Ballı'M
Şunun tatlılığına bakın yaaa😻🐱 Ben değil o beni yiyecek😆🤭
Günah Çocukları
Bırakın! cirit atsın orta yerde sosyal şovenler, ajans sonrası hava raporu verir gibi konuşsun küçük burjuva milliyetçileri. Bırakın! İşveli bir yosma edasıyla emperyalizmle oynasın Deng Siao Ping. M. Hayri Durmuş
1000Kitap
Reklam
"AŞK ile Hû"
"17 yaşımda "Tasavvuf"la tanıştığımda, bana oldukça derin ve anlaşılması güç gelmişti doğrusu. O dönem sadece teorik bilgiler olarak gördüğüm birçok kelam, insan yaşadıkça ve kendi iç dünyasına kulak vermeyi öğrendikçe bambaşka anlamlar kazandığını, bugün çok daha iyi kavrıyorum. En bi sevdiklerimden İbnü'l Arabi'nin "Hak Yolcularına Armağan" eserini elime aldığımda, hakikate giden yolun yalnızca bilgi biriktirmekten değil, o bilgiyi hâl'e dönüştürmekten geçtiğini iliklerime kadar hissettim!☺️📚 m.youtube.com/watch?v=RNLofl6...
1000Kitap
M. ÖZTÜRK ve TARİHSELCİLİĞİN İDDİALARI...
Mustafa Öztürk, Geleneksel İslam'ın Kritiği adlı eserinin ilk bölümünde, kendi tarihselci perspektifinin teorik çerçevesini ortaya koyar. Bu perspektife yöneltilen yaygın itirazların önemli kısmının bir yanlış anlamaya dayandığını ileri sürer. Ona göre tarihselcilik, Kur’ân’ın evrensel mesajını reddeden yahut onu yalnızca nüzûl dönemine hapseden bir yaklaşım olarak anlaşılmamalıdır. Öztürk’ün temel itirazı, Kur’ân’ın bütün lafzî, tarihî, sosyal ve hukukî içeriğiyle birlikte “tarih-üstü” kabul edilmesine yöneliktir. Bu bakımdan, iddia ettiği üzere onun tarihselciliği, Kur’ân’ın çağdaş muhataba hiçbir şey söylemediği iddiasına değil, Kur’ân hitabının nüzûl vasatıyla kurduğu ilişkinin ciddiye alınması gerektiği düşüncesine dayanmaktadır. -REHA KANSU, "Tarihselcilik ve İslâma Muhatap Anlayış", -I. Mustafa Öztürk’ün Dilinden Tarihselciliğin İddiaları-, besincidevre.org, 18 Haziran 2026-
İslam'da Tarihselcilik
G Ü N A K Ş A M L I D I R...
Evliya Çelebi Seyahatnâmesi kurşun gibi ağırlaşmış; bırak beni der gibi. "Gün akşamlıdır devletlim; dün doğduk, bugün ölürüz." Oğlumuz: Yarın Diye Bir Şey Yoktur
Kitap Alıntısı
Tahterevalli dünya...
Tahterevalli dünyasında; Gâh gemi su alır batar, deniz yutar gemiyi Gâh sular çekilir kurur deniz, oturtur karaya gemiyi... Ne hoş tesbittir, hikmetten söylemiş Kızılderili;"Sular yükselince balıklar karıncaları yer; sular çekilince karıncalar balıkları..." Aziz de eder zelil de...Sen gayret et, aziz olmaya bak, bu dünya da zillet de var... Güneş doğduğu gibi vakti gelince de batar, doğuşuna sevinip de şımarma, batışına yerinme... Çünkü bu döngü, hayatın ta kendisidir. Bugün seni zirveye taşıyan rüzgâr, yarın başka bir diyara savurabilir. Maddiyatın, makamın ya da gücün geçici parıltısına aldanıp da nefsini göklere çıkarma; zira tahterevallinin üst ucu ne kadar yüksekse, alt uca inişi de o kadar keskindir. Düşüşler seni ümitsizliğe sevk etmesin, yükselişler de seni kör etmesin. Hakiki asalet, sular yükseldiğinde karınca olduğunu unutmamakta; sular çekildiğinde ise balığa merhamet edebilmektedir. Unutma ki; Varlıkta tevazu, seni zilletten koruyan en güçlü kalkandır. Yoklukta sabır, seni yeniden aziz kılacak olan gizli hazinedir. Gemi su alsa da, sular çekilip karaya otursa da sen rotandan, yani insanlığından ve gayretinden ödün verme. Bu dünyada her şey bir "an" meselesidir; mühim olan o anların ötesindeki kalıcı ize, yani güzel bir ahlâka sahip olmak ve ardında iz bırakabilmektir. Güneş her batışında, aslında ertesi sabahın doğuşunu müjdeler. Sen sadece yoluna bak, vaktini iyi değerlendir ve her iki hâlde de dengede kalmayı bil. Kelâmın kuluçkasından fikri ve ilhamı sağ salim gün yüzüne çıkarmaya devam edelim... Takterevalli dedik, o hâlde sözün kuluçkasından taze çıkmış, tahterevalli dünyasının dengesini gözeten birkaç berceste beyit kaleme alalım, bakalım bu fâni devranın hâlini neylemişiz: "Gâhî bülbül eder feryâd, gâhî güller açar bağda, Ne zillet kalıcı
Reklam
Reklam