Ara sıra beni deneme isteği duyduğunu yazmışsın, bu yalnızca şakaydı, öyle değil mi ? Lütfen yapma bunu.Tanımak bu kadar güç gerektirirken , kim bilir tanımamak ne kadar güç gerektirir.
Benim için üzülme dedi. Bu kadarcık cümleyle kalbime kocaman bir taş oturdu.
...
Oysa ben üzülmek istiyordum. Gittiği zaman bile sevmek. Hatırlayınca kalbime bir iğne batsın istiyordum mesela. Mesela hiç aklımda yokken birinin sigarasını parmakları arasına sıkıştırışı ona benzesin, gözlerime yaşlar dolsun istiyordum. Sevmek böyle bir şeydi. Kaybedenler üzgün olurdu. Birini sadece sevdiğin için hem de hiçbir talebin yokken, terk edilmeye de sessiz bir baş eğişle razı olmuşken, bir daha karşısına bile çıkamayacakken. Bir de üzülme hakkımı elimden alıyordu Zalim!
...
Sonra arkamı dönüp gittim. Üzülmekten öleceğimi sanarak.
Korkularımla yüzüstü öylece kalakalmalıyım basık bir kenar mahalle kahvehanesinde. Aşkınla demlenmiş sıcak bir çay içmeliyim. Küfürler saçıp etrafa belalara bulaştırmalıyım ağrılı başımı.
Yokluğuna alışmamalıyım.
Alışmamalıyım.
Henüz ölmemiştim, yalnızca hızlı bir çürüme içindeydim. Kim değildi ki allahaşkına? Hepimiz aynı dibi delik tenekede kendimizi eğlendirmeye çalışıyorduk.