*
G.A: Neleri aşk, nefret, hayırseverlik, intikam, insaniyet, yüce gönüllülük, bağışlayıcılık olarak tanımlarsınız ?
Y.A: Hepsi tek bir ana dürtünün farklı sonuçlarıdır: kişinin kendini onaylama güven altına alma gerekliliğidir. Türlü kılıklara bürünürler ve çeşitli ruh hallerine bağlıdırlar fakat ne şekilde olursa olsun, aynı kişi olduklarını maskelerler. suret değiştirmek için, bir adamı harekete geçiren dürtü
-ki sadece bir tanedir- kendi ruhunu rahatlatmayı güven altına alma gereksinimidir. o durduğunda, insan ölmüş demektir..
*
* kalk, iki gözüm, iskeleye geldik. Günün birinde ya çıldıracağız, ya dünyaya hakim olacağız. Şimdilik bir rakı parası bulmaya çalışalım ve parlak istikbalimizin şerefine birkaç kadeh içelim.
- Bir arkadaşımla birlikte bir tarladan geçerek kampa doğru gidiyorduk ve bir anda karşımıza yeşil ekinler çıktı ben otomatik olarak kenardan yürüdüm ama o kolumu kavrayıp beni ekinlere doğru sürükledi ekinlere basmamak gerektiği ile ilgili bir şey mırıldandım rahatsız oldu ve bana öfkeli bir bakış atarak bağırdı: " bir şey söyleme ! Bizden yeterince şey alınmadı mı ? Karım ve çocuğum gazla öldürüldü; diğerlerini zaten biliyorsun ve birkaç ota basmayı neden esirgiyosun ! "
* Bu insanlar kendilerine yanlış yapılmış olsa bile, kimsenin yanlış yapma hakkının olmadığına yönelik sağduyuya ancak yavaş yavaş kazanabilirdi. Onlara bu hakikatı yeniden kazandırmalıydık, yoksa bunun sonuçları birkaç bin ekinin mahvolsına daha kötü olabilir
* Fakat gözyaşlarımızdan utanmamıza gerek yoktu;
Çünkü gözyaşları insanın cesaretlerden en büyüğü olan acı çekme cesaretine sahip olduğunun kanıtıdır.
Bunu pek azı fark etmiştir. Bazıları utanarak ağladıklarını itiraf ederler; tıpkı ödemden nasıl kurtulduğunu sorduğum arkadaşımın "ağlayarak içimden attım" demesi gibi...