"Bugün bu romanı yeniden okuduğumda, olay örgüsünün hamlelerini yeniden oynadığımda, kendimi iki Kale'sini de talihsiz ve soylu Kieseritski'ye feda edişini sevgiyle hatırlayan –yenilgiyi sonsuz sayıda satranç kitabında yanında bir anıt gibi dikilmiş soru işaretiyle birlikte tekrar tekrar kabullenmeye mahkûm olan– Anderssen gibi hissediyorum."
Yazarın kendisini Adolf Anderssen isimli büyük satranç ustasıyla, eserini de Immortal Game ile benzeştirmesi çok hoşuma gitti. Okuduğum en özgüven dolu önsözdü.
Sayfa 8 - Lionel Kieseritski ile Adolf Anderssen arasında oynanan ve literatüre "Immortal Game" olarak geçen satranç oyununda Anderssen iki kalesini, vezirini ve filini feda ederek rakibi Kieseritski'yi yenmiştir.·Kitabı okuyor
Ya ne var peki? Aşk yoksa, ne olabilir ki? Ya saygı da olmazsa, tersine nefret, aşağılama olursa ne olacak? O zaman kala kala "temizliğe dikkat etmek" kalıyor. Öyle değil mi? Bu temizliğin ne demek olduğunu anlıyor musunuz siz? Anlıyor musunuz, anlıyor musunuz? Lujin için söz konusu olan temizliğin, Soneçka temizliğinden hiçbir ayrımı olmadığını, hatta belki de ondan daha aşağılık, daha bayağı bir temizlik olduğunu anlıyor musunuz? Çünkü Dunya'cığım bu sizin için biraz daha rahat yaşama sorunuyken, öbür taraf için yalnızca açlıktan ölmeme sorunudur. "Bu tür temizlikler Duneçka çok, çok pahalıya mal olur!" Ya daha sonra bu yükü gücünüzün üstünde bulur da çekemezseniz? Ne büyük bir aşağılanma olacak bu; ne acılar çekeceksiniz, nasıl ileneceksiniz, ne çok gözyaşı dökeceksiniz herkesten gizleyerek.......
İşin en önemli yanı ise Lujin'in, son ana kadar böyle bir sonu beklemiyor olmasıydı. İki savunmasız ve yoksul kadının buyruklarına karşı gelebileceklerini bir olasılık olarak bile aklına getirmediğinden, son ana kadar onlara küstahça davramnaya devam etmişti. Onda böyle bir inancın yer etmesinin başlıca nedeni, kibirliliği ve kendini beğenmişlik derecesine varan kendine güvendi. Hiçten var olan Pyotr Petroviç hastalıklı denilebilecek bir biçimde kendine hayrandı; akıl ve yeteneklerine büyük değer verir, bazen yalnızken aynada hayranlıkla yüzünü seyrederdi. Ancak hayatta en sevdiği şey, emeğiyle ve her türlü yolla kazandığı paralarıydı: Bu
paralar kendinden yüksek olan her şeye ve herkese erişmesini sağlıyordu.
Hiçbir zaman saygı duymayacağı bir adamla yalnızca kişisel çıkarlarını gözeterek evlenip ruhunu ve manevi varlığını alçaltmaz. Hatta şu Lujin denilen adam sam altından, tertemiz bir pırlantadan hile olsa, kız kardeşim onun yasal kapatması olmayı kabul etmez!
Öyleyse niçin razı oluyor? Nedeni ne bunun ? Nasıl bir bilmece bu böyle ? Aslında durum apaçık ortada: Dunya kendisi için, rahat bir yaşam için, (hatta kendini ölümden kurtarmak bile söz konusu olsa) kendini satmaz, ama bir başkası için satar! Sevdiği, taptığı bir insan
için, satar!
İşte bilmecenin çözümü bu: Dunya, kardeşi ve annesi için kendini satıyor! Her şeyi satabilir bu iki insan için o!
Biz burada gerektiği zaman tüm ahlaki duygularımızı bastırır, özgürlüğümüzü, huzurumuzu, hatta vicdanımızı, her şeyimizi, her şeyimizi bitpazarında satışa çıkarırız!
Yeter ki,sevdiğimiz varlık mutlu olsun. Bütün bunlar yetmezmiş gibi
Cizvitlerden öğrendiğimiz birtakım cambazlıklar yapar, yaptığımızın doğruluğuna, yüce amaca ulaşmak için gerçekten
böyle yapılması gerektiğine kendimizi bir süre için inandırırız. Biz böyleyiz işte; her şey gün gibi ortada !
Evet, bõyle bir durumda, eğer her șey sizin elinizde olsaydı, yani birilerinin yaşaması ya da ölmesi, diyelim Lujin'in yaşaması ve alçaklıklarına devam etmesi ya da Katerina İvanovna'nın öImesi size bırakılmış olsaydı, nasıl bir karar verirdiniz? Bunlardan hangisi ölmeli size göre? Evet, soruyorum.