Zülfü Livaneli’nin o sıcak, samimi ve aynı zamanda toplumsal gerçekleri tokat gibi yüzümüze vuran güçlü kalemiyle, Ege’nin o masmavi ama bir o kadar da hüzünlü sularında geçen, yürek burkan bir insanlık hikayesini derin bir empatiyle okudum. Yazar; evlatlarını kaybeden balıkçı Mustafa ve karısı Mesude’nin o dinmeyen acısını anlatırken, arka planda göçmen krizinin, denizlerin talan edilmesinin ve doğa katliamının yarattığı o büyük yıkımı muazzam bir toplumsal duyarlılıkla işlemiş. Ege’ye vuran o çaresiz hayatların ve bir göçmen bebeğin kaderinin, acılı bir ailenin hayatıyla nasıl kesiştiğini anlatırken hem insanlığımızı sorgulatan hem de vicdanımızın en derin köşelerini sızlatan, umutla hüznü bir arada harmanlayan çok sarsıcı ve güncel bir başyapıttı.
Balıkçı ve OğluZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202436,5bin okunma
“Bir yerde kötülük varsa, oradaki herkes biraz suçludur!” Kötülüğe karşı koymayan onun yanında olanlar gibi sessiz kalanlar da, kötülüğü duyurmayanlar da suçludur!!!
Son AdaZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202462,1bin okunma
Siyaset sevmediğim için yazarı okumadığıma beni pişman eden kitap. Sıradışı anlatım Diline tarzına betimlemelerine bayıldım. İnsanın iyi , kötü, vicdan gibi olgu tanımlarını kendine sorgulatan bir eser. Bir de manipülasyon süreçlerini öyle güzel betimlemiş ki hayran kalmamak olanaksız
Son AdaZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201362,1bin okunma
#zülfülivaneli #huzursuzluk Vicdanlarını sözde dini emirlerle susturup içlerindeki vahşiyi ortaya çıkaran bir grup canavarın masumlara eziyetine dair bir kurgu.
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,7bin okunma
Zülfü Livaneli’nin okuduğum üçüncü kitabı. Önce Serenad, sonra Huzursuzluk, şimdi de Kardeşimin Hikayesi… Her kitabında farklı bir dünyaya giriyorum ama değişmeyen tek şey, Livaneli’nin insan ruhunu anlatma biçimi. Bu kitapla birlikte kalemini ne kadar sevdiğimi bir kez daha fark ettim. Kitaba başladığımda karşıma böyle bir son çıkacağını hiç düşünmemiştim. Hatta ilk sayfalarda sakin ilerleyen, kendi halinde bir hikaye okuyormuşum gibi hissettim. Çünkü toplumda aşk hep yüceltilen bir duygu olarak anlatılıyor. Şarkılar, filmler, şiirler hep aşkı güzelleştiriyor. Ama Livaneli burada aşkın başka bir yüzünü de gösteriyor. Bazen insanı hayata bağlayan bir duygu, bazen de insanın kendi hayatını yavaş yavaş tüketmesine sebep olan bir saplantı olabiliyor. Ama sayfalar ilerledikçe olayların altında bambaşka duyguların saklandığını da fark ettim. Bir noktadan sonra sadece “katil kim?” sorusunu değil, “bir insan neden bu hale gelir?” Bir diğer düşündüğüm şey ise insanları ne kadar tanıyabildiğimiz oldu. Günlük hayatta karşımızdaki insanların anlattıkları kadarını biliyoruz. Birkaç cümle duyuyor, birkaç davranış görüyor ve onlar hakkında kesin yargılara varıyoruz. Oysa herkesin içinde kimsenin bilmediği hikayeler, kırgınlıklar ve sırlar var. Final kısmına gelirsek… Uzun zamandır bir kitap beni böyle ters köşe yapmamıştı. Kitabın sevdiğim yanı, okuru sürekli şüpheye düşürmesi oldu. Her şeyin cevabını bulduğumu düşündüğüm anda yeni bir soru çıkıyor. Sevmediğim tek tarafı ise bazı bölümlerde olaydan çok anlatılan düşüncelerin ön plana çıkmasıydı. Yer yer tempo düştü ama final buna değdi. Son sayfalarda öğrendiğim gerçeklerle birlikte okuduğum bütün hikayeye baştan bakmak zorunda kaldım. Şaşırdım desem az kalır. Çünkü bu sadece beklenmedik bir son değildi
Memleketin sorunlarını çıkarcı insanların doğaya neler yaptığını ve insan doğasının ne kadar zalim de olsa o kadar da merhametli olabileceğini anlatan güzel bir eser.Kalem belli duyguların hepsi var.
Sadece kitap okumayı bir AÇLIK olarak düşünürsek doymadığımız bir kitap olmuş.
Balıkçı ve OğluZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202436,5bin okunma