Puan vermedi·216 syf.··
2026 60. kitabı
Luc Ferry, modern insanın hayatta en çok neyi kutsal gördüğünü sorguluyor ve buna çok sade ama etkili bir cevap veriyor: sevdiklerimiz. Eskiden insanların uğruna kendini feda ettiği büyük ideallerin yerini artık daha kişisel bağların aldığını söylüyor. Kitabı okurken en çok hoşuma giden şey de buydu; sevgiyi sadece romantik bir duygu olarak değil, hayatımızın merkezindeki en güçlü bağ olarak ele alması. Kitabın en sevdiğim yanı, felsefeyi o ağır ve ulaşılmaz yerden çıkarıp günlük hayatın içine koymasıydı. Anne babaların çocukları için duyduğu korkudan, bir insanı kaybetme endişesine kadar birçok duygunun aslında sevgiyle şekillendiğini çok sade ama etkili bir şekilde anlatıyor. Okurken sürekli kendi hayatınıza dönüp bakıyorsunuz. Sevginin farklı halleri üzerine yaptığı yorumlar da çok hoşuma gitti. Tutku, dostluk ve koşulsuz sevgi arasındaki farkları anlatırken insan ister istemez kendi ilişkilerini düşünüyor. Özellikle modern ilişkilerin neden bu kadar kırılgan hale geldiğine dair söyledikleri bayağı düşündürdü beni. Bence kitabın en güzel tarafı, “hayatın anlamı nedir?” gibi kocaman bir soruya çok insani bir yerden yaklaşması. Bazen anlamı sevdiğiniz birinin varlığında bulabileceğinizi söylüyor. O yüzden kitap bittikten sonra insanda garip bir sıcaklık bırakıyor. Sanki biriyle uzun uzun hayat konuşmuşsunuz gibi.
Sevgi ÜzerineLuc Ferry · Beyaz Baykuş Yayınları · 202514 okunma
Yakın Uzaklıklar
10/10
·72 syf.··
2026 35. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 12:58
Ve bugün biliyorum ki yine de konuşmalıydım, cesaret edip söylemeliydim: Hayır, anlamıyorum ama anlamak istiyorum, anlamam lazım, demeliydim. Belki anlamamanın hiçbir şeye engel olmadığını, onunla olmak istemeye engel olmadığını söylemeliydim; birlikte söylenmesi gerekenleri söylemenin yollarını arardık, o an olmasa da başka bir anda elbet ortaya çıkıverirlerdi, işte hepsi bu kadardı, bizi engelleyen şeyin karşısında aptal gibi titremek yerine, her şeyi olduğu gibi söylemekle başlamalıydık. (s.50) Birkaç kez alıntısına denk gelip beğendiğim ve kitapçıda görür görmez almalı ve hemen okumalıyım hissi vermişti bu kitap bana, belki de adı bende bu duyguları uyandırdı. Çekirdek bir aile ve az sayıdaki akrabalardan oluşan bir çevre var kitapta. Ailesiyle yaşayan, hayata çok tutunamayan, iç dünyası çok katmanlı ve anlaşabileceğine inancı olmayan biri ana karakterimiz genç delikanlı Luc. Bazı sevgiler, bazı duygular, bazı cümleler zamanında dile dökülmüyorsa, bazı çatışmalar hiç yaşanmıyorsa insan hep yarım kalır. Luc için herkes için hayata veda edecek somut nedenler yoktur belki ama insanın her şeyden vazgeçmesi için biriken olmamışlıklar, suskunluklar, dev gibi boşluklar, çatlaklar vardır. Geç kalınmışlıklar vardır. 72 sayfalık bir günde bile bitebilecek kitabı gerçekten bile isteye yavaş okudum. Yolculuğum Luc ile devam etsin istedim. Ondan sonra kalanların mücadelesini azar azar okumak istedim. Hızlı geçişlerle herkesin ağzından kendi penceresini anlatmaya çalışması da kitabı okurken hoşuma gitti. Sakin bir tarzı olan bu kitap benim için çok güzeldi. Tavsiye edebilirim.
Onlardan UzaktaLaurent Mauvignier · Sel Yayıncılık · 2026121 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bir insanın sesini unutmaktan daha korkunç ne olabilir?
Puan vermedi·72 syf.··
2026 3. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 22:32
Bazı kitapları okurken durup parmaklarımı satırların üzerinde bekletiyorum, sanki o an kalbime oturan sızı biraz olsun hafifleyecekmiş gibi. Onlardan Uzakta benim için tam olarak böyle oldu. Kitapta içimi en çok acıtan, hafızanın bize oynadığı o zalim oyun oldu. Yazarın dediği gibi; geçmişteki mutlu hatıralar ansızın zihninizde belirdiğinde, o eski mutluluk aslında dayanılmaz bir acıya dönüşüyor. Kaybedilen birinin sesini hafızadan yitirmek de öyle... Sırf o sesi yeniden bulabilmek için bir köşeye kaçıp gözlerini kapatmak, kulaklarını tıkamak ve o kişinin mimiklerini hatırlamaya çalışarak o sesi boşlukta aramak... İnsan en çok "Onun sesini bir daha duyamayacağım" gerçeğiyle vuruluyor sanırım. Bir telefonun ucundan gelen o çaresiz nefes sesi bu yüzden insanın göğsüne oturuyor. Gitmek, arkada odalar dolusu anı bırakıyor. Ama bir yandan da gidenin bakışı kalanın gözlerinde yaşamaya başlıyor; artık dünyaya onun bakışlarıyla bakıyorsunuz. Tam da bu yüzden parmaklarınız ona ait çekmeceleri karıştırırken titriyor; unutuşun, onun anısına dair her şeyi çabucak alıp götürebileceğinden korkarak... O odadaki posterleri katlarken çıkan sesler, metal kutuya düşen raptiyeler bile bu yüzden kutsal birer nesneye dönüşüyor. Ne varsa hiçbir şeyi atlamadan, tamamen ölmesinler diye aceleyle saklamaya çalışıyorsunuz. ‘’Varsın dünya hep kelimelerini incitmiş olsun, varsın o bir gün bu dünyanın şefkatli olabileceğine inandığı için gitmiş olsun...’’ Kitabın son cümleleri sanırım çok uzun süre benimle yaşayacak: "Luc, acaba ne derdin biz ikimizi bu halde görsen, hayaline biraz daha inanır mıydın, onu daha da bir gururla, parlatarak söylerdin, bizi, hepimizi bir gün aynı kelimelerle görme hayalini, ah evet öyle derdin,keşke hepimizin kelimeleri aynı
Alıntı
Onlardan UzaktaLaurent Mauvignier · Sel Yayıncılık · 2026121 okunma
6/10
·1088 syf.··
2026 13. kitabı
Yazar bu yeni evreni anlatmaya o kadar takılmış ki yer yer akıcılığı bozduğunu fark edememiş bence. Ayrıca evrenin de okurda oturması ciddi zaman alıyor. Her şeyi bir ansiklopedi edasında anlatmak yerine olaylarla, diyaloglarla da verebilirdi ki bu şekilde karakterlerle bağ kurmak da daha kolay olurdu. Luc, Lila, Soren ve Helena görünürde iyi arkadaş ancak onların bir arada olduğu sahne belki 3-4 tanedir onlar da kısa geçilen sahnelerdi doğal olarak bu arkadaşlık asla bana geçmedi hatta Helena’nın bu kadar yalnız bırakılması irite etti. Kaine ve Helena’nın aşkı belki de kitapta işlenen en iyi şey ama tek başına bu da kurguyu kurtarmıyor. Ayrıca inanılmaz karanlık bir havası var ve tetikleyici sahne de çok. Bu kadar abartılmaya değer bulamadım ben. Ayrıca baskı kalitesi güzel değil, kullanılan kağıt incecik, kapaktaki yaldız yazılar siliniyor, çeviriyi beğenmedim.
AlchemisedSenLinYu · Nox Yayınları · 2026255 okunma
10/10
·1088 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 00:57
Bazı kitaplar biter ve sadece kapağını kapatırsın. Bazılarıysa bittikten sonra da içinde yaşamaya devam eder. Alchemised benim için kesinlikle ikinci türdü. Başta karanlık atmosferi, hafıza boşlukları ve sürekli “bir şeyler eksik” hissiyle içine çekiyor. Ama asıl güçlü yanı, geçmiş ve şimdiki zaman arasında gidip gelirken hiçbir zaman ritmini kaybetmemesi. Her dönüşte yeni bir parça yerine oturuyor ve bir bakıyorsunuz karakterleri değil, onların yüklerini de taşımaya başlamışsınız. Helena’nın yolculuğu çok etkileyiciydi. Gücü kadar kırılganlığıyla da gerçek hissettiren bir karakterdi. Ferron ise uzun zamandır okuduğum en iyi “morally grey” karakterlerden biri oldu. Başlarda ona kızdım, bazı seçimlerinde “hayır, bunu yapmamalıydı” dedim ama kitap ilerledikçe her şey griye dönüştü. Sonunda onu sadece bir Yüce İnfazcı olarak değil, gerçekten Ferron olarak görmeye başladım. Kitap boyunca kayıplar gerçekten ağır hissettirdi. Ilva ve Luc sonrası hikâye bambaşka bir yere evrildi. Buna rağmen finalin tamamen trajik olmaması beni çok tatmin etti. Özellikle 4 yıl sonra ve 10 yıl sonra bölümleri… O kısımlar bana ilk kez karakterlerin sadece hayatta kalmadığını, gerçekten yaşamaya başladığını hissettirdi. Fazla mutlu değildi, fazla karanlık da değildi; tam kararında, hak edilmiş bir sondu. Ve en güzeli şu oldu: kitap bittiğinde içimde boşluk yerine huzurlu bir hüzün bıraktı.
1000Kitap
AlchemisedSenLinYu · Nox Yayınları · 2026255 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 49. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 18:14
Sevgi Üzerine: 21. Yüzyıl İçin Felsefe – Luc Ferry Bu kitap, ilk sayfalardan itibaren “kolay okunan” bir metin olmadığını açıkça hissettiriyor. Luc Ferry, sevgiyi yalnızca duygusal bir kavram olarak değil; felsefi, tarihsel ve hatta varoluşsal bir perspektiften ele alıyor. Bu yüzden okurken zaman zaman durup düşünmek, hatta bazı bölümleri yeniden okumak kaçınılmaz oluyor. Kitapta en dikkat çekici nokta, sevginin modern dünyadaki yerinin sorgulanması. Antik dönemden günümüze kadar uzanan bir çerçevede, insanın anlam arayışıyla sevgi arasındaki bağ oldukça derin bir şekilde işlenmiş. Ancak bu yoğunluk, okuma sürecini biraz zorlaştırıyor. Kavramların iç içe geçmesi ve yer yer akademik bir dil kullanılması, kitabı daha dikkatli ve sabırlı okumayı gerektiriyor. Buna rağmen, verdiği düşünsel katkı gerçekten güçlü. Okudukça sadece “sevgi” kavramına değil, hayata ve ilişkilerine de farklı bir açıdan bakmaya başlıyorsun. Kolay ilerleyen bir kitap olmasa da, sindirilerek okunduğunda oldukça değerli fikirler bırakıyor. Kısacası, hızlıca tüketilecek bir kitap değil; aksine zaman ayırıp üzerine düşünülmesi gereken bir eser. Eğer felsefeye ilgin varsa ve okurken zorlanmayı göze alıyorsan, bu kitap sana farklı kapılar açabilir.
Sevgi ÜzerineLuc Ferry · Beyaz Baykuş Yayınları · 202514 okunma