Okyanustaki batık bir hazine; Ziya Paşa.
10/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 21:09
Milli edebiyatın öncülerinden olmakla birlikte, eski tarzda yazmaya devam etmiş, bundan dolayı da Namık Kemal'i sitemine maruz kalmış. Hemen bütün nazım türlerinden ürünler vermiş bir divan sahibi. Aynı zamanda da bir hicivci. Neşir tarzında yazıları ve makaleleri de var. Ziya Paşa Şair ve edebiyatçılığı yanında, bir fikir ve devlet adamı, eğitimci, girişimci, yenilikçi bir kaymakam. Sanata değer veren, tüm tepkilere rağmen tiyatro salonu açıp memurları ve halkı tiyatroya gitmeye teşvik eden biri. Çocuk eğitimine ilk dikkat çeken de yine Ziya Paşa'dır. Rousso'dan etkilenmiştir. Tasvir-i Efkar gazetesinin kurucularından. Meşrutiyet'in kabulünde büyük emeği var. Şiir tarihimizin 500 yıllık antolojisini çıkaran ilk edebiyatçı. Kaymakamlık yaptığı yerlerde okullaşma oranını artıran, bu konuda büyük mücadeleler veren, sistemi Maarif Vekaleti tarafından örnek gösterilen , yolsuzluklarla ve cehaletle hayatı biyinca mücadele eden bir vatanperver. Her vatanperverin başına gelen çilekeş hayattan o da nasibini fazlasıyla almış, iki çocuğunu kaybetmiş, hanımı sinir krizleri içinde yatalak olmuş, kendisi de ağır hastalıklar içinde, daha 51 yaşında Adana da vefat etmiş. Zor bulunup kolay kaydedilen cevherlerden biri...
Ziya PaşaBilge Ercilasun · Akçağ Yayınları · 200711 okunma
30 Mayıs 2026, İntibah Namık Kemal
Puan vermedi·142 syf.··
2026 2. kitabı
·
42 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 00:31
Türk edebiyatının ilk edebi romanı sayılan "İntibah" kitabının incelemesini sevgili okurlar sizlerle paylaşıyorum; Vatan şairimiz Namık kemal aslında kitabın adını son pişmanlık olarak koymuştur ama dönemin maarif vekaleti yetkilileri bu basligi değiştirmiş hatta bazı bölümlerini sansurlemistir. Kitapta Ali Bey adındaki beyefendinin mehpeyker adındaki kadınla gönül eglendirdigini bir gün onun ihanetine uğradığını anlar. Daha sonra Ali bey in annesi Dilâşup adında bir köle cariyede çözüm bulur. İlerleyen zamanlarda dilâşupa iftira atılır. Ve Ali bey konaktan onu satar. Annesi rahatsızlanır vefat eder. Mehpeyker de intikam ateşiyle tutuşur, dilâşupu alır çeşitli işkenceler yapar o ise namusundan asla vazgeçmez. Belirli birkaç olay yaşanır ve Ali bey anlar ki son pişmanlık fayda vermez.
1000Kitap
İntibahNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,1bin okunma
Reklam
Acı ama gerçek
Puan vermedi·212 syf.··
2026 188. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 19:24
Eğitim sistemimizi durmadan ama sürekli eleştiririz. Ama hiç çözüm sunmayız. Zaten eğitim sistemini eleştirenlerin hiçbiri bir eğitimci değildir. Eğitimci çare arar,yol arar... Bir sınıf öğretmeni olarak geç kaldım bu kitabı okumaya ama güç olmadı. Nurettin Topçu Türkiye'nin kıymetli eğitimcilerinden birisi. Bu eserinde aslında hayalimizdeki eğitim sistemi tasavvuru sunar. Köklere inen ve ezberin dışında... Biz çocuklara hayatı öğretmeliyiz. Bak çocuğum ;'dışarıda böyle bir yaşam ama sen ne olursa olsun iyi olanı seç...' Nurettin Topçu eğitimde değerlerin önemini anlatır. İçi kof bireyler değil; kök değerleri benimseyen,icsellestiren bireyin önemine vurgu yapar. Çocukta bu değerleri oluşturacak olan muallime sayfalarca sorumluluk yükler. Hakkıdır. Çünkü eğer dışarıda bir çocuk bir genç ahlâk dışı bir davranış sergiliyorsa bunun sorumlusu ya ebeveyn ya öğretmendir. Bu sorumluluk bilincinde olmayı bana Türkiye'nin Maarif Davası öğretti.... Eğer maarifte yolumuz Allah yoluna denk düşmüyorsa belki çok eleştirileceğim ama üzgünüm orada gerçek bir maariften söz edilemez. Biz "Özü hakka doğru" olan birey istiyoruz. Bütün ahlaki yanlışlıklardan arındırılmış bir Asım nesli istiyoruz. Bütün bunların kökenine inen Nurettin Topçu ilkokul çağı üzerinde özellikle durur. Burada sorumluluk artık biz sınıf öğretmenlerine düşüyor...Hem bu dünyamızı hem ahiretimizi güzelleştirmek istiyorsak çocukları emanet olarak görmeliyiz...
1000Kitap
Türkiye'nin Maarif DavasıNurettin Topçu · Dergâh Yayınları · 2022375 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 9. kitabı
5 ve 6. Sınıflarda maarif model kapsamında okutabileceğim kitapları incelerken okuduğum son derece güzel , akıcı , etkileyici bir kitap. Ortaokul seviyesinde temiz içerikli .
Bunun Adı FindelAndrew Clements · Günışığı Kitaplığı · 20212,907 okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2026 39. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 15:30
Emine'nin Notre Dame de Sion’da Bir Ders Yılı bende hiç beklediğim etkiyi bırakmadı açıkçası. Ben daha çok genç bir kızın yabancı bir okulda yaşadıklarını, o dönemin atmosferini, insan ilişkilerini, okul hayatını falan okuyacağımı sanmıştım ama kitap sürekli bir fikri kabul ettirme derdinde. Hristiyanların yaptığı misyonerlik faaliyetleri nasıl insanın gözüne batıyorsa burada da benzer şekilde dini bir propaganda hissi oluştu bende. Hatta yer yer bir çeşit propaganda kitabı okuyormuşum hissi verdi. Üstelik bunu güçlü bir edebiyatla da destekleyememiş; doğru düzgün diyalog yok, karakterler derinleşmiyor, günlük hayat hissi oluşmuyor. En çok da Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki laik eğitim anlayışının neredeyse doğrudan dinsizlik gibi gösterilmesi gözüme battı. Maarif Koleji’ne gitmeyi istememesinin sebebi olarak bile laikliği açıkça belirtiyor. Bir de işin ironik tarafı, okulun adı Notre Dame de Sion olmasına rağmen başta namaz kılmasına ses çıkarmayan rahibelerin bir süre sonra farklı bir dine mensup olduğu için dini vecibelerini yerine getirmesini kısıtlamasıydı. Kitap zaten bu çatışmayı merkeze koyuyor ama bunu edebi bir derinlikle değil daha çok tek taraflı bir bakışla anlatıyor. Ardından da ailesinin çaba ve emeğiyle eğitimine evde devam etmesi daha doğru ve manevi bir yol gibi sunulmuş. O yüzden ben kitapla hiç bağ kuramadım; ne edebi olarak içine çekti ne de anlattığı fikirleri doğal hissettirdi.
Emine'nin Notre Dame de Sion'da Bir Ders YılıAlanur Teymur · Fatih Yayınları · 19712 okunma
7/10
·631 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 01:19
Falih Rıfkı Atay , bu eseriyle birlikte Atatürk’e, o dönemin Türk halkına ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecine farklı pencerelerden bakmamızı sağlıyor. Şu bir gerçek ki Türkiye Cumhuriyeti, yalnızca dış güçlere karşı değil; içteki düşmanlara karşı da verilen çok çetin mücadelelerin ardından kurulmuştur. Yıllarca ezilmiş, kimliği unutturulmaya çalışılmış bir milleti bir araya getirerek yepyeni bir devlet ortaya çıkarmak… Hem de neredeyse tüm dünyaya karşı bunu başarmak… Mustafa Kemal’in yüz yılda bir gelen dehalar arasında anılmasının en büyük nedeni bu olsa gerek. Falih Rıfkı da Hitler’in şu sözünü aktararak bunu destekliyor: “Mustafa Kemal, bir millet bütün vasıtalarından mahrum edilse dahi, kendini kurtaracak vasıtaları yaratabileceğini ispat eden adamdır.” (s.332) Kitapta o dönem anlatılmamış, adeta yaşatılmış. Mustafa Kemal’in kendini geliştirme süreci, yaşadığı zorluklar ve karşılaştığı engeller oldukça çarpıcı. Özellikle beni şaşırtan bazı noktaları vurgulamak istiyorum. İlki, Atatürk’ün aslında hanedanlığa bir şans vermiş olmasıydı. Yani şartlar farklı gelişseydi hanedanlık sistemi devam edebilirdi. Falih Rıfkı bunu şu sözlerle anlatıyor: “Hanedanın son talihi, Tevfik Paşa sadrazam iken, Mustafa Kemal tarafından Vahdettin’e Büyük Millet Meclisi’ni tanıtmak teklifi yürütülemediği zaman kaybolmuştur. Eğer Vahdettin bu teklifi kabul etseydi, Büyük Millet Meclisi hükümetini tanımış olacaktı. İşgal kıtaları hiç şüphesiz sarayı kuşatacaklardı. Padişah, zindan haline gelen bu saray içinde, ordunun ve milletin gözlerini ve gönlünü ayırmadığı bir mazlum ve kahraman halini alacaktı.”(s.347) İkinci olarak Falih Rıfkı’nın, Atatürk’ün Turancı ya da siyasi anlamda ırkçı bir Türkçü olmadığını söylediği bölüm dikkatimi çekti. Ona göre Mustafa Kemal, “Türkiyeci, Türkiye
Tarih
ÇankayaFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 20214,999 okunma
Reklam
Reklam