Hayat, beklemediğmiz anlarda bize ya kucak açar; çiçek gibi nereden nasıl mutlu olduğunuzu bilemezsiniz ya da bir tekme ile bir çok kapınızı kapatır; hüzne uğrarsınız. Satrançta aynı böyledir. Her zaman stratejilere dayanır. Aynı siyah ve beyaz gibi... Ve bu savaş, en çokta kendinizle vermiş olduğunuz savaştır.
Dr. B., hücresinde oynayacak kimse olmadığı için kendi zihnini Ben-Siyah ve Ben-Beyaz olarak ikiye böler. Kendi kendine karşı oynadığı her maç, kendi beynini yiyip bitiren bir savaşa dönüşür. Zweig burada satranç oyununu bir entelektüel eğlence olarak değil, insanı deliliğin eşiğine getiren obsesif bir saplantı olarak tasvir eder.
"Dünyada hiçbir şey insan ruhu üzerinde hiçlik kadar baskı kuramaz."