Bir insanın, ne olduğunu anlamak için onu yıllardan beri tanımaya gerek yoktur. Gözlerine bakmak yeterlidir. Gözler, en ifadesiz yüzde bile gerçeğin damlalarıdır. Ağzın sustuğu, dilin yabancılaştığı yerde, onlar her şeyi açığa vururlar.
Vicdanım mı! Nerede bulunur bu vicdan dediğin?
Nasırım olsaydı, terliğimde saklardım;
Böyle bir ululuk hissetmiyorum yüreğimde.
Milyon düküyle aramda
Buz tutmuş yirmi vicdan olsa
Beni rahatsız etmeden eriyip giderdi.
İşte kardeşin uyuyor şuracıkta,
Üzerine uzandığı topraktan farkı kalmazdı,
Eğer şu an göründüğü gibi -ölmüş- olsa.
Aslında, şu elimdeki itaatkâr çeliğin ucunu
-yedi buçuk santim- saplasam,
Onu sonsuza dek yaptırabilirim yatağında;
Bu arada sen de aynını yapıp
Her davranışımıza kusur bulan,
Şu geçkin et parçası Bay Basiret'in gözlerini
Bir daha açılmamak üzere kapatabilirsin.
Ötekilere gelince, kedi önündeki sütü nasılsın içerse,
Öyle kabulleneceklerdir anlatacaklarımızı;
Biz neyi uygun görürsek
Tam zamanıydı diyecekler.