6/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
Kêmber, portreya takesên têkçûyî ên bindestên bêndestane. Ji ber wê ye hertişt kêm û kêmbere. Pevşabûna qedexe ewqas mezin buye ji hezkirinê kêm wisa rasterast tê jiyîn an jî qet nayê jiyîn. Bê watebuna qedexê ne kêmî wê jiyîna bê hoste . Ev yek ne azadiyê ji takekesan re tine ne jî dibe pêliyek bo doza azadiye. Kesayet pêşnekeve, azad nebe dozê çawa pêşkeve.Kêmasiya hêstan ji xwe diyare. Nivîskar bi têkiliya Selim û Aysel ê jî tîne ziman. Niviskar tespîtên xwe hurehur di her gav û kêliyê de vedibêje; Tiştên mezin, piçûk, giran,sivik, ji rêxistinêre , civak û takekesre hwd. ev yek jî buye sedema tu tiştekiyekê. Rê nediyare, rêbaz nediyare hema ser berjêr diçe.Roman xwe jî bin vê bindestiyê nefilitiye. Pîvanên exlaqî bigirê heya ên civakî hemî li pîvanên serdestane.Bi çend hevokên zimanê serdestan ku nehatiye wergerandin serdestiya serdestan xwe bicî kiriye . Nava ewqas navan de bijareya nivîskar a navê Selîm jî yek jî mînaka ne xweseriyêye. Helbet dema ev nav hate pêşiya xwîner berhema Oguz Atay'ê Tirk Tutunamayanlar hate bira wan. Silav dayinên vî rengî ji rêbazên postmodernixmêne û vê romanê jî hatiye lê çima Tirk. Gelo wêjeya dinyayê ne di xizmeta niviskar de bû. Roman du beşan pêk tê. Di serî de em hemî keseyata bi kêmasî û têkçûyîna wan livo livo nasdikin. Kesayet hemî ên di nava civakê dene , erê pevşabûn bi awayekê biwate û bi tund hatiye qedexekirin lê, gelo ji bo civakeke bi exlaq û azad tenê ewe asteng? Kêmasiyî û pêdiviyê dîtir tunene? Ev nerîn û şîrove ji xwe di rojeva civakêdene. Dema kesekî navsale û mixalifê azadiya civakê cîwanekî dibîne, kêm zêde heman tişta dibêje " Hin nikare xwedî doxîna xwe derê divê ezê civakê azad bikim" Ev mixalifê di nava civakê de her derê hene û her firsendê de jî dibêjin. Ket mineta xwe kesî jî
Edebîyata Kurdî
KêmberMihemed Şarman · Avesta Yayınları · 201510 okunma
8/10
·320 syf.··
2026 1. kitabı
·
86 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2026 18:12
YKS senesinde olan biri olarak çok kendine bağlamasın diye seçerek okudum bu kitabı ve çok da güzel bir karar verdim. Kitap matematik kuramlarından ve matematiğin keşif mi yoksa icat mı olduğunun üstünde duruyor, matematik konularına meraklıysanız okumanızı tavsiye ederim.
Tanrı Matematikçi mi?Mario Livio · Altın Kitaplar · 2015369 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
JUDE&VİOLET
10/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2025 92. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2025 23:34
Herkese merhaba. Rina'nın yeni çıkan kitabıyla karşınızdayım. Bu kadın ne yazarsa yazsın ben okurum ya. (MM hariç diyebiliriz) Birde basım aralarını çok uzun tutmasa aslında çok daha iyi olacak. Oluşturduğu evren o kadar büyük ki bazen gerçekten devrelerim yanıyor Şimdi öncelikle ben kitabı tabii ki çok sevdim. Rina'nın yazdığı bir şeyi sevmemem pek görülmüş bir şey değildir. Her ne kadar linç yese de ağzının tadını bilenler Rina'yı okur. Kendisi yine mükemmel bir kurguyla karşımızda. Jude, sokak aralığında öldürülen annesinin intikamının peşine düşmüştür. O olay olurken etrafta olup izleyen,gören,yardım etmeyen kim varsa onları öldürmeyi kendine amaç olarak edinmiş. Kızımız Violette onlardan biri. Jude günlerce ve aylarca kızı takip ediyordur. Bir önceki kitaptaki Dahlia'nın üvey ablası olmasından ve Dahlia'nın sevgilisi Kane Jude'un en yakın arkadaşı olmasından kaynaklı, Kane ve Jude bir anlaşma yapıyor. Jude her ne kadar Violettayı öldürmesede işkence etmekten geri durmuyor. Ama bu iş tabii ki burada bitmiyor takıntılı olan karakterimiz kızımızın gözünde ölüm korkusu görmediğinde işler garipleşiyor. Nefretten aşka doğru ilerliyor. Öncelikle iki karakterde anne sorunları olan, aynı yerden yarası olan karakterler. İkiside farklı şekilde yara almış ve ikiside farklı karakterlere bürünmüş. Jude, saldırgan,katil, öfke problemi olan, takıntılı biri. Violetta, kendi halinde, uysal,fedakar,çekingen,korkak bir karakter. İkilinin arasındaki çekimi ve ilerleyişi ben sevdim. Birden bire ben aşık oldum, ben öldüm bittim demiyorlar. Özellikle Jude annesinin öldürülmesini izleyen herkesi öldürmüşken, Vio'ya karşı olan bu tavrından dolayı kendiyle az da olsa çelişki yaşıyor diyebiliriz. Yani her ne kadar seni öldüreceğim dese de intihara meyilli olan Violetta'yı hayatta tutmak
1000Kitap
Sweet VenomRina Kent · Bloom Books · 202531 okunma
Puan vermedi·232 syf.·
2025 901. kitabı
Kaçış: Hayatı bir kafeste yaşar gibi sürdüren insanların, giderek anlamsızlaşan dünyaya gösterdikleri tepkilerden biri... kafesler ve kaçışları konu alan romani okuduk Andrea De Carlo'nun "Esir Kuşlar"ı gündelik hayatlarından, yaşadıkları çevreden, hatta kendilerinden kaçıyorlar. Göç yolunda Malaidina, Elvio ve Paola ile karşılaşan Fiodor'a göre sadece insanlar değil, duygular, istekler ve düşünceler de farklı boyutlarda ve değişik biçimlerdeki kafeslerin içinde yer almaktadır artık. Andrea De Carlo özellikle gençler tarafından sevilen, en tanınmış İtalyan romancılarından biridir. Romanlarının başkahramanları hemen hemen daima tedirgin ve/veya sıra dışı gençlerdir. İtalya'nın "manevi başkenti" ve 70'lerden 80'lere geçişin en sarsıcı ve görünür olduğu Milano'da doğmuş olan romancı, romanlarının çoğunda, Milano'ya karşı -anlaşılabileceği üzere ihanete uğramış bir aşkın sonucu olan- yakıcı bir nefreti dile getirir. Başkahramanların isimlerinin İtalyan ismi olmaması da De Carlo'nun karşı tutumunun bir göstergesidir. Bu roman da dahil olmak üzere, en ünlü romanlarının hepsi mutlu sonla biter: Masalsı bir son değil; tuhaf, ironik bir şekilde, ama günün sonunda yine de mutlu. Esir Kuşlar kafesler ve kaçışların içindeki hayatların izlerini sürüp kitabın sonuna geldik.
Edebiyat & Roman
Esir KuşlarAndrea De Carlo · Türkiye İş Bankası Yayınları · 200715 okunma
Naçizane
8/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2025 20. kitabı
Gerçeklik aslında başından kurallı değil. En küçük parçacıkla başlayalım. Yavaş yavaş belli bir kural olmadan etkileşimlerle başka parçacıklarla etkileşiyor, sonra o sistem başka şeylerle etkileşiyor ve üzerine bine bine büyüyor. En başında bir kaderi yok. Sadece etkisi var ve tepkisi var. Bu etki ve tepki biriktikçe, birbiri üzerine bindikçe de gerçeklik oluşmaya başlıyor. Gerçeklik böyle birike birike olıştuğu için de full kaotik olamaz, belli sebepler ve etkilerle oluşmuş. Biz bunu incelediğimizde, nasıl oluştuğunu, ne yaptığını incelediğimizde belli örüntüler yakalıyoruz. Gerçeğin kendisini gözlemliyoruz, keşfediyoruz. Bu keşfettiğimiz gerçekliği daha sonrasında izah etmeye, bu dili kendi dilimize çevirmeye çalışıyoruz. Yaptığımız keşif sonrası bir sistem, bir dil icat etmeye çalışıyoruz. Eğer bu dil, icat gerçeğin kendisine yakınsa, onu açıklayabiliyorsa çok doğru bir çeviri oluyor ( mükemmel olmasa da ). Bu tutarlı sistemi kurduktan yani aslında kendimize bir oyun alanı, sanal bir evren inşa ettikten sonra da, oyunu kurduğumuz kurallara göre oyunu oynamaya başlıyoruz. Böylece daha gözlemlemediğimiz doğa olaylarını da matematiksel işlemlerle tutarlı bir şekilde öngörüp açıklayabiliyoruz. Aslında matematik, gerçeğin kendisinin bizim dilimize bir çevrimi. Gerçeğin kendisi bir keşif, hep var ve biz onu keşfediyoruz, matematik bu yönden bir keşif. Ama ne de olsa gerçeğin kendisinin sadece bir çevirisi ve biz bu çeviriyi icat ediyoruz. Yeri gelince hatalı teoriler oluşturuyoruz, yanlışlar yapıp en baştan yeni teoriler üretiyoruz. Net cevap aslında hem keşif hem icat. Tabi bağlamına göre de anlattığım gibi değişiyor. Ama temelli başından sonuna bir icat olamayacak kadar doğayı çok tutarlı açıklıyor. Kafamdakini bir örnekle açıklamam gerekirse gerçekliğin kendisi
Tanrı Matematikçi mi?Mario Livio · Altın Kitaplar · 2015369 okunma
10/10
·621 syf.··
Beğendi
·
2025 35. kitabı
Ayn Rand'ın kitap bir bakıma benim otobiyografimdir der ancak Kira karakterinin dış görünüşü mesleği, ailesi'nin benimle hiç alakası yoktur sadece savunduğu düşünceler bana aittir der. Kitap bir aşk romanı değildir diyor orada yaşanan aşk üçgeninin Kira Lio ve Andrei'nın yaşadıkları aşktan çok bireyin idealerini vurguluyor diyor heralde. Ve insan yaşıyorsa kendisi için yaşıyordur bir başkası için yaşıyorsa o yaşamak değildir, derken bu da biraz fazla bencilik gibi geldi bana sevdiği erkeğe para sağlamak için onu seven bir erkeği kullanıp ondan aldığı parayı bir diğerine vermek, o diğeri de bunu öğrendiğinde onu daha rahat yaşatacak birini tercih edip Kira'yı terk ediyor. Bu tarz bireycilik bana göre insanlığın vefasızlık boyutu. Yazara göreyse olması gereken birey kendini düşünmeli. Tartışmalı bir davranış ve ahlak dışı bence Ben yaşamak istiyorum. Sadece var olmak değil — yaşamak. Ruhumun bana söylediği şekilde, ne istediğimi bilerek ve onu elde edebilmek için mücadele ederek.(alıntı) Kitabın geçtiği dönem 1917: Bolşevik Devrimi yapılır, Çarlık devrilir. 1920'ler: İç savaş, yoksulluk, siyasi baskılar; romanın geçtiği dönem tam bu karmaşadır. 1922: Sovyetler Birliği (USSR) kurulur. Yönetim biçimi: Tek parti diktatörlüğü (Bolşevik/Komünist Parti) Lider: Kitabın geçtiği dönemde önce Lenin (1917-1924), ardından Stalin iktidara gelmeye başlar (1924 sonrası). --- Temel Özellikleri (Rejimin): Kolektivizm: Bireysel mülkiyet yasaklanır, her şey devletindir. Merkezi Planlama: Ekonomi, üretim, eğitim, sanat gibi her alan devlet tarafından belirlenir. İfade Özgürlüğü Yoktur: Devleti eleştirmek yasak ve cezalandırılır. Ruhsal Baskı: İnsanların sadece davranışları değil, düşünceleri ve niyetleri bile kontrol altına alınmak istenir.
Yaşamak İstiyorumAyn Rand · Plato Film Yayınları · 2010704 okunma