Mehmet Akif Akman

Fikir ve düşüncelerimizin ne derin bir karışıklık içinde olduğu, her taraftan yükselen sonsuz şikâyet velvelesinden bellidir. Her tarafta şüphe ve itimatsızlık derin bir boşveriş, her işte deli gibi acelecilik ve sabırsızlık görülüyor. Hiç kimse, kime veya neye inanacağını, kime veya neye hürmet ve riayet edeceğini bilemiyor. Herkes her şeyi biliyor. Fakat hiç kimse bir şey yapmaya muvaffak olamıyor. Bununla beraber her yerde ve her meselede meydana çıkan çeşit çeşit ıslahatçının da haddi hesabı yok
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Rastgele elde edilen bilgiler insana bir iktidar kazandırmaz. Metodsuz ve gayesiz olarak edinilen fikirler zararlı olur. Çünkü bu şekilde hasıl olan fikirler, ancak yanlış kanaatlere sahip kimseler yetiştirir. Onlar da etraflarına zararlı olurlar.
Başka memleketlerde, herhangi bir şeyde görülen yanlış veya eksiğin giderilmesine lüzum hissedildiği anda buna gayret edilir, ıslâhına çalışılır. Bizde ise, ıslâhı arzu edilen şeyin, hiç tereddüt etmeden ortadan kaldırılmasına ve yerine daha iyi olduğu zannedilen bir başkasının konulmasına kalkışılır.
İlerlemeye olan ihtiyacımızın icaplarını yerine getirmek üzere yetiştirilen bu aydın sınıf, bugün memleket idaresinde büyük bir tesire sahiptir. Ayrıca, hiç bir denetleyicisi olmadığı gibi rakibi de yoktur. Halbuki bu aydın sınıf, batı medeniyetinin tesiri altında şahsiyetini kaybetmiş, aşırı bir batı hayranlığına müptelâ olmuştur. Millî kurtuluşumuzun çaresini, kendisinin tutulduğu bu hastalığın bütün memlekete yayılmasında görmektedir. Bu yüzden, yükselme ve ilerleme adına, vicdanları bulandırıp fikirleri karıştırarak, buhranlara sebep oluyor. Memleketi de karanlık ve meçhul bir istikbale doğru sürükleyip götürüyor. Batı hayranı olan bu mütefekkir sınıfın zihniyeti, kendisine üstad tanıdığı, batı zihniyetine hiç bir bakımdan benzemez. Bunlar kendi memleketleri hakkındaki kötümser ve yıkıcı tenkitleri ile temayüz ederler, tenkidleri, izah ve ispat edemedikleri için itham, anlayamadıkları için de inkâr ile doludur. Bunlar mevcudu ve yaşayan gerçeği bilmezler; fakat nasıl olmamız gerektiğini öğretmeye kalkarlar. Buna rağmen, bir zamanlar ümitlerimizi bu sınıfa bağlamış, saadet ve ilerlemeye dair tatlı emellerimize erişmeyi onlardan beklemiştik.
Bir memleketin müesseseleri ihracat maddesi olmadığı gibi, bunları ithal etmek de pek zelilâne bir iştir. Böyle bir şeyi tavsiye edenler bir milletin müesseselerinin ne demek olduğunu idrâkten ve kendi memleketlerine karşı vazifelerinin neden ibaret olduğunu anlamaktan âciz olduklarını ispat etmiş olurlar. Böyle bir hareket, kendi imkân ve gayretlerimizle meseleleri halletmekten, maksadımıza varmaktan âciz olduğumuzu da gösterir ki, ayrıca zillete sebep olur.
Siyaset