Anamız vatan, babamız millet
Vatanı ma'mur eyle Ya Rabbi!
Milleti mesrur eyle Ya Rabbi!
Sancağım Tevhid, bayrağım hilal,
Birisi yeşil, ötekisi al
İslam'a acı, düşmandan öç al
İslam'ı abad eyle Ya Rabbi!
Düşmanı berbat eyle Ya Rabbi!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İ'lem Eyyühel-Aziz!
Senin iktidarın kısa, bekan az, hayatın mahdud, ömrünün günleri ma'dud ve her şeyin fânidir. Öyle ise, şu kısa, fâni ömrünü fâni şeylere sarfetme ki, fâni olmasın. Bâki şeylere sarfet ki, bâki kalsın.
Mesnevi-i Nuriye - 182
İşte Cenâb-ı Fahr-i Ålem, bu makamdan geçip cihetsiz âlemde tecelli ederek Zât-ı Ehadiyyet Cenâb-ı Ahmediyyete feth edilerek bir selâmlaşma olmuştur.
Tecelliyyât-ı cemâl-i İlâhînin karşısında Cenâb-ı Fahr-i Âlem, derhal (Ettehıyyâtü lillâhi vessalâvâtü vettayyibât) ya'ni: «Tehiyyât ve salâvât, tayyibât, hürmet ü ibâdât; Allah'ın zât-ı ulûhiyyetine mahsusdur» diyerek selâm verince,
Vâcib Teâlâ Hazretleri:
(Esselâmü aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullahi ve berekâtühû): «Ey zâtımdan zâtıma tecellî etdiğimde zuhûr eden, zulmetin mukabili olmayan nûrü'l-envâr Peygamber-i Zi-şânım! Allah'ın rahmeti, âtıfeti, selâmeti senin üzerine olsun» diye mukabele-i selâmda bulundular.
O; ümmetinin şefi'i olan, ednâyı a'lâ yapan, düşmanına dahi merhamet elini uzatan ve âlemlere rahmet bulunan Nebiyy-i muazzam hemen:
(Esselâmü aleynâ ve alâ ıbâdillâhissâlihıyn) diyerek selâm-ı ilâhîyi kabûl etdi ve ibâd-ı sâlihıyn (sâlih kullar)'i de içeriye sokdu, hissedâr etdi.
Allahü Teâlâ Hazretleri:
«Habîbim, buraya ne bir melek-i mukarreb ve ne de bir nebiyy-i mürsel giremezdi. Sen sevdiklerini de sokdun. Biz de kabûl etdik. Sen râzı oluncaya kadar sana her şey'i i'tâ edeceğim (vereceğim)» buyurdu.
Bu tecellî karşısında Cibrîl :
(Eşhedü en lâ ilâhe illâllah ve eşhedü enne muhammeden abdühû ve resûlühû): «Ma'bûdün bilhak olan Allah'a, Ondan gayrı ilâh olmadığına ve O'nun abd-i hâssı, resûlü bulunan Muhammed'e şehadet ederim» diye mukabele etmişdir.
Cenâb-ı Fahr-i Âlem bu makamda sessiz, sözsüz, bizsiz, sizsiz doksan bin kelimât konuştu.
Ve Hak'dan bize müjdeler getirerek hâne-i Ümmühânî'ye teşrîf etdiler.
36. Bir adam Abdullah b. Mes'ûd'a gelerek: "Bana öğüt ver" dedi. Abdullah ada- ma şöyle dedi: "Allah'u Teâla'nın âyetlerinde 'Ey iman edenler!' sözünü işittiğin zaman hemen ona kulak ver, çünkü o, ya emredilmiş bir hayır veya yasaklanmış bir şerdir. "
Sayfa 26 - İTİSAM Yayınları 2021. Tercüme ve Dipnot: Abdullah Samed Afaracı.·Kitabı okuyor