Çocukluğumdan beri gördüğüm, konusunun ne olduğu hakkında hiçbir fikrimin olmadığı ve yine de satın alıp kitaplığımda beklettiğim bir kitaptı. 1907 tarihli, bir Macar yazar tarafından kaleme alınmış ve diyebiliriz ki genel olarak oğlan çocukları için yazılmış bir roman ama öyle ponçik, tatliş bir roman da değil, aksine sert, soğuk, çelik gibi bir roman. Zaten benim bu romanı böyle bir anda okumak istememin nedeni de bu yönü üzerine oldu.
Geçenlerde internette dolanırken ekşişeyler adlı bir sitede bir tane yazı gördüm, yazı “Pal Sokağı Çocukları’na bir de bu açıdan bakın, meğerse o kitap çok zararlıymııış, çocuklarımızı foşik yapıyormuuuş, aman tonrem çocuklarımızı bu eril dilli, militarist, şiddet estetizesi yapan bu zararlı kitaptan uzak tutmalıyıızzz” minvalinde, hem içeriği hem de yazım dili/sözcük seçimi, okurken insanın gözlerini tırmalayan uyuzca, bοktαn mı bοktαn bir yazıydı. Aşağıya bir de Academia’dan kaynağımsı bir şey iliştirmişler: Çok saygın bir akademisyenin "son derece bilimsel, alabildiğine nitelikli, kesinlikle saçmalıklardan ibaret olmayan"(!) bir makalesi varmış bu konuda. Akademisyenimsi bayanın belli ki vakti epey bi' boş ya da kıymetli vaktini, böyle karanlıkta kalmış sinsi(!) kitapları bize şerh etmek gibi yüce bir uğraş için feda ediyor. Gittim onu da okudum. Yok arkadaş. Artık eminim. 8 Mart’ta veya olur olmadık günlerde kadın hakları falan filan yav diyerek sokağa dökülen ama ellerde lpg bayrakları, s.cansız ve bilumum iτin köpeğin posterleri bulunan ve "Taleplerimiz: Biiir, Kadınların içinde bulunduğu durumlar iyileştirilsin. İkiii, TeCe devleti derhal zorunlu askerlik faşizmini durdursun. Üüüç, öcαlαn’ın tecridi kaldırılsın” tarzı açıklamalar yapan, şu saçlarının yarısı mor renkli bu feminαzi ve türevleri ablalar, dünyayı tozpembe bir