Kontrol edenler edilenlere yakın oldukça, gündelik davranışlar üzerinde kurdukları hâkimiyet o kadar eksiksiz olur...
"Panoptikon" en üstten en alta tüm modern iktidarlar için ideal bir kalıp oldu. Örneğini merkezdeki kulenin içinde mahkûmların olduğu hücrelerin tamamına yukarıdan baktığı bir hapishane tasarımında bulmuştu. İktidar panoptik bir tarzda hareket ettiği sürece, sürekli gözetime maruz kalmış özneler itaatkâr olacak, isyan etmek şöyle dursun itaatsizlik yapmaktan bile çekineceklerdi. Çünkü yönetimde yaşanacak her sapma, onlar için ciddi ciddi üzerine düşünülemeyecek kadar maliyetli olacaktı.
Kültür doğanın maskesi olarak açığa çıkabilir ve kültürel buluşlar "doğa kanunlarıyla" aynı düzlemde şeyler gibi görülmüştür. Erkekler erkek, kadınlar kadın olmak için doğmuştur ve bu her tür yorumsal esnekliğin sonu olmuştur. Cinsel kimlik insan iradesine bırakılmaz, aksine "gerçek" bir doğaya itaat etmeli ve ona uygun yaşanmalıdır. Doğanın verdiği kararı hiçbir erkek (hele hele bir kadın) asla değiştiremez! Doğa adına konuşan kişilere nadiren karşı çıkılır. Yine de istisnalar olmuştur ve yaptıkları katkıların kabulü tarihi kimin yazdığına göre değişir.
Bedenlerimizde saklı unsurlardan biri, son derece yoğun bir ilgi gerektirmesidir ve ilgi cinselliktir... Cinselliğimiz bedenlerimizin diğer tüm yönleri gibi, sadece cinsel ilişkileri ve pratikleri değil dili, konuşmayı, giyimi ve tarzı da içeren karmaşık bir performanstır.
Eğer diğer insanlar bizden uzak duruyorsa, "toplumsal bir başarı" değilsek, birlikte olmaktan hoşlanacağımız insanlar yanımızda olmaktan memnun değilse veya kalıcı ilişkiler kurma olasılığından kaçınıyorlarsa, muhtemelen mesajı iletende yani bedenlerimizde bir şeyler sorunludur. Belki daha önemlisi, sahibinde, onu eğitende ve koruyanda bir şeyler yanlıştır. Yanlış türde bir mesaj mı iletilmektedir? Veya doğru mesaj veriliyorsa, yeterince belirgin mi değildir yoksa anlaşılmaz bir mesaj mıdır? Toplumsal çevremizde ipuçlarını yanlış bir şekilde okumuş da olabiliriz. Yemek yerken kaşık çatalı nasıl tuttuğumuzu ve ağzımızda lokma varken genel duruşumuzu bile değişen beklentiler şekillendirir.