Karşınızda: Elfhame'in Yüce Kraliçesi ve Yüce Kralı
10/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 52. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 15:36
Merhabalarr. Bugün Peri Halkı serisinin 3. kitabıyla karşınızdayım. Son kitapta Cardan, Jude'u insan diyarına sürgüne yollamıştı. Jude insan diyarında hayatta kalmaya çalışıyor. Bu esnada eline Peri Diyarı'na geri dönmek için bir fırsat geçiyor ve olanlar oluyor. ᯓ♛İNCELEMEM: Bu kitabın dilini çok sevdim. Duyguları çok güzel hissettirdi. Karakterleri 2.kitapta sevmiştim burada iyice bağlandım. Diğer kitaplardaki anlam boşlukları, havada kalmışlık hissi bu kitapta yoktu. Bir çevirmenine bakayım dedim. Ne göreyim. Bu kitabın çevirmeni farklı. Sayın İdil Bostan'ın eline sağlık son kitabı iyi ki o çevirmiş. Bir çevirmenin bu kadar önemli olduğunu bu seriyle anladım. Önceden de serinin çevirisinin kötü olduğu söyleniyordu ama DEX'e alışığım diye pek bir şey olmaz dedim. Diğer kitaplarda sorguladığım geçmiş zaman, şimdiki zaman gidip gelmeleri çevirmenden dolayıymış. Yazardan olmadığını fark etmiş oldum. Muhteşem bir seriyi çevirmen katletmiş. Kitaptaki aksiyonsa burada arşa çıktı. Okuyorum okuyorum büyük bir olay oluyor okumaya devam ediyorum daha büyüğü oluyor. Duygudan duyguya girerek okudum. Romantizm kısmı asıl bu kitapta vardı. Yine aman aman yok ama yeterli dozdaydı. Yazar dengeyi güzel kurmuş abartmadan araya serpiştirmiş. SPOİLİ KISIMMM!!!! Jude'un Madoc'la dövüşmesini okumak hoşuma gitti. Tüylerimi diken etti ettiğini itiraf ediyorum. Ama bence bir kitabın olmazsa olmazı bu ufak tefek telaşlardır. Jude o yaralı haliyle Cardan'ı kurtarmaya çalıştı. (Bir de hâlâ ona aşık olmadığını kendine hatırlatıp durdu. bu aşk değilde ne?) Cardan'ın ipleri eline alıp GERÇEK bir kral gibi davranması çok hoşuma gitti. Hiçbir şey yapmayıp anca eğlence peşinde olan erkek karakterleri sevmiyorum. Ki artık gücünü göstermeseydi benden büyük bir linç yiyecekti. Jude'u
1000Kitap
Hiçliğin KraliçesiHolly Black · Dex Kitap · 20211,415 okunma
9/10
·303 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 11:57
Uzun zaman sonra okuduğum bir kitaptan ilk defa bu kadar zevk aldım. Şahsi olarak pek öngöremediğim bir kurgusu vardı, ince eleştiriler içeriyor ve dünyamızın acı gerçeklerini yüze vuruyordu. Üzerinde uzun uzun konuşabileceğim ve tartışabileceğim bir kitaptı. Öncelikle yayın sektörüne karşı oldukça eleştiri içeriyordu – bu konuda haklı olduğunu da düşünüyorum. Bir tutku olarak başlayan yazarlık mesleğinin (bunun çoğu meslekte de geçerli olduğunu düşünüyorum, özellikle sanat dallarını içerenleri) yayınevleri ve okuyucuları memnun etme baskısının yanında, diğer yazarlar arasında fark yaratma, görülme arzularının ve artan kıskançlıkların tutkuyu nasıl zehirlediğini ve takıntı haline getirdiğini gösteriyordu. Bir hayal ve tutku olarak başlayan bu yolda tamamen kişisel arzular ve hırslar ön plana çıkmaya başlıyor. Ayrıca ırkçılığa değinme şekli de hoşuma gitti. Uzun yıllar boyunca ırkçılığa ve ayrımcılığa maruz kalmış kesimler, karşı karşıya kaldıkları sorunlarda muhatap oldukları kişiyi ırkçılıkla suçlarken aslında asıl ırkçılığı kendileri yapmaya başlarlar. Kitabın linç kültürünü yansıtma şekli de aynı şekilde oldukça iyiydi. Günümüz insanlarını muazzam yansıttığını düşünüyorum bu kitabın. Bu tip değinilen eleştiri ve yüzleştirmeleri kalbimi çaldı diyebilirim. Ana karakterin her koşulda kendini bir şekilde haklı görmesi, tüm yaptıklarını kendisine hak görmesi günümüz insanlarının sorunlarından biri. Karakterin endişe ve korkuları o kadar güzel yansıtılmış ki, eğer meyilli bir yapınız varsa okurken kaygıyla doluyorsunuz. Kitap hakkında o kadar çok konuşabilirim ki... Benim önereceğim kitaplar arasına kesinlikle giriyor.
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,3bin okunma
Reklam
Rezillik ve Sapkınlık
1/10
·211 syf.··
2026 4. kitabı
Bu Kitap hayatımda okuduğum en kötü,en mide bulandırıcı,sapkın 1 kitap.Nobel almış edebiyatçı diye öve öve bitiremedikleri ORHAN PAMUKÇU,tek yapmış olduğu Batı efsanelerinden en çok sevilen Oidipusu+Doğu Efsanelerinden en çok sevilen Rüstem ve Sührap'ı kopyala yapıştır yapıp üzerine Yeşilçam dramı koymuş,başka birşey yok!Nasıl olsa NOBEL ödüllü,eleştirecek kimsede yok,sat gitsin! Orhan Pamuk okurlarıyla resmen dalga geçiyor.Okurlar olarak koyun sürüsü psikolojisinden çıkıp,herkes okuyor övüyor,ödüllü,diye okuduğumuz adama akıl ve mantığımızla bakarsak yazdıklarının sapıklıktan başka birşey olmadığını görürüz.Bugün Orhan Pamuğun yazdıklarını sıradan,fakir bir vatandaş yazsaydı,Toplumda linç edilir,Sapıklıkla itham edilirdi.Tabi bunu Orhan Pamuk yazınca(NOBEL ÖDÜLLÜ!);Geçmiş Efsanelerden;Oidipus ve Sührab'ı Modern ve sade bir edebi sanatla tekrar yazmıştır,deniyor.Kitab'ın içeriği ise;Bir gün çalışmaya giden 16 yaşındaki veledin,kırmızı saçlı evli bir kadınla yasak ilişki yaşamasını,Rüstem ve Sührap,Oidipusla kafayı sıyırmasını,bu düşüncelerle iş esnasında ustasını yaralar,kaçar,büyür,üniversite okur,şirket kurar,evlenir ama çocuğu olmaz.Daha sonra ustasıyla iş yaptığı yere ustasının sonunu öğrenmek ister.Ustasının sonradan işkazasından kurtulduğunu öğrenir.Ayrıca 16 yaşındayken birlikte olduğu kırmızı saçlı kadının,eskiden kendisini terk eden babasınında 3 yıllık sevgilisi ve ilişkisi olduğunu öğrenir.Bu yüzden 16 yaşındayken, Kırmızı saçlı kadın onu babasına benzettiği için birlikte olmuştur.Dahası bu kadından,30 yıl sonra çocuğu olduğunu öğrenir ve kadının geçmişte 2 evlilik yaptığınıda öğrenir.(İnsanın kusması geliyor!)Kadının, kitapta vermediği erkek karakter neredeyse kalmamıştır.Sonra kendi oğlu,kendisine neden babalık yapmadığı(klas yeşilçam)hesabını sorarken
Kırmızı Saçlı KadınOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202462,2bin okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2026 13. kitabı
Bazı kitaplar vardır, bittiğinde kapağını kapatır ve rafınıza kaldırırsınız. Zygmunt Bauman’ın Akışkan Hayat’ı ise tam tersini yapıyor: Kapağı kapandığı an sizi kendi hayatınızın ortasında çırılçıplak, üstelik elinizde neoliberalizmin faturasıyla yapayalnız bırakıyor. Bauman bu sarsıcı metinde, katı modernitenin o sığınak sığ güvenliğini (kalıcı meslekleri, köklü aidiyetleri, kurumları) nasıl birer birer eritip akışkanlaştırdığımızın otopsisini yapıyor. Artık hiçbir toplumsal formun, hiçbir ilişkinin veya kimliğin, içine yerleşmemize ve kök salmamıza izin verecek kadar uzun süre hayatta kalamadığı tuhaf bir panayırdayız. Bu panayırın tek bir mutlak yasası var: Hız. Durursan ıskartaya çıkarsın, bağlanırsan elenirsin, esnemezsen kırılırsın. Kitabı okurken altını çizdiğim kavramlar, her gün sokakta, plazada ya da dijital ekranda içinden geçtiğimiz o görünmez dogmaları (doxa) birer birer deşifre etti. Bauman’ın kuramsal süzgecinden bugünün Türkiye manzarasına baktığımda parçalar korkunç bir netlikle yerine oturdu: Bizler katılaşmaktan, yani sistemin hızını kaçırmaktan o kadar korkuyoruz ki, kendimizi sonsuz bir in statu nascendi (doğum anında olma) yanılsamasına mahkûm ediyoruz. Bir kimliğe, bir ahlaka ömür boyu sadık kalmak esnekliği bozduğu için, manevi pazardan işimize gelen parçaları koparıp melez can yelekleri dikiyoruz kendimize. Muhafazakar elitlerin lüks otellerdeki şatafatlı bebek mevlütleri (Mevlüt ile Baby Shower evliliği), kapitalizmin acımasız çarklarında ezilirken "bolluk bereketi esmalarla manifestleyen" o spiritüel lümpen proletarya, tam da Bauman’ın işaret ettiği o trajik "açık büfe dindarlığının" somut kanıtları. Sistem, yapısal sömürünün yarattığı anksiyeteyi, kişisel gelişim tezgahlarında uyuşturup bizi çarkların arasına geri fırlatıyor. Bauman’ın
Sosyoloji
Akışkan HayatZygmunt Bauman · Ayrıntı Yayınları · 2018131 okunma
Puan vermedi·372 syf.··
2026 85. kitabı
ᴘᴇşɪ̇ɴᴅᴇʏɪ̇ᴢ 𝙱𝚊𝚣𝚎𝚗 𝚍𝚞̈𝚗𝚢𝚊 𝚜𝚎𝚗𝚒 𝚊𝚕𝚝 𝚎𝚝𝚖𝚎𝚔 𝚒𝚌̧𝚒𝚗 𝚎𝚕𝚒𝚗𝚍𝚎𝚗 𝚐𝚎𝚕𝚎𝚗𝚒 𝚢𝚊𝚙𝚊𝚛. Bazı kitapları okuduktan sonra "ah be ne güzel geldi, iyi ki okudum " deriz ya işte benim için tam anlamıyla severek okuduğum bir kitap oldu. Yazarın akıcı ve sade kalemi, olay örgüsü, sağlam kurgusu ve bölüm geçişleri güzeldi. Kitabın son sayfasına kadar gizem ve heyacan okuru asla terk etmiyor. Karakterlerin psikolojik analizlerini ve içsel döngülerini kusursuz işlemişti. Kitabın atmosferi de oldukça güçlü, karakterlerin o duygu ve düşünceleri ,yazarın betimlemeleri ile birleşince kitabı okumaktan çok yaşamaya sevk ediyor... Modern dünyanın karanlık yüzünü ve insan psikolojisinin sınırlarını merkezine alarak muhteşem bir okuma serüveni yaratmış. Yazar internetin ve sosyal medyanın insanları nasıl birer yargıca dönüştürdüğünü, bir olayın dijital dünyada yayılan dedikodular, önyargılar ve klavye arkasına saklanan insanların acımasızlığı ile hayatı nasıl alt üst ettiğini gözler önüne seriyor. Annelik, kayıp, sosyal medyanın yarattığı linç , paranoya, akran zorbalığı ,geçmişin sırları, aile içi sırlar, arkadaşlık, iletişim, algı, güven, suçluluk duygusu gibi bir çok derin temalardan beslenen bir kurgu. ​ Düşünsenize ​15 yaşında iken Kehanet adında bir kitap yazıyorsunuz ve yarışmada birinci oluyor, kitabınız basılıyor...Ve babanız da ünlü bir müzisyen. Yıllarca süren bir karanlık zihniyet ve inanç ile internette devam eden akıl almaz bir algı ile insanlar sizden ve ailenizden nefret ediyor... Meg , kızını üniversiteye bırakmak üzere eşi Justin ile yola çıkıyor. Ancak otoyolda başlayan bir taciz/sürtüşme korkunç bir kazaya sebep oluyor. Justin olay yerinde hayatını kaybediyor geride kalan Meg ve kızı hem fiziksel hem de ruhsal olarak hayatlarına devam etmek zorundalardır. Kazadan aylar sonra Meg,
PeşindeyizAlison Gaylin · The Kitap · 2025128 okunma
Müfid Ekdal - Kadıköy Konakları
Puan vermedi
20. YY Kadıköyü tarihi ile ilgili en önemli kaynaklardan biridir, müellifin diğer kitapları da çok önemlidir. En son Kadıköy Belediyesi neşrediyordu. Said Naum Duhanî’nin Beyoğlu’nun 19. YYna ışık tuttuğu gibi (Eski İnsanlar Eski Evler) Ekdal’ın bu kitabı da Kadıköy’deki konakları, sakinlerini, yaptığı işleri vs. sosyal tarihe dair çok şey anlatır. 2026 Haziran’ında Rahmi Koç’un, Türkiye’de linç edilen en yaşlı vatandaş ünvanı almasının müsebbibi bu kitabın 90-95. sayfasında yer verilen bir doktorun anılarıdır. Koç, ya bu kitabı okuyup fıkra haline getidi ya da Moda Deniz Kulübü’nde oturduğu bir masada kahkahalar eşliğinde bu fıkra anlatıldı. Zihninde yer etmiş olacakki, o da malum hastane açılışında 96 yaşına mütecaviz bir ihtiyarken fıkrayı hatırlayıp anlattı.
Kapalı Hayat KutusuMüfid Ekdal · Yapı Kredı Yayınları · 20140 okunma
Reklam
Reklam