızı hükmündedir.”
“Burası deniz kıyısı... Bu iğrenç şeyleri buralara saçan aldırışsız eller, biraz daha öteye fırlatsa acaba bileklerinden kopar mı? Bu duvarların her bir taşı bizim için birer bilgelik cümlesi, etkileyici birer tarihi yadigârdir. Gönül ister ki şu burç ve surların etrafını, mazimizin azametini düşünmeye buraya gelecek ziyaretçilerin düşünenlerine zihin açıcı hatıralar verecek, şiir havası hissettirecek, gönlü süsleyen birer bahçe halinde görsün... İşte Avrupalı gelir, Türk'ün ruhunu bu çöplükte arar ve hakkımızdaki korkunç hükmünü verir. Çünkü Avrupa'da bir demiryolu makasçısının bahçesi, Fatih'in heybetli maneviyatının uyuduğu bu yerlerden daha temiz ve hoştur.”