Mustafa Gökduman

Mustafa Gökduman
@lvlustafa
Eritilecek ilk katılar ve dünyevileştirilecek ilk kutsallar, insanın elini kolunu bağlayan, hareketi kısıtlayan ve girişimlerin önünü tıkayan geleneksel sadakatler, alışılageldik haklar ve görevlerdi. Yeni (ve gerçek anlamda katı!) bir düzen kurmak için öncelikle, eski düzenin kurucuların sırtına yüklediği o ağır yükten kurtulmak gerekiyordu. "Katıları eritmek" terimi, her şeyden önce, eldeki mali değerlerin rasyonel bir şekilde hesaplanmasını zorlaştıran "alakasız" zorunluluklardan kurtulmak, ya da Max Weber'in belirttiği gibi, ticari ve ekonomik girişimleri, kendilerine ayak bağı olan ev-aile ilişkilerin-den ve etik sorumluluklardan kurtarıp özgürleştirmek, ya da Thomas Carlyle'ın söyleyebileceği gibi, insanlar arası pek çok ilişkinin altında yatan parasal/ekonomik "rabıtaları" terk etmek anlamına geliyordu. Aynı nedenden ötürü, katıları bu şekilde "eritmek" bütün bir toplumsal ilişkiler ağını dağıtıyor, onu çıplak, savunmasız ve dış etkilere açık hale getiriyor, ilhamını iş ilişkilerinden alan davranış kurallarına ve iş ilişkileri tarafından belirlenmiş akılcılık kıstaslarına karşı koyamayacak kadar zayıflatıyordu - oysa bu ilişkiler ağından beklenen, bütün bunlara etkin bir şekilde karşı koymaktı.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Akışkanlar çok kolay yer değiştirir. "Akarlar", "damlarlar", "dökülürler", "taşarlar", "fışkırırlar", "sızarlar", "boşalırlar", "püskürürler", "süzülürler"; katıların aksine, akışkanların hareketini durdurmak kolay değildir - bazı engellerin etrafından dolaşırlar, bazılarını içlerinde eritirler ve bazılarının da, aşındırarak ya da sızarak, içlerinden geçerler. Katılarla temasa geçen sıvılar hiçbir değişime uğramazken, sıvılarla temas eden katılar, sonunda katı olarak kalsalar bile-az ya da çok ıslanarak- bir değişime uğrarlar… Modern çağın günümüzdeki, pek çok açıdan yeni evresini tanımlamaya ve anlamaya çalışırken uygun bir eğretileme olarak "akışkanlık" kavramını kullanmamızın nedenleri bunlardır.
“Başlanan işin yarım kalması, tutarsızlık ve beklenmedik olaylar, günlük hayatlarımızın sıradan vaziyetlerindendir. Dahası, zihinleri ardı arkası kesilmeyen uyaranlardan ve ani değişimlerden başka bir şeyle beslenmeyen çoğu kişi için bunlar gerçek bir gereksinim haline gelmiştir. Kalıcı olan şeylere tahammül edemez olduk. Can sıkıntısından nasıl meyve alacağımızı bilmiyoruz artık.” Paul Valery
İçtenlikle inanıyorum ki, tüm fenomenleri tek bir yasayla evrensel açıklama girişimleri çok yüksek düzeyde hatta en yetkin zihinler tarafından denendiği zaman bile hayaldir. İnsan aklının araçlarının çok zayıf olduğuna ve evrenin böylesi bir bilimsel olgunluğa ulaşamayacağımız kadar karmaşık olduğuna inanıyorum.
tutkuları tanımanın en iyi yolu onları her zaman dışarıdan gözlemlemektir.