Puan vermedi·319 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Öncelikle şunu açık açık söyleyeyim: Ben Peyami Safa’yı gerçekten çok seviyorum. Hem karakteri dağ gibi dimdik hem de kalemi acayip güçlü bir yazar bana göre. Bugüne kadar 4-5 kitabını okumuşumdur ama dürüst olalım, Peyami’nin dilini anlamak öyle her yiğidin harcı değil, ciddi bir zihinsel güç istiyor. İşte Matmazel Noraliya’nın Koltuğu da tam olarak böyle, okurken insanı zihnen yoran ama bir o kadar da büyüleyen, acayip meşakkatli bir roman. Kitap baştan aşağı o kadar yoğun psikolojik tahlillerle doluydu ki bazen kendimi ana karakter Ferit’le birlikte o karanlık pansiyon odasında delirmek üzereymiş gibi hissettim. Ferit dediğimiz çocuk tıp okumuş, her şeyi mantıkla, bilimle açıklamaya çalışan ama ruhu paramparça bir tip. Uykusuz geceleri, kafasındaki sanrılar ve o bitmek bilmeyen varoluşsal sancıları.. Peyami Safa resmen kelimelerle ruh cerrahlığı yapmış; karakterin iç dünyasındaki o çetin kavgayı okumak her ne kadar müşkil olsa da insanı inanılmaz sarıyor. Gelelim kitabın asıl bombasına, yani o meşhur koltuğa ve Doğu-Batı çatışmasına. Başta aşırı rasyonalist, inatçı olan Ferit, Matmazel Noraliya’nın odasına geçip onun gizemli defterini okumaya başlayınca iç dünyasında muazzam bir tebeddül dalgası başlıyor. Bilimin ve aklın tıkandığı yerde, ruhun ve mistisizmin o dingin huzuruna sığınıyor. Peyami Safa felsefi kavramları ve tıp terimlerini o kadar ritmik ve ağır bir dille yoğurmuş ki, okurken edebi bir çile çekiyorsun ama o çilenin tadı da bir başka oluyor. Netice-i kelam bu kitap inançsızlık girdabında kaybolan modern insanın ruhsal çırpınışını anlatan anıtsal bir şaheser. Peyami Safa’nın o güçlü kalemi, bize edebiyatın sadece bir hikaye anlatmak olmadığını, insan ruhunun en derin dehlizlerine inen entelektüel bir macera olduğunu kanıtlıyor. Zor, yorucu ama kesinlikle
Matmazel Noraliya'nın KoltuğuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 201710bin okunma
Aradığımız Şey Belki de Zaten Bizdedir
Puan vermedi·135 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 21:49
Oz Büyücüsü'nü bir çocuk masalı olarak okumaya başlamıştım. Dorothy, bir hortumun etkisiyle Kansas'tan Oz Ülkesi'ne savruluyor. Orada kötü bir cadının ölümüne neden olduktan sonra yeniden evine dönebilmek için Oz Büyücüsü'nü bulmak zorunda kalıyor ve böylece yolculuk başlıyor. Fakat bu yolculuk ilerledikçe masalın asıl gücünün büyüde, cadılarda ya da fantastik olaylarda değil; karakterlerin içinde saklı olduğunu fark ettim. Dorothy'nin ilk yol arkadaşı olan Korkuluk, bir beyne sahip olmak istiyor. Kendini akılsız sanıyor. Oysa yol boyunca Dorothy'nin karnını doyurmak için yiyecek bulmayı düşünebiliyor, karşılaştıkları sorunlara çözümler üretebiliyor ve tehlikeler karşısında mantıklı davranabiliyor. Beyni olmadığını düşünen kişi, aslında aklını en çok kullananlardan biri oluyor. Sonra Teneke Adam çıkıyor karşımıza. Bir zamanlar insan olan Teneke Adam, yeniden bir kalbe sahip olmak istiyor. Çünkü hissedemediğine inanıyor. Fakat grubun en merhametli, en duyarlı üyesi de yine o. Bir böceği incitmekten üzülüyor, arkadaşları için kaygılanıyor, başkalarının acılarına ortak oluyor. Kalbi olmadığını söyleyen kişi, kalbin ne olduğunu herkesten iyi biliyor. Ve Korkak Aslan... Ormanın kralı, bütün hayvanların korktuğu aslan cesaret arıyor. Kendini korkak görüyor. Ama korkmasına rağmen arkadaşlarının yanında duruyor, tehlikelere rağmen yoluna devam ediyor. Belki de cesaret korkusuz olmak değil, korkuya rağmen yürüyebilmektir. Bu karakterleri okurken ister istemez günümüz insanlarını düşündüm. Beyni olduğu hâlde düşünmeden hareket eden insanlar yok mu? Kalbi olduğu hâlde başkalarını kolayca incitenler? Güçlü ve heybetli görünmesine rağmen korkularının arkasına saklananlar? Ya da tam tersine, sahip olduğu güzellikleri göremeyen, kendisini eksik sanan insanlar? Belki de hepimiz biraz
1000Kitap
Oz BüyücüsüL. Frank Baum · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202218bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi
Herkese merhaba! kitap dostlarım! Bugün sizlere okurken beni sayfalar arasında sürükleyip götüren, gizemi ve mistik atmosferiyle merak duygumu sürekli canlı tutan Andromedalı kitabından bahsetmek istiyorum. Her şey Duru’nun gördüğü sıradan gibi görünen bir rüya ile başlıyor. Ancak bu rüya tekrar etmeye başladıkça işin içinde çok daha büyük bir sır olduğunu anlıyoruz. Rüyalarında sürekli aynı kadını gören Duru, bunun bir tesadüf olmadığına inanıyor ve gerçeğin peşine düşüyor. İşte tam da bu noktadan sonra hikâye bambaşka bir boyuta taşınıyor. Kitap boyunca üç farklı zaman diliminde dolaşıyor, Duru, Süreyya ve Amunet’in hayatlarına konuk oluyoruz. İlk başlarda birbirinden bağımsız gibi görünen olayların zamanla nasıl birleştiğini görmek oldukça etkileyiciydi. Her bölümde yeni bir ipucu ortaya çıkarken merak duygusu giderek artıyor ve kitabı elinizden bırakmak istemiyorsunuz. Astral seyahat, spiritüalizm ve Mısır mitolojisinin iç içe geçtiği bu hikâye benim için oldukça farklı bir okuma deneyimi sundu. Özellikle mistik olayların ve geçmişle gelecek arasındaki bağların işlenişini çok başarılı buldum. Yazarın sade ve akıcı anlatımı sayesinde karmaşık gibi görünen konular bile rahatlıkla takip edilebiliyor. Gizemli hikayeleri, kadim sırları ve mistik unsurları seviyorsanız Andromedalı tam size göre bir kitap olabilir. Ben okurken hem şaşırdım hem de her sayfada yeni bir gerçeğin ortaya çıkmasını heyecanla bekledim.
AndromedalıNora Gülüm Erdinç · Aya Yayınevi · 202367 okunma
7/10
·186 syf.··
2026 69. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 00:00
Fantastik kurgu türünü sevenler için Dünya’nın Son Işığı, daha ilk sayfalardan itibaren okuyucuyu kendi evreninin içine çekmeyi başaran, temposu yüksek ve merak duygusunu sürekli canlı tutan bir roman. Kitabın en dikkat çekici yanı, yalnızca fantastik yaratıklara ve büyülü olaylara odaklanmaması; aynı zamanda umut, mücadele, fedakârlık ve karanlıkla savaşma temalarını da güçlü bir şekilde işlemesi. Yazar, kurduğu dünyayı detaylarla zenginleştirirken okuyucuyu bilgiye boğmadan ilerliyor. Olay örgüsü boyunca ortaya çıkan gizemler, beklenmedik gelişmeler ve karakterlerin yaşadığı dönüşümler hikâyeyi sürükleyici hâle getiriyor. Özellikle iyi ile kötünün arasındaki çizginin zaman zaman belirsizleşmesi, karakterlerin seçimlerini daha anlamlı kılıyor. Kitap boyunca hissedilen karanlık atmosfer, umut temasının değerini daha da artırıyor. Karakterlerin karşılaştıkları zorluklara rağmen pes etmemeleri ve ışığı aramaya devam etmeleri, hikâyeye duygusal bir derinlik katıyor. Bu yönüyle eser sadece fantastik bir macera değil, aynı zamanda insanın içindeki gücü ve umudu anlatan bir yolculuk hissi veriyor. Yazarın akıcı anlatımı sayesinde sayfalar hızlı ilerliyor. Savaş sahneleri, gizemli olaylar ve fantastik unsurlar oldukça canlı tasvir edilmiş. Özellikle evrenin atmosferi ve yaratıkların betimlemeleri gözünüzde kolayca canlanıyor. Bu da kitabı okurken adeta bir film izliyormuş hissi yaratıyor. Genel olarak Dünya’nın Son Işığı, macera ve fantastik öğeleri başarıyla harmanlayan, merak unsurunu son sayfaya kadar koruyan etkileyici bir eser. Güçlü dünyası, sürükleyici kurgusu ve umut temasını merkezine alan anlatımıyla fantastik kurgu severlerin şans vermesi gereken kitaplardan biri. Okumayı bitirdiğinizde geriye; heyecan dolu bir macera, unutulmaz karakterler ve karanlığın içinde
Dünya'nın Son IşığıEsra Turan · İkinci Adam Yayınları · 202449 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 5. kitabı
Aslında bir hazine arama hikâyesi gibi başlıyor ama kısa sürede fark ediyorsun ki mesele hazine değil, yolun kendisi. Santiago’nun çobanlıktan çıkıp Mısır piramitlerine uzanan yolculuğu dışarıdan bakınca basit bir macera gibi. Ama kitap sürekli sana şunu fısıldıyor: “Aradığın şey bazen dünyanın öbür ucunda değil, senin bakışında.” En çok akılda kalan tarafı “kişisel menkıbe” fikri. Yani insanın kendi yolunu bulması… Ama Coelho bunu öyle ağır felsefi bir dille değil, masal gibi, çok sade bir anlatımla veriyor. Bu da kitabı kolay okunur ama kolay unutulmaz yapıyor. Santiago’nun karşılaştığı karakterler de aslında ayrı dersler gibi: çöl, tüccar, simyacı… Her biri ona hem bir şey öğretiyor hem de biraz daha “kendine dönmesini” sağlıyor. Özellikle simyacı karakteri, insanın korkularıyla yüzleşmesi gerektiğini çok net bir şekilde hatırlatıyor. Kitabın bazı yerleri biraz fazla “her şey bir işarettir” havasında ilerliyor, bu da kimi okura fazla idealist gelebilir. Ama yine de hikâyenin verdiği his güçlü: yol bazen hedeften daha değerli. Sonunda şunu bırakıyor insana: Belki de hayat, kaybolup kendini bulma hikâyesidir.
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,4bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 22. kitabı
Her yaştan çocuğa ve içindeki çocuğu unutmayanlara sımsıcak bir hikaye ile geldim: Ali Nazik! Herkese merhaba kitap dostları! Bugün kapağını görür görmez içimi sıcacık eden, çocukluğumun o eski, samimi mahalle günlerine beni ışınlayan harika bir kitapla geldim: Anıl Basılı’nın kaleminden, Timaş İlk Genç’ten çıkan "Ali Nazik" Kitap, adını duyunca aklımıza hemen o lezzetli yemek gelse de, aslında adı gibi "nazik", kocaman yürekli bir karakterin ve etrafındaki çocukların dünyasını anlatıyor. Günümüzde unutulmaya yüz tutmuş o eski mahalle kültürünü, komşuluğu, saf ve çıkarsız dostlukları o kadar tatlı bir dille işliyor ki... Anıl Basılı'nın, çocukların dünyasından bakmayı çok iyi bilen bir yazar olduğunu kalemiyle ilk kez tanışmama vesile olan bu kitabı sayesinde anladım. Karakterlerin birbirine kenetlenmesi, zorluklar karşısında çocuksu bir neşeyle dik durabilmesi içimi eritti. Okurken hem yüzümde kocaman bir tebessüm belirdi hem de "Ah, nerede o eski sokakta oynadığımız günler..." diye iç geçirmeden edemedim. Nezaket, yardımlaşma ve empati gibi kavramları çocuklara hiç göze batmadan, bir ders gibi değil, hayatın içinden bir hikayeyle fısıldıyor. Büyük puntoları ve her yaştan çocuğun (hatta yetişkinlerin bile!) sıkılmadan bir oturuşta bitirebileceği su gibi akan bir üslubu var. Kitabın tasarımı ve kapak illüstrasyonu başlı başına birer sanat eseri bayıldım. Hem çocukların kitaplığına harika bir macera eklemek hem de çocuk edebiyatının bu nitelikli örneğiyle tanışmak için kesinlikle şans vermelisiniz. Kitaplığıma çok yakıştı, iyi ki okumuşum! "Dünyayı güzellik kurtaracak ve bir insanı sevmekle başlayacak her şey... Belki de o güzellik, Ali Nazik gibi kalbiyle konuşanların nezaketindedir." Siz bu kitabı okudunuz mu? Çocukluğunuzun en özlediğiniz mahalle oyunu ya da
Ali NazikAnıl Basılı · Timaş İlk Genç · 202645 okunma