Kendimize sormamız lazım “ bu ülkede bir damla kan akıtmadan binlerce çocuk nasıl yetiştiririz?” diye. Kitapta ki kahramanımız Snellman bu sorunun cevabını köy köy dolaşarak, zengin fakir demeden elinden geldiği kadar anlatıyor; Sadece fakirlere nasıl gelişiriz diye anlatmıyor, Zenginlere de cahillikten şikayet etmemelerini tam tersi bu cahillikten kurtulmak için paranız varsa bu ülke için harcayın; kütüphaneler yapın, okullar yapın.Bilginiz mi var? O zaman bilginizi paylaşın diyor yazarımız. Finlandiya uzun yıllar boyunca kendi bağımsızlığını ilan edememiş ve başka ülkelerin altında ezilmiş bir ülkedir. Peki “O” halden “bu” hale nasıl geldi? Yaptıkları tek şey:Eğitim. Evet, sadece eğitim sayesinde. O dönemlerde İngiltere Napolyon’u yenerek tüm Avrupa’nın ilgisini çekti. Tüm ülkeler ona benzemeye çalıştı. Bilirsiniz bir çocuk bir yetişkini örnek almak istediğinde kötü huylarını yapar;Sigara içer, alkol alır vs. İşte herkes İngiltere’nin saç modellerini, kıyafetlerini ve tüm dünyaya ün salacak o oyun olan “futbolu” örnek almışlardı. Tabikide çocuklarımız dans öğrensin, spor öğrensin.Yazarımız buna karşı değil.Fakat “okumak istemeyen çocuklar top peşinde koşarak meşhur olmaya çalışır” diyende yazarımız. Çocuklarımızın sadece kas kuvvetleri değil beyinleride gelişsin, sadece bacaklarını değil beyinlerinide kullansın diyor yazar. Askere gitmeyi ölüm olarak görmeyin oraya eğitim almak için gidilen yer olarak görün diyor. Üst subaylara küfürü yasaklıyor.Çünkü ağız ne kadar temizse kalpte o kadar temizdir,kalp ne kadar temizse ağızda o kadar temizdir.Erlere orada nezaketi,saygıyı,nasıl konuşulması gerektiğini,palto nasıl dikilir öğretin ki onlarda askerden geldiklerinde aileleriyle paylaşsın ve bilgi hepimize yetsin. Snellman din konusunada çok önem veriyor. O