neyim ben şimdi? zero. peki yarın ne olabilirim? yarın küllerimden doğup yeni bir hayata başlayabilirim! tamamen mahvolmadan önce içimdeki insanı keşfedebilirim!
bana huysuzluğunu belli etmeyecek kadar cesur bir
insan, bütün yüke kendisi katlanan bir insan, çevresindekilerin huzurunu kaçırmayan bir insan gösterebilir
misiniz? hayır. huysuzluk içsel bilincimizden, bir niteliğe sahip olma dileğimizden, hoşnutsuz olduğumuz
ve hiçbir zaman başaramadığımız ancak gıpta ettiğimiz,
aptalca kibrimizin doğurduğu şeylerdir. insanları mutu
görürüz ama onları kendimiz mutlu etmediğimiz için bu
görüntüye katlanamayız.
bana bugüne değin "insanları
sev" dedilerse ve ben de sevdiysem, bundan ne sonuç çıkıyordu? ne sonucu çıkacak, ben kaftanımı ikiye bölüp yarısını komşuma veriyor ve böylece ikimiz birden, hani şu bilinen atasözümüzde olduğu gibi, "birkaç tavşanın ardından
koşan hiçbirini yakalayamaz" diyen atasözümüzdeki gibi,
yarı çıplak kalıyorduk. bilim ne diyor: dünyada herkesten
çok kendini sev, çünkü dünyada her şey kişisel çıkara dayalıdır. eğer bir tek kendini seversen, işini gerektiğince yaparsın, kaftanın da bölünmeden, bütünüyle senin üzerinde kalır.