5/10
·192 syf.··
2026 5. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 15:15
Bekle beni, beklediğime değmedi. Yeni bir roman hevesiyle hemde Trabzon gezisinden hatıra kalsın diye ümitle aldım. Fakat okudukça zülfü livaneli nin hayatından kesitler olduğunu farkettim. Zaten kitabın sonunda yazar bunu açıklamış. Zülfü livanelinin bazı kitapları nedense (bende) umduğum gibi çıkmıyor. Mesela Serenad kitabı çok beğenilirken Konstantiniyye Oteli aynı etkiyi yapmadı. Son Ada kitabı çok vurucu olmasına rağmen Balıkçı ve oğlu biraz sönük kaldı vb. Kitapta anlatılan konu çok önemli, dönemin büyük sıkıntılarından bahsetmiş yazar. Ülkemizde düşünce konusunda nedense hangi çevreden olursa olsun hep bir önyargı, kabul etmeme mevcut ve bu durumu maalesef aşamıyoruz. Son söz olarak konu çok iyi ama kitap daha vurucu ve dokunaklı olabilirdi...
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,2bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 4. kitabı
Bu kitabı okumaya başlamadan önce İvan Goçarov’un OBLOMOV kitabını okumaya başlamıştım . Sonrasında ara verip bu kitabı okumaya başladım ve kitapta OBLOMOV dan bahsedildiğini görünce çok şaşırdım. Kitap içinde kitaba hapsoldum sanki . Mükemmel bir tesadüftü
Duygu ve Düşünce
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,2bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ciddi anlamda spoiler içerir !!!!!!!!
10/10
·120 syf.··
2026 1. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 23:48
Zülfü Livaneli’nin Elia ile Yolculuk adlı eseri klasik anlamda bir roman değil; anı, biyografi, gezi yazısı ve dostluk hikâyesinin iç içe geçtiği, gerçek olaylara dayanan edebi bir anlatıdır. Kitabın merkezinde dünyaca ünlü yönetmen Elia Kazan ile yazar Zülfü Livaneli arasında yıllara yayılan dostluk ve birlikte yaptıkları son Anadolu yolculuğu bulunur. Eser, Elia Kazan’ın yaşamının son dönemlerinde doğduğu topraklara duyduğu özlem nedeniyle çıktığı duygusal bir dönüş yolculuğunu anlatır. Kitap, Livaneli’nin New York’ta başlayan anılarıyla açılır. Okur daha ilk sayfalardan itibaren Elia Kazan’ın yalnızca ünlü bir Hollywood yönetmeni olmadığını, aynı zamanda kökleri Anadolu’ya uzanan karmaşık bir kişiliğe sahip olduğunu öğrenir. Asıl adı Elias Kazancıoğlu olan Elia, Osmanlı döneminde İstanbul’da doğmuş, ailesiyle birlikte çok küçük yaşta Amerika’ya göç etmiş bir Rum çocuğudur. Amerika’da büyümüş, tiyatro ve sinema alanında olağanüstü başarılara ulaşmış, birçok Oscar kazanmış ve dünya sinema tarihinin en etkili yönetmenlerinden biri hâline gelmiştir. Ancak bütün bu başarılara rağmen içinde hiç dinmeyen bir Anadolu özlemi taşımaktadır. Kendisini tam anlamıyla Amerikalı ya da Yunan hissetmez; en çok “Anadolulu” olarak tanımlar. Bu duygu, kitabın temel eksenlerinden biridir. Livaneli ile Elia Kazan’ın dostluğu da bu ortak Anadolu duygusundan beslenir. Kitap boyunca sadece Elia’nın hayatını değil, Livaneli’nin kendi yaşamından kesitleri de görürüz. İki sanatçı farklı kuşaklardan, farklı coğrafyalardan gelmiş olsalar da sürgünlük, aidiyet arayışı, sanat ve memleket özlemi gibi ortak duygularda buluşurlar. Yolculuk sırasında yaptıkları sohbetler, kitapta olaylardan daha önemli bir yer tutar. Bu sohbetlerde siyaset, tarih, sanat, insan doğası, göç ve kimlik meseleleri sık sık
Alıntı
Elia ile YolculukZülfü Livaneli · Karakarga Yayınları · 202012,5bin okunma
Yalnızlığın Sessiz Yüzü
Puan vermedi·203 syf.··
2026 2. kitabı
Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm kitabını okurken beni en çok etkileyen şey ölüm değil, yalnızlık oldu. Kitap boyunca karakterlerin taşıdığı yükleri okurken kendi hayatımdan parçalar buldum. Bazı kitaplar size bir hikâye anlatır, bazıları ise farkında olmadan sizi kendi geçmişinizle baş başa bırakır. Bu kitap benim için ikinci türdendi. Uzun yıllar boyunca etrafımda çok fazla insan vardı. Dost sandığım, beraber güldüğüm, beraber vakit geçirdiğim insanlar… Fakat zaman geçtikçe kalabalıkların insanı yalnızlıktan korumadığını anladım. İnsan bazen en büyük yalnızlığı, yanında olduğunu düşündüğü insanların aslında çoktan gitmiş olduğunu fark ettiğinde yaşıyor. Kitaptaki karakterlerin geçmişleriyle hesaplaşma biçimi bana kendi hayatımı düşündürdü. Bazen insan bazı şeyleri geride bırakmak zorunda kalıyor. Fakat geride bırakılan şey sadece kötü alışkanlıklar veya hatalar olmuyor; beraberinde insanlar da gidiyor. Sonra dönüp baktığında doğru olanı yapmış olsan bile kendini sessiz bir boşluğun içinde bulabiliyorsun. Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm bana kaybetmenin sadece ölümle ilgili olmadığını hatırlattı. Bazen insan yıllarını kaybediyor, bazen dostluklarını, bazen de kendisinin eski bir parçasını. Bunun acısı da en az bir ölüm kadar ağır olabiliyor. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey hüzün değil, mücadeleydi. Çünkü hayat bazen insanı her şeyini yeniden kurmak zorunda bırakıyor. O noktada yanında çok kişi olmuyor. Ama yine de devam etmek gerekiyor. Bu yüzden kitap benim için bir ölüm hikâyesinden çok, geçmişini geride bırakırken yalnız kalan insanların hikâyesiydi. Belki de bu yüzden kitap bittikten sonra karakterleri değil, kendi hayatımda kaybettiklerimi düşündüm. Ve bazen yalnızlığın, yanlış yolda olmanın değil; uzun bir mücadeleden sonra doğru yerde tek başına kalmanın
Bir Kedi, Bir Adam, Bir ÖlümZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 202129bin okunma
Puan vermedi·198 syf.·
2026 295. kitabı
Livaneli'nin Serenad kitabında yer alan Nadia Yahudiydi. Yine Livaneli'nin Huzursuzluk kitabındaki Meleknaz bir Ezidi kızıydı. Bülbülü öldürmek kitabında yer alan Tom Robinson siyahi bir insandı ve son olarak Çizgili Pijamalı Çocuk kitabında yer alan Shmuel yine bir Yahudi çocuktu. Farklı kitaplarda yer alıp her biri yüreğimize dokunmayı başarabilen bu karakterlerin hepsinin ortak bir özellikleri vardı: ya sevdiklerinden ayrı düştüler, ya da öldüler... Peki bu insanların suçları neydi? Sadece ve sadece onlara zulmedenlerden farklı bir ırka mensup olmalarıydı... Henüz çok uzak değil şunun şurasında 70-80 yıl önce medeni! olarak nitelendirilen Avrupa'nın göbeğinde yer alan Auschwitz toplama kampı bir diğer adıyla ölüm! kampında yaşanılanlarla birlikte yazar bize o döneme ait etkileyici ve hüzünlü bir hikaye sunmuş. Babası Hitler'in Almanya'sında komutan olan Bruno, babasının görevi nedeniyle ailesiyle birlikte Auschwitz'e yerleşiyor. Yalnız kalan ve hiç arkadaşı olmayan 9 yaşındaki Bruno, yeni şeyler keşfetmek ve yalnızlığına bir nebze çözüm bulma umuduyla evinden çıkıyor ve evinin karşısında yer alan tel örgüler doğrultusunda yürümeye başlıyor. Bu yürüyüşün bir noktasında tel örgülerin diğer tarafında kendisi gibi 9 yaşında olan Shmuel ile karşılaşıyor ve arkadaş oluyorlar. İlerleyen günlerde Bruno hergün ailesinden gizli bir şekilde aynı yere arkadaşıyla buluşmaya gidiyor. Birbirlerini çok seven, sürekli sohbet eden ve tel örgülerin ayırdığı bu çocuklar birlikte oyun oynayabilmek ve daha çok birlikte vakit geçirmek istiyorlar. Bir gün Bruno arkadaşının giyindiği çizgili pijamalardan giyinip, arkadaşının da yardımıyla asla girmemesi gereken tel örgülerin çevirdiği alana giriyor... bundan sonrasını kitaptan okumak daha iyi olacaktır. Kitabın o kadar çocuksu nitelikte
İnceleme
Çizgili Pijamalı ÇocukJohn Boyne · Tudem Yayınları · 202150,6bin okunma
Puan vermedi·256 syf.·
2026 116. kitabı
Yanlış hatırlamıyorsam Zülfü Livaneli'nin Serenad isimli kitabında atıfta bulunduğu, polisiye roman türünün en iyi yazarları arasında gösterilen Agatha Christie'nin bu kitabı İstanbul'da Pera Palas Oteli'nde kaleme aldığını öğrenince, madem bizim topraklarımızda yazılmış bize de okumak düşer diyerek okumaya karar verdiğim bir kitap oldu. Polisiye romanlarında aranan özelliklerden; akıcılık, kurgu, insanda oluşturduğu gerilim, merak uyandırması, sonunun beklediklerimizden farklı çıkması gibi olgular çok başarılı şekilde uygulanmış diyebilirim. İstanbul'dan Avrupa'ya hareket eden Doğu Ekspresi isimli trende işlenen bir cinayet ve henüz yolculuk bitmemişken, trende bulunan dedektifimiz Poirot'un cinayeti çözmesini konu alan, gayet güzel ve beğendiğim bir roman oldu. Herkese keyifli okumalar dilerim.
İnceleme
Doğu Ekspresinde CinayetAgatha Christie · Altın Kitaplar · 201936bin okunma