10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 22:17
içimi inanılmaz ısıtan bir kitaptı. Her şeyiyle bayıldım. Onları çok seviyorum. Bu saflığı ve bu sıcaklığı çok seviyorum. Bu kitap sanırım daima benim güvenli limanım olacak. Keşke devamı olsa...
10 Sürpriz RandevuAshley Elston · Yabancı Yayınevi · 2021952 okunma
Puan vermedi·360 syf.··
2026 10. kitabı
Bu kitap için yorum yapmaya kalksam o kadar uzar ki anlatamam. O sebeple sadece kitabın benim için anlamını ve arka kapak yazısını bırakacağım. Tek diyeceğim şu: gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz. Hani bazı kitapların insanlar için bir güvenli liman etkisi vardır ya… İşte bu kitap benim güvenli limanım. Ne zaman hayatımda bir şeyler yolunda gitmese ya da şu an olduğu gibi stresli bir dönemden geçiyor olsam, bu kitabı okurum. Beni bulunduğum andan çıkaran, içine çeken ve hayatın stresini üzerimden atmamı sağlayan bir kitap. Öyle ki okurken adımı bile unuttuğumu söyleyebilirim. Konusunu az da olsa anlamanız için arka kapak yazısını da buraya bırakıyorum: Tevfik Tuğrul Türkdoğan, mesleği için kendisiyle mücadele etmiş bir savaş pilotudur. Çocukluğundan beri hayallerini süsleyen akrotim, onun gönlünde yatan asıl yerdir. Bu süreçte idolü olan komutanıyla aynı filoda çalışma imkânı yakalar; ancak işler hiç de sandığı gibi gitmez. Beklemediği bir anda karşısına çıkan bir kadınla birlikte Tevfik Tuğrul Türkdoğan’ın hayatı kökünden değişmeye başlar. Çünkü yardım ettiği kadın, hiç ummadığı biridir.
Black OutElif Kaplan · Pukka Yayınları · 2024352 okunma
Reklam
Limanlar, Yollar ve Kırık Kalpler Arasında
5/10
·184 syf.·
2026 9. kitabı
Kitabı bitirdiğimde içimde kalan his tam olarak şuydu. Sanki uzun bir yolculuktan dönmüşüm ama eve mi vardım, yoksa ev dediğim yer artık bambaşka bir yer mi, emin değilim. Bu kitap, bir hikâye anlatmaktan çok, insanın kendine sorduğu o zor soruları fısıldıyor. Roman bizi İsyan Kitabdar’ın hayatına davet ediyor. Daha ilk sayfalardan itibaren bunun sıradan bir yaşam öyküsü olmadığını anlıyoruz. Doğu ile Batı arasında sıkışmış bir coğrafyada kimliklerin, inançların ve dillerin iç içe geçtiği bir dünyada büyüyen bir adamın hikâyesi bu. Ama aslında sadece İsyan’ın değil yurdundan kopmuş hiçbir yere tam ait hissedememiş herkesin hikayesi. Maalouf’un en güçlü yanı tarihi ve politik kırılmaları insanın kalbine değmeden anlatmaması. Savaşlar, sürgünler, devrimler romanda büyük olaylar gibi değil insanların hayatını sessizce ama geri dönülmez şekilde değiştiren dalgalar gibi yer alıyor. Okur olarak biz de bu dalgaların içinde savruluyoruz. Bir limandan diğerine geçiyoruz ama hiçbir liman tam anlamıyla sığınak olmuyor. Kitabın merkezinde yer alan aşk ise alışıldık bir romantizm sunmuyor. Daha çok, zamanın ve şartların aşındırdığı bir sevgi bu. Kavuşamamanın, suskunluğun ve beklemenin içimize işleyen hâli… Maalouf, aşkı büyük cümlelerle değil, eksik kalan anlarla anlatıyor. Belki de bu yüzden bu kadar gerçek. Doğu’nun Limanları, aidiyet kavramını sürekli sorgulayan bir roman. İnsan bir yere mi aittir, bir kişiye mi, yoksa sadece kendi hikâyesine mi? Maalouf bu soruya net cevaplar vermiyor okuru düşünmeye, hatta biraz da huzursuz olmaya davet ediyor. Çünkü bazı soruların cevabı yoktur, sadece yankısı vardır. Bu kitabı okurken sık sık durup düşündüm: Benim limanım neresi? Hangi anlarda kendimi sürgünde hissediyorum? Hangi bağlar beni ayakta tutuyor? Eğer bir kitap okuru kendi
1000Kitap
Doğu'nun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202640,1bin okunma
"Sevmek ne imiş bir gün anlarsın..."
Puan vermedi·94 syf.··
2026 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2026 20:15
Bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların Sevilen gözlerin erişilmezliğini O hiç beklenmeyen saat geldi mi Düşer saçların önüne, ama bembeyaz Uzanır gökyüzüne ellerin Ama çaresiz Ama yorgun Ama bitkin Bir zaman geçmiş günlerin hayaline dalarsın Sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler, acı Sevmek ne imiş bir gün anlarsın. Bir gün anlarsın hayal kurmayı Beklemeyi, ümit etmeyi Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi Lanet edersin yaşadığına Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın O zaman bir çiçek büyür kabrimde kendiliğinden Seni sevdiğimi bir gün anlarsın... 》Beyoğlu Sahaflar Çarşısı'nda mis gibi kitap kokuları arasında gezerken rengarenk şiir kitapları olan bir raf çarptı gözüme. Tek tek baktım hepsine, karıştırdım. Aralarında bir tanesi çok eskimiş, yıpranmış, rengi solmuş öylece duruyor: Bir Gün Anlarsın Ümit Yaşar Oğuzcan, hem de ikinci baskı, taa 1964'te basılmış. Görmüş geçirmiş bir kitap, ruhu var, hikayesi var. Kim bilir kaç kişi okumuş onu, kaç kişi satırları arasında kaybolmuş, okurken hüzünlenmiş, ya da derdini hatırlamış. Sanki beni bekliyordu o kalabalığın arasında. Kimse bulamasın diye saklanmış diğer kitapların arkasına. Tam şiir okumaya ihtiyacım olan bir zamanda sihir gibi karşıma çıkınca tanıdık birini görmüş kadar mutlu oldum. Sanırım o gün hissettiklerimi hiç unutmayacağım. Ben ölünce burada anı olarak kalması için de incelemeye yazmak istedim... :) 》Benim için en kıymetli isimlerden Ümit Yaşar. Aşkı en güzel anlatanlardan, satırlarda yaşatanlardan. Aşkı, hasreti, özlemi, sadakati, acıyı, kaybettiğimiz, unuttuğumuz nice güzel duyguyu... Bazı insanlar iyi ki geçmiş bu dünyadan. Yoksa güzel olan hiçbir seye inancımız kalmayacaktı bu çağda... 》Okurken içimi paramparça ederken aynı zamanda çiçek bahçelerinde
Alıntı
Bir Gün AnlarsınÜmit Yaşar Oğuzcan · Ekin Basım Yayıncılık · 1964206 okunma
Beni kaybetmekten korkmayandan, ben vazgeçiyorum.
Puan vermedi·160 syf.··
2026 2. kitabı
Nasıl anlatsam bilemiyorum... O kadar anlamlı, o kadar içdenlikle yazılmış bir kitab ki... Okurken resmen bayıldımm, her cümlesinde duygulandım, ağladım... Kitabın kapağında yazılmış bir cümle: "Kahverengi dallardan pembe çiçekler açdığına göre ümitsizliğe gerek yok". Sanarım artık her cümlenin anlamını anlayacaq kadar büyüdüm ve artık o evredeyim. Kitapdan o kadar cümle paylaşmaq istiyorum ki, şöyle bir cümle okudum, diyorki, "Limanım sandığım insanlarda dibe battım. Bende artık kendimden başka kimseye sığınmam". Bir Şaman sözü der ki: "Sevdiklerine bağlı ol ama bağımlı olma. Fedakar ol ama kendini feda etme. Dünü unutma, sopalanıb kalma da. Sabret ama katlanma. Eleştir ama suçlama. İste ama israr etme. Ve en önemlisi hiç kimseye biat etme. Bir gün hepimizin öleceğini de asla unutma" Her şey dengeyi kurabilmekle alakalı aslında. İyi ayarla."
Alıntı
Kendine Hoş GeldinMiraç Çağrı Aktaş · Olimpos Yayınları · 201912,5bin okunma
ERİKA EWALD'IN AŞKI-kitap yorumu
5/10
·62 syf.··
2025 31. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 28 Aralık 2025 15:34
Stefan Zweig okumayı çok sevdiğim bir yazardır ve çoğu zaman bunaldığımda kafa dağıtmak için bile başvurduğum , güvenli limanım olan bir yazardır. Psikolojik analizleri ve bunu okuyucuya yansıtışı, betimlemeleri, insan analizleri ve tasvirleriyle hep beni etkilemeyi başarmıştır. Çok nadir beğenmediğim eserleri olmuştur şuana kadar okuduklarımın arasında. Bu da maalesef onlardan biri oldu.. Konusundan kısaca bahsedersem; Erika Ewald çekingen, sessiz, sakin bir piyanisttir. Beraber çalışma yapmaları sonucu kemanist bir adama aşık oluyor. Bu adam Erika'dan farklı olarak heyecanlı bir aşk adamıdır ve Erika'nın başlardaki platonik aşkına karşılık verir. Erika'da adamın dikkatini çekmiştir. Eserde Erika'nın aşkı kendi içinde kabullenme aşamalarını ve utangaç yapısı nedeniyle aşka ürkek yaklaşımını okuyoruz. Kitap kısacıktı (60 sayfacık) bu nedenle konuya hızlıca giriliyor ve hızlıca sonuca ulaşılıyordu. Zweig'in kısa eserlerine alışkınım ve normalde kısa eser sevmeme rağmen Zweig'in 10 sayfalık eserini bile okusam etkilenirim derdim ama bu sefer öyle olması. Çok çok üstün kötü anlatılmış ve önem verilmemiş bir eser imajı bıraktı bende bu kitap. Asla tam olarak anlatılmak istenin içine giremedim, psikolojik betimlemeler beni etkilemedi ve karakterlerle bütünleşemedim , o meşhur Zweig etkisi oluşmadı... Erika'nın aşktan korkuşu, aşkı kabul etmeye çalışması ve bu konuda zorlanışı güzel aktarılmıştı evet ama hep bir şeyler eksik gibi hissettirdi nedense eser bana. Aralarındaki aşk zaten hiç geçmedi bana. Erkek karakterimiz nasıl bir karakter çok anlamadım çünkü üzerinde hiç durulmamıştı ve bu da beni eserle bütünleştirmekten uzaklaştırdı. Özellikle sonu çok saçma geldi bana. Duygusal bir şekilde bağlamaya çalışmış yazarımız ama olmamıştı bence. Zweig'e yakıştıramadığım
İnceleme
Erika Ewald’ın AşkıStefan Zweig · Koridor Yayıncılık · 20213,860 okunma
Reklam
Reklam