“Gerçek bir yakınlık istiyorum. Sen de bana korkmadan gelmelisin. Duygularımı gösterdiğim için utanmak istemiyorum. Sen de gösterdiğinde bunu senin acizliğin olarak değil güçlü kişiliğin olarak görüyorum. Yalnızca cesurlar sergiler duygularını çünkü bazen bunun bedeli vardır. Ama duygularını gizlemenin bedeli aslında daha ağırdır bilmezler. Ben seninle bir odada yalnızken ve gözler bana bakmazken nasılsam öyle olmak istiyorum.”
-Ne yapayım istiyorsun senin için?
-Yaşlanmanı istiyorum. On yıl daha yaşlı olmanı. Yirmi yıl daha!
Demek istediği şuydu: Güçsüz olmanı istiyorum. Benim kadar güçsüz.
Sevgili peygamberimiz (s.a.s.) gibi bir öğretmenimiz, Kur'an-ı Kerim gibi bir ders kitabimız ve gözümüzün önünde, güneşlerden karıncalara kadar, Allah'ın güzel isimlerinin pırıltılarını, iz ve işaretlerini, binbir türlü yansımalarını görebileceğimiz böyle muhteşem bir kainat okulu varken, dersimize çalışmamak ve sınıfta kalmak için ne bahanemiz olabilir ki!
Hangi şeyi gösterip, "Bunu Allah yaratmadı!" diyorlarsa, ○ Allah'la aralarına giriyor sanki! Ve bu böyle sürüp gidiyor.
Allah'a imandan o kadar uzaklaşıyorlar o kadar uzaklaşıyorlar ki -pek azı hariç- gittikleri yerden bir daha asla geri gelemiyorlar. Kendileri geri gelemedikleri icin, bizi de yanlarına çağırıyorlar.
Eğer, "Allah büyüktür" ne demek biraz olsun anlamak istersen O'nun eserlerine bakmalı. Bu muhteşem kâinat kitabının yaratılış mucizeleri ile dolu sayfalarını okumaya çalısmalısın. Çünkü her nereye baksan, Allah'ın büyüklüğüne bir şahit görürsün.
Bu dairenin dışında sadece ALLAH vardır. Çünkü o bir şey değildir. Bütün bu şeylerin yaratıcısıdır! İşte bu yüzden yaratılmış HER ŞEY dairesinin içindeki hiçbir şey, Allah'a benzemez ve benzetilemez. Ve Allah da, yarattığı bu şeylerin hiçbirine benzemez.