Batı'nın anladığı şekliyle Tanrı, hayalet baba figürü değil, kaderin, mücadelenin, ilahi yasanın, mucize olarak dünyanın ve onu da içeren evren mucizesinin sahibidir.
Sosyal medyada düşüncelerin aforizmalaşması , tek cümleye indirgenmesi gibi bir tehlike de olduğunu söyledin. Gençler uzun paragraf okumaktan sıkılıyorlar mı artık?
Bunu Twitter benzeri sosyal medya mı tetikledi, yoksa doğal bir sonuç muydu? Ya da şöyle soralım: Sosyal medya olmasaydı çocuklar uzun paragrafları okuyacaklar mıydı? Gençlere ciddi ve uzun metinleri okutamamak dünyanın sorunu. Mazeret olarak söylemiyorum ama bu bir hız çağı, ciddi metinleri okumak zaman istiyor. Roman okuyorlar diyeceksin ama romanlar çoğu için eğlencelik. Ben de metinlerin tümünü okumuyorum artık, paragrafa bir göz atmayı, okumaya değer olup olmadığını kestirmeyi öğrendim.
Beni asıl rahatsız eden dilin hızla ve onarılmaz şekilde bozulması. Yazarken sadece sessiz harfleri kullanmak aşırılaştı. Bugünkü gençlerin neredeyse tamamı için kelime "saol" mesela, "sağ ol" değil. Sözlüğe bak desen saol diye arar, bulamayınca yok der. Hatalar hem yazıyla hem sözle hızla dolaşıma giriyor. Televizyonda kâinâta kainat diyen spiker gördüm. Kâinât kelimesini daha önce hiç duymamış olmalı. İnce veya uzun okunan a'lardan ümidimi kestim. Nüansları ortadan kalkmış bir Türkçe konuşulup yazılıyor bugün, aynı yaştaki insanların bile birbirini anlamadığı oluyor. Yiğit Bener anlatmıştı. Bayramda "Nice bayramlar" yazan bir bez afiş görmüşler. Kızı "Nays bayramlar" diye okumuş. İş dünyasında konuşulan İngilizce karışık dile alıştık artık ama akıllı başlı insanlar push etmek, ignore etmek diyebiliyor. Dil insanın ülkesidir halbuki.
Yeryüzünde linç edilen bir yoksul, işkence altında
canından bezdirilen bir mazlum yoktur ki,
onunla beraber canına kıyılan ve aşağılanan ben olmayayım.
Aime Cesaire, Et /es Chiens Se Taisaient
Risk, keşfin doğal eşlikçisidir. Keşif risksiz kaldığında sığlaşır, risk keşifsiz kaldığında ise amaçsız bir savrulmaya dönüşür. Gençlik, bu dengeyi kurmaya çalışan bir dönemdir. Hem uzaklaşmak hem ait kalmak hem denemek hem korunmak arasında bir yol arar.
Modern dünya, bu doğal kâşif için tuhaf bir ikilem yaratır. Bir yandan fiziksel riskleri azaltmak adına gençleri her zamankinden daha uzun süre okullarda, yapılandırılmış ve denetlenen ortamlarda tutarız. Kendi başlarına dolaşabilecekleri, sıkılabilecekleri, hata yapabilecekleri ve küçük deneylerini kurabilecekleri alanlar daralır. Sıkılmak bile lüksleşir. Oysa sıkılmak, zihnin kendine alan açtığı anlardan biridir. Öte yandan gençleri dijital dünyanın devasa, denetimsiz ve görünmez riskleriyle baş başa bırakırız. Sosyal linç, siber zorbalık, mahremiyet ihlali ve radikalleşme gibi psikolojik ve sosyal riskler, bir ağacın tepesine tırmanmaktan çok daha yıkıcı olabilir,
Sosyal medyada "linçleme” olarak tabir edilen, insanların kişilik haklarına saldırmak bir kul hakkıdır. Kelimeleri seçerek kullanmak, gönül incitmemek ve kalp kırmamak Müslümanın nezaket anlayışına en uygun olanıdır.