10/10
·468 syf.··
2026 86. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 15:00
#TheKitapTheGizemGerilimPolisiye Efso bir hikaye okudum millet toplanın! Kitapta o kadar karakter vardı ki bir an gaflete düşüp yazar acaba sadece kalabalık yapmak için mi yazdı bunları diye düşündüm. Ama öyle değildi tabii. Hikaye ilerledikçe ana meseleyle olan bağ git gide açılmaya başladı. Öncelikle gizemli, tüyler ürperten bir ev karşıladı beni. Evin sakinleri ve çevresi hakkında bilgi edinirken ne oluyoruz ayin mi yapacaz acaba diye düşünürken buldum kendimi. Sonra bir özel dedektifle avukatın konuşması içine düştüm. Baba evde yokken, anne uzun zaman sonra derin bir uykuya dalmışken çocuk evden kaybolmuş. Ve sonrasında arabada kanlı bir battaniye bulunmuş. Bu battaniye sebebiyle annenin loğusa bunalımına da girdiği bilgisiyle baş şüpheli anne olmuştu. Tabii bu dava yükselmekte olan siyasi kesiminde dee radarındaydı ve bu kesim anneye katil damgası yapıştırmakta acele ediyordu. Anne tamamen çıkmazdaydı ve tek desteği kendi annesiydi. Peki, çocuğunu öldürebilecek kadar korkunç bir buhrana girmiş miydi? Hikaye ilerledikçe sadece kayıp çocuk vakasını okumadık. Basının gücü, toplumun baskısı ve siyasi çıkar yozlaşmasının ne kadar ileri gidebileceğini de gördük. Kötülük, kötüleri çeker görüşünün kanıtlandığı bir hikayeye dönüşmesi de zor olmadı. Hikayeyi daha gizemli kılan ise yıllar sonra ortaya çıkıp bu çocuğu bulmaya yardım etmek isteyen bir psişik kadın. Hikaye içinde hikaye olan bu kitabı okumalısın. Bence çok güzel bir seri başlangıcı olabilirdi. Çünkü ben özel dedektifin de hikayesini detaylı öğrenmek isterdim. Şiddet unsurları sebebiyle yetişkin içeriklidir! Epope #polisiye sevenlere dehşet ve ibretle tavsiye eder!
Karanlığın FısıltılarıJohn Connolly · The Kitap · 202690 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 4. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2026 22:59
SUZAN DEFTER HAYATIM BENİM OLMAZSA ORTALIK MALI OLUR. Bir hayat nedir? Bir hayat nasıl yaşanır? Bir hayatın içine kaç hayat sığar yahut bir hayatı kaç kişilik yaşayabilir bir insan? Deneysel bir çalışma olan Suzan Defter, iki karakterin günlükleri üzerinden şimdiden geçmişe ve geleceğe bir mercek sunuyor. Kitabın günlük şeklinde yazılması olayların inandırıcılık seviyesini okur gözünden arttırırken iki karakterin aynı günü farklı detaylarla anlatması gerçeğin yeniden kurulmasına sebebiyet veriyor. Kitabın biçimsel manada edebiyat dünyasında bir ilke imza attığını görüyoruz. Sol tarafta erkek karakter Ekmel’in günlüğü, sağ tarafta ise kadın karakter Derya’nın günlüğü yazılı. Bu durum okuyucuları kitapta basım hatası olduğu yanılgısına düşürüyor. Halbuki yazar okuyucudan her daim açık bir bilinç ve aynı zamanda aynı hikayenin iki kişi tarafından farklı anlatımına şahitlik etmesini istiyor. Günlükler her ne kadar bilincin en açık ve en gerçek alanı gibi görünse de aslında insanın kendine en fazla oto sansür uyguladığı metin türüdür. Bilinç yaşadıklarını kağıda yazarken yaşanan anları tekrar kurar ve kurmaca olmayan bu metin kişinin mağduriyetlerini ve zaaflarını gördüğü bir alan yaratır. Günlük, Suzan Defter’de aslında bir iyileştirme, hayattan kaçma ve tarihin yeniden yaratımı etkisi olarak görülür. Ekmel karakteri günlüğüne hayata tutunmak için son bir şans olarak başlar. Günlüğünün sayfaları bittikten sonra ölmek ister. ‘’Bu defterler dolduğunda unutacak olursam seni; görün, uykuma gir, gülümse bana, hatırlayayım verdiğim sözü ölüm.’’ (s.8) Derya ise günlüğünü içinden çıkamayacak kadar derin duygularda boğulduğu için yazar. ‘’Bir kadın birdenbire günlük tutmaya başlamışsa, ya aşık olmuştur ya terk edilmiştir.’’ (s.9) Kitaptaki zamanlamalara bakarsak 12 Eylül, Kıbrıs
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,3bin okunma
Reklam
10/10
·224 syf.··
2025 172. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 01 Ekim 2025 16:46
Geçen bir yoruma denk geldim. Diyor ki beni germedi Ne bekliyordun estetik ameliyatı gerginliği mi? Kitabın #psikoloji yönü daha önplanda. Ben de kolay gerilen biri değilim ama heyecanlandım. Arkadaşlarla bu kitabı tartıştık. Kçeriği bir kenara koyalım, benim aklıma düşen 'gerçek iyi bir anne nasıl olur?' sorusu oldu. Bu kitaba bekar olduğum için tarafsız bir şekilde baktım. Ama arkadaşlarım birer anne olduğu için onların bakışı daha farklı. O yüzden sordum bu soruyu onlara ama dalga geçtim sandılarsorum havada kaldı. Sarah bir önceki ilişkisinin acısından kurtulmak için Nick'i yara bandı olarak kullanıp kısa bir süre sonra onunla evleniyor. Ama sonra aklı başına geliyor. Kocası aşırı düşkünlüğü, kıskançlığı ona ağır geliyor ve aslında onu sevmediğini fark ediyor. Ayrılmak isterken koca, çocuk yaparlarsa düzeleceklerini düşünüyor ve Sarah'ı ikna ediyor. Sarah da öyle sanıyor aslında ama bir türlü o sevgi bağını hissedemiyor ne hamilelikte ne de doğum sonrası. Bence o kısımda bir de loğusa bunalımı denen şeyi geçiriyor. Kendini kocadan kurtarmaya o kadar şartlanmış ki gözünün önündeki gerçekleri göremiyor. Derken bir geziye çıkıyorlar ve bebek kaçırılıyor. Polis araştırmaya başlıyor ama en çok dikkat çeken, bir şeyler çevirdiği düşünülen Sarah. Kitapta 2 ters köşe var. Ben anneyi normal baskı altında hisseden bir kadın olarak düşündüm hep. Tabii bencil yanı da vardı. Ama şaşırtıcı değil insanları kendine göre kullanmayı seven o kadar bencil insan var ki... Okudukça her bir karakterin farklı psikolojik sorunu olduğu ortaya çıkıyor. Ancak okuyanlar en çok Sarah'a takmışlar. Ama şu var, bazı insanlar tamamen kendini yansıtır iyi ya da kötü. Ama bazı insanlar iyiymiş gibi görünen manip kötüler olabilir. Her ilgi alakayı doğru sanmamak lazım. Epope dehşet ve ibretle
AnneValerie Keogh · Sonsuz Kitap · 202564 okunma
usta
9/10
·90 syf.··
2025 12. kitabı
Sevim Burak’ın altı öyküden oluşan kitabının içerisinde en beğendiğim iki öykü “Büyük Kuş” ve “Ah Ya Rab Yehova” oldu. Bunlardan Ah Ya Rab’ın teolojik göndermeleri, Büyük Kuş’un ise duyguyu geçirmekteki mahareti beni etkiledi. Altı öykünün hepsini incelemek yerine “Ah Ya Rab Yehova”ya dair yorumumu yazmakla yetineceğim. Sevim Burak 1931'de doğmuştur. Tıpkı bu öyküsündeki Zembul Allahanati'nin ölüm tarihi gibi. Neredeyse bir şiir okuyor gibi hissedeceğiniz için net bir olay çizgisi takip etmekte zorlanmış olabilirsiniz, ben de zorlandım. Bunun için Sevim Burak'ı tanımak zorundasınız. Annesinin bir Yahudi olduğunu ve bunu sürekli üzerinde taşıdığını, babasının değil "annesinin kızı" olarak anıldığını kendisi daha önce ifade etmiş. Kendisi Kuzguncuk'ta kozmopolit bir ortamda büyümüş. On altı yaşında annesini, yedi ay sonra da babasını kaybetmiş. Sevim Burak'ın bir kalp rahatsızlığı yaşadığını ve bunun için açık kalp ameliyatı geçirdiği de ekleyelim. Şimdi öyküye gelirsek Kuzguncuk'ta yaşayan Bilal'in gebe bıraktığı Yahudi kadın Zembul ile evlenmekten kaçındığını, onu ilgisiz bıraktığını görüyoruz. öykü boyunca Zembul'un Yahudi yakınlarının ve hamileliğinin verdiği baskı babasının ölümünden sonra Bilal'in topuğundan giren bir iğneyle -ki insanoğlunun en zayıf yeri olması enteresandır- paralel olarak tasvir edilmiş. Bu iğne kalbine ilerleyecek ve onu öldürecektir. doğan bebek ise Verdul/Ferdi adını alır. Böylece öykünün en başında ağabeyi İsrail'in Zembul'e hesap sorarken Zembul'ün verdiği yanıt gerçekleşir. Öykünün başındaki bir noktaya dikkat etmek gerekir: "Zembul Allahanati loğusa yatağındaydı ve oğlu 40 günlüktü...ve dedi - dinle ağabeyim, kalk git, akrabalarımıza haber ver, beni almaya gelmesinler, söz ver ki, beni Yahudi Mezarlığı'na koymayacaksınız. Bana
Yanık SaraylarSevim Burak · Yapı Kredi Yayınları · 20181,012 okunma
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2025 162. kitabı
"FORMDA ANNELER VE SAĞLIKLI BEBEKLER" Peygamber Efendimiz: "Kadınlarınıza loğusa ve hamilelik döneminde hurma yediriniz. Kim loğusalında hurma yerse onun çocuğu akıllı ve ağırbaşlı olur. Çünkü hurma Hz Meryem'in loğusalığındaki yiyeceği idi. Şayet (loğusa için) hurmadan daha iyi bir yiyecek olsa idi Allah onu Meryem'e ikram ederdi." buyurarak hurmanın önemini belirtmişlerdir. Hamilelik, bir kadının hayatındaki en özel ve en hassas dönemlerden biridir. Bu süreçte bedensel ve ruhsal sağlığın korunması, yalnızca anne için değil, doğacak bebek için de büyük önem taşır. Diyetisyen Feride Ağır’ın kaleme aldığı "Formda Anneler ve Sağlıklı Bebekler" kitabı, bu süreci daha sağlıklı, bilinçli ve dengeli geçirmek isteyen anne adayları için yazılmış kıymetli bir rehber niteliğindedir. Gebelik sürecinde veya sonrasında ağır sağlık sorunları yaşayan annelerin deneyimlerini ve bu zorlu süreçte sağlıklı bebeklerin dünyaya gelme öykülerini ele alan önemli bir eser. Kitap, hem annelerin yaşadığı fiziksel ve duygusal zorluklara ışık tutmakta hem de tıp dünyasının bu konudaki yaklaşımlarını ve başarılarını gözler önüne sermektedir. Çeşitli ağır sağlık sorunları olan annelerin gebelik ve doğum süreçlerindeki mücadelelerini ve bu süreçte sağlıklı bebekler dünyaya getirme azimlerini anlatır. Ağır sağlık sorunları olan annelerin gebelik süreçleri hakkında önemli bilgiler sunarak hem bu durumdaki anne adayları hem de sağlık profesyonelleri için farkındalık yaratır. Anlatılan gerçek yaşam öyküleri, bizlerin bu zorlu süreçleri yaşayan annelerin duygusal dünyasına empati kurmasını sağlar. Kitap, üç ana bölüm ve yirmi farklı başlıktan oluşmaktadır: 1. Hamilelik Öncesi Dönem: Bu bölümde, anne ve baba adaylarına yönelik sağlık ve beslenme önerileri sunulmaktadır. İdeal kilonun önemi,
Edebiyat
Formda Anneler ve Sağlıklı BebeklerFeride Ağır · Nesil Yayınları · 202412 okunma
10/10
·240 syf.·
2025 2. kitabı
Adından da anlaşılacağı üzere kitapta genel hatlarıyla Türk mitolojisi anlatılmış. Her ne kadar sayfa sayısı az olsa da konu yelpazesi oldukça geniş. Dünyanın yaratılışı ve yok oluşu, tanrılar, şeytan, iyeler, hayvanlar, kahramanlar gibi çok farklı konular sade ve net bir şekilde işlenmiş. Türk tarihi ve mitolojisi hakkında bilgi veren eser bununla da kalmamış ve kitabı satın alma sebeplerimden biri olan günlük davranışlarımızın kökenleri üzerinde de durmuş. Örneğin halk arasında hamile ve loğusa kadınlara musallat olduğu düşünülen alkarısına, kapının eşiğinde oturmamanın nedenine, ağaçlara süslü bez parçaları bağlamanın nedenleri gibi günümüzde halen devam eden çok sayıda tutum ve davranışın nasıl ortaya çıktığı üzerinde durulmuş. Her Türk gencinin okuması gereken bir eser. Türk genci böyle eserleri okumadığı takdirde binlerce yıllık geçmişinde yer alan çift başlı kartalı terör sempatizanlarının kendilerine ait bir motifiymiş zanneder. Bu örnekleri arttırmak mümkün. Ana fikrin anlaşıldığı kanaatindeyim. Eserde olumsuz olarak gördüğüm tek şey kapak tasarımı. Sadece satış amacıyla belli zaman dilimlerinde çıkarılan ve genellikle din ve siyaset üzerine yazılan ucuz kitapların kapak tasarımına benziyor. İçerik anlamında böylesine zengin olan bir esere çok daha güzel ve etkili bir kapak tasarımı yapılması gerektiği kanaatindeyim. Sonuç olarak İnşallah uzun süre kitaplığımda saklayacağım ve Türk mitolojisi hakkında yeterli bilgiyi verdiğine inandığım bir başucu kitabım oldu. Türk tarihi ve mitolojisine ilgi duyanlara tavsiye edeceğim bir eser.
Türk Mitolojisi 101Selma Çolak · Say Yayınları · 2023331 okunma
Reklam
Reklam