Sıradan, hatta neredeyse ortalamanın altındaymışçasına başlayıp bir başyapıt olarak biten bir kitap yazmış Albert Camus.
Okurken karakterin düşüncelerini, ne yaşamış da bu kadar umursamaz olmuş diye merak ediyorsunuz.
Tahmin yürütüyorsunuz:
Tek bildiğiniz, gençken bu karakterin hırslı olduğu ama büyüdükçe yaşama sevincini kaybetmiş olması ve bu duruma alışmasından dolayı hayata karşı aşırı hissizleşmesi.
Kendisini anlamıyor, hatta anlamayı önemsiz buluyor...
O kadar hissizleşmiş ki bir adamı öldürmüş olması bile ayıltmıyor onu; uyumuş hislerini canlandırabilen tek şey idam edileceğini anlamak oluyor...ama bunu da kabulleniyor.
Kabulleniyor çünkü ona göre ''ha otuz yaşlarında ölmüşsün ha yetmiş''... (sayfa 102)
Doyamadık 110 sayfalık kitaba Camus, keşke biraz daha anlatsaydın bize bu yabancıyı, onu iyice sindirseydik ve daha çok anlama rütbesine ulaşsaydık...
Eline sağlık, Albert Camus.
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137bin okunma
Bu kitabı okumaya başladığımdan beri bilime daha da çok ilgim artmaya başladı. Sadece roman okumadım, aynı zamanda çok da şey öğrendim. Elimden bırakmak istemedim cidden.
Pia MaterSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 201919bin okunma
4 ay boyunca inanılmaz bir sabırla düşüne düşüne okudum kitabı. Şunu rahatlıkla diyebilirim ki kitabın dili kolay ve diyalog şeklinde ilerlediği için akıcı.
Fakat, sokratik metot uygulandığından olsa gerek, aslında sadece Sokrates konuşuyormuş ve dinleyiciler ''tamam, evet, haklısın'' diyerek ilerliyor kitap. Kitabın başlarında Sokrates'in fikirlerine karşı çıkan bir sofist olsa da sonradan ortalıktan kayboluyor.
Sokrates fikirlerini benzetmelerle ve mitoloji de kullanarak açıklıyor ki bu gayet güzel, fakat gerek anlatım tarzının tekdüzeliği gerek de eski zamanlarda yazılmış olduğu için anlaşılması zor olan şeyler var: Bunların başında terimler ve kavramlar geliyor. ''Doğru'' ve ''eğri'' gibi. Ya da sanat kavramı.
Tabii ki okunmaya ve düşünülmeye değer bir kitap fakat şunu da unutmayın:
Bu kitabı okuyacaksanız günümüz dünyasından çıkıp Antik Yunan kültürünü az çok bildiğinizden emin olun diyeyim. Yoksa bazı fikirler absürt yahu çılgın gelebilir.
DevletPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201932,8bin okunma
Kendimi bazi yerlerde gulmekten alamadim. Holden'la gerçek hayatta tanismak isterdim hakkaten, muhtemelen beni de sevmezdi ama olsundu. Kendisi muthis ilginc bi karakter.
Spoiler var!
Ya, sonu niye böyle bitti dedirten bir romandı. Koca cinayeti bağlaya bağlaya nasıl aşktaki bi mutlu sona bağladı Pınar Kür ve neden?
Edebi açıdan pek yoğun değildi denilmiş fakat ben bazı yazılanların üslubunu baya beğendim, bazı cümleleri. Ve evet yer yer aklım karıştı kimin yazdığı konusunda. Buna rağmen, katilin kim olduğu "sezdirilmese" de başlarda tahmin etmiştim yazarın kendisi olduğunu. Çünkü yazar levent'i teşvikinde fazla ileri gitmişti Yıldız'la ilişkiye girmesini tavsiye ederken. Olacak iş değildi açıkcası, roman üzerinden birkaç insan nasıl da hayatlarını böyle değiştiriyor hayret demiştim. Sonra dank etti tabi bu köklü değişikliklerin yazarın birini öldürme taktiği olabileceği. Yani cidden amacının roman yazmak değil de roman yazma yolu ile istediği kişiyi başka birine öldürmesi ile sonuçlanacak sandım. Sonuç olarak yazar ne kendisi öldürmüş olacaktı ne de kendisi öldürmemiş, fakat sonunda kendi elleriyle öldürdüğü ortaya çıktı. Bence çok şaşırtıcı değildi, direkt kendi öldürmese ve başkalarını böyle kukla gibi oynatarak öldürtse çok daha zekice gelebilirdi. Gerçi okuduğum ilk cinayet/polisiye romanıydı artık ne deniyorsa.
Bence genel olarak keyifliydi yazan kişilerin düşünürkenki aşamalarını okumak. Bazıları demiş ki farklı ağızlardan yazılsa da aynı yazılmış, bir matematik profesörü ile bir iş adamı aynı şekilde yazılması bana da tutarsız geldi şahsen.
Okunmaya değerdi.