Nesli

Nesli
@lnismona
as Marie Curie said, be less curious about people and more curious about ideas 193∞
1451 okur puanı
Nisan 2021 tarihinde katıldı
Eylül Inceleme/Spoiler içerebilir.
Puan vermedi·365 syf.·
2024 4. kitabı
Normalde bu kitap için inceleme yazmak istedim ama ekşi sözlükte, Ricardo darin lakaplı kullanıcı o kadar güzel ifade etmiş ki kitabın iç yüzünü, hoşuma gitti ve sadece anı olarak bunu sayfama eklemek istedim. "Bu kitapta aldatma psikolojisini okuyoruz. Bir günah işleniyor. Bu günahın da bir cezası olmalı. Yazar, cehennem olarak köşkte çıkan ateşe ilk olarak Suat'ı bırakıyor. Çünkü Suat, bu bağlılığa izin veriyor. Tam tersini yapsaydı, Necip'in aşkı karşılıksız bir tutku olarak kalacaktı. Bir müddet sonra da unutulacaktı. Aslında bu kitapta önemli olan kişi Suat. Onun aldığı kararlar neticesinde Eylül şekilleniyor. Bana göre bu roman bir vazgeçiş. Vazgeçişler çoğunlukla insanları özgürleştirir. Ölüm de bir özgürlük yoldur."
Duygu ve Düşünce
EylülMehmet Rauf · İnkılap Kitabevi · 201749,9bin okunma
Nesli
Acaba evi Suat mı yaktı diye ikilemde kalıyor insan.. bunun için siteleri karıştırdım biraz ejdncjjc
Reklam
bireyselcilik, toplumun en büyük düşmanıdır
''Toplumdaki şiddetli bozuklukların temel sebeplerinden biri, herkesin kendi hayatını düzenlemeye çalışması ama kimsenin daha iyi bir yaşam düzeni inşa etmeye gayret göstermemesidir.''
Sayfa 42 - Faydacı olmak, fayda sağlamak için toplum olarak tek bir bütün olarak hareket etmek en mühim konudur. Başı kopan tavuk da yaşamaya devam eder ama nasıl? Önemli olan, tek parça halinde bütün olayları hep birlikte yaşamak.
Devlet-Toplum
Nesli isimli okura yanıt verildi
Nesli
'Susma, sustukça sıra sana gelecek.'
bireyselcilik, toplumun en büyük düşmanıdır
''Toplumdaki şiddetli bozuklukların temel sebeplerinden biri, herkesin kendi hayatını düzenlemeye çalışması ama kimsenin daha iyi bir yaşam düzeni inşa etmeye gayret göstermemesidir.''
Sayfa 42 - Faydacı olmak, fayda sağlamak için toplum olarak tek bir bütün olarak hareket etmek en mühim konudur. Başı kopan tavuk da yaşamaya devam eder ama nasıl? Önemli olan, tek parça halinde bütün olayları hep birlikte yaşamak.
Devlet-Toplum
Nesli
'Bana dokunmayan yılan bin yaşasın!' düşüncesinden ancak çıkar insan, başına aynı olay gelince. Ne zamandan beri bu kadar empati yoksunu olduk?
Dostoyevskinin okuduğum tüm kitapları bana aynı geliyor. Farklı bir şey anlattığı farklı bir şey denediği hiçbir kitabına rastlamadım. Size de böyle geliyor mu? Yoksa çok orijinal muazzam bir yazar mı sizce?
Anket
Nesli isimli okura yanıt verildi
Nesli
Bence okumak yazabilmekten daha kritik bir durum. Okuduğunu anlamayan ve çıkarımda bulunamayan bir insan romanlar yazsa ne olur? Ayrıca, hiç kitap yazmayan ama muhteşem eleştiriler çıkaran insanlar vardır, herkes üzerine düşeni yapmalıdır. Bu nedenle, pek böyle düşünmeyin derim. Bu düşüncenizin aslında Suç ve Ceza kaynaklı olduğunu anlamıştım ama genel olarak konuşmak istedim, ilk yorumumda. Maalesef ki günümüzde her şeyin suyunu çıkaran bir kitle var. Siz de, bu kitleye bakıp da, 'Nasıl yani? Biz aynı kitabı mı okuduk şimdi? Bende mi bir sıkıntı var?' demiş olabilirsiniz. Çok normal. Ben bu durumu, Kürk Mantolu Madonna kitabının başına gelenlere çok benzetiyorum. Hatta, aynısı. Sırf herkes kitabın ne kadar iyi olduğunu söylediği için diğerlerinin cümlelerini papağan gibi sayıklayıp duran insanlar var. Kürk Mantolu Madonna'nın yanına kahve koyup, kitabın fotoğrafını çekip de ana karakterin yaşadığı yalnızlığını, ezilmişliğini, çağdan vazgeçişini kavrayamamış olmaları gibi. Keşke kitapları rahat bıraksalar da daha düzgün bir kamuoyu düşüncesi oluşsa. İyiye iyi deriz de, artık şu suyunu çıkartmaktan vazgeçsek keşke. Suç ve Ceza'ya dönersek, Raskolnikov'un da kendisi ile çatışmaları, her şeyi üstüne alınması, yaşadığı hayatı hak etmemesine rağmen hak etmeye çalışması, değişiklik istemesi ama bunun onu ürkütmesi, aşk, din ve daha nice küçük detaylar... Belki Dostoyevski, bunları ince ince işleyip aslında cinayetten öte bu durumun üstünde durduğu için böyle düşünmüş olabilirsiniz. Çok normal. Herkes aynı şekilde düşünecek, sevecek, algılayacak diye bir şey yok. Ama okumanın da hakkını vermek gerek. Tüm benliğinizi vererek kitabı yaşamış ve bu kanıya varmış iseniz, bir Dostoyevski hayranı olarak ben bile bir şey diyemem. Hakkım da yok zaten, çünkü önünüzdeki metin sizin standartlarınıza, zevkinize ve hatta o anki ruh halinize uymuyor olabilir. Bir başka kitabını belki seversiniz, çünkü sizi içine çeker, düşüncenizi değiştirecek bir şeyler gözünüze batar, kim bilir? Bütün bunlar tamamen kişiye bağlı. Biraz uzun konuştum lakin bunları söylemezsem de eksik olurdu. Düşüncenizi ifade ettiğiniz için de ayriyeten teşekkür ederim. İnsanlardaki bu linç kültürü sağ olsun, konuşmaya korkar olduk. Sürç-i lisan ettiysek de, affola. Güzel geceler dilerim!
Reklam