genç sudenin acıları

Şöyle hayran eyle beni Aşkın oduna yanayım Her ne yana bakar isem Gördüğüm seni sanayım
Sayfa 229·Kitabı okudu
Reklam
"Mesela, seddi zerayi! O ne demek be? Hâlâ bakmadın mı ulan sözlüğe? Asabım bozuldu yine. Ey yeşil sarıklı ulu hocalar. Görüyor musunuz, bakmamış sözlüğe. Zaten sizde bana bunu anlatmadınız. Niye anlatmadınız. Maaşınızı vermezler diye mi korktunuz. Rızık Allah'tandır diyordunuz hani? Sataşma oğlum Hamza, bir kere de sataşma. Valla büyük bir baskı var üzerimde. Sataşırım. Herkes işini düzgün yapsın, ancak o zaman yatışırım. Önüme gelenle atışırım. Gavurla çatışırım. Nefsimle itişirim. Attırmayın tepemi, elime sopayı alır, sokağın başına otururum. Mahallenin delisi olurum. Herkesi sigaya çekerim. Molla Kasım olurum. Bu akşam ölürüm. Beni kimse tutamaz. Sen bile tutamazsın. Ona göre. "
Sayfa 49·Kitabı okudu
"Neden uyandırdın beni ilkbahar? Uğuldayarak bana güzelim çiğ taneleri getirdiğini söylüyorsun ama solacağım an yakın. Yapraklarımı dökecek fırtına çıkmak üzere. Yarın o yolcu gelecek ve gözleri tatlı bir şekilde her yerde beni arayacak ama bulamayacak."
Sayfa 124·Kitabı okudu
İmam-ı Kurtubi der ki: " Yemek şehveti yedidir: Tabiat şehveti, nefis şehveti, göz şehveti, ağız şehveti, kulak şehveti, burun şehveti ve açlık şehveti. Müslümanı yemeye sevk eden zaruri şehvet bu sonuncusudur. Kafir ise sayılanların hepsiyle yer."
Sayfa 65·Kitabı okudu
"Bize kalmayacak dünya için, bize kalacak günahlar biriktiriyoruz."
Sayfa 58·Kitabı okudu
Reklam