I ş ı ğ ı n ı n I ş ı d ı ğ ı n ı G ö r m e k . - En karanlık keder, hastalık, borçlanma durumlarında, başkalarına ışık verdiğimizi ve onların bizi parlak dolunay olarak algıladıklarını görmekten m hoşlanırız. Böyle dolaylı bir yoldan, kendi aydınlatma yeteneğimizle ilgileniriz.
Okuduğum romanın ismi “M. Lökok’un kızı” idi ve ilk sayfaları gayet uzun tasvirlerle başlıyordu. Birkaç sayfa okuduktan sonra Paşa sordu:
- Daha sabredelim mi?
Quand je lui serrais la main, j'avais l'impression de serrer la main d'un mort, tellement
il était froid. Il ne pensait qu'à mourir, je n'ai jamais vu personne d'aussi triste… Chaque fois que je le quittais, je pensais que je ne le reverrais pas au parloir suivant. Et puis un jour, en mai 93, il m'a dit : “Marie-France, je me condamne à vivre. J'ai décidé d'assumer cette souffrance pour la famille de Florence, pour mes amis.”
Her şeyi hızla tükettiğimiz bugünlerde böylesine bir keşif yapabilmek sağlam sabır ve emek ister. Sonuçta sevgi neydi? Emekti. Hani bir laf var ya, tanısan seversin diye. İşte greyfurt tam da böyle bir meyvedir. İçi kırmızı ve sarı olan farklı tipleri olsa da gelin biz kırmızı olandan bahsedelim.