Allah Alevilere ve Caferilere sabır versin. 18, 19 sene evvel yarısı Büyükçekmece'de yarısı Beylikdüzü'nde olan Gürpınar'da camii yaptırırken bize saçma sapan macera yaşatan Gürpınarlı asalak milletimiz (Van'da da Gürpınar ilçesi var ondan alakasız) bugün duyduğuma göre yine Beylikdüzü'nde ki Ehlibeyt camilerimizden Hatice-i Kübra Camisinde ezan 10 dakika geç okunuyor diye şikayet etmişler. Özet geçeyim: A benim asalak milletim. Senin Alevilerle, Caferilerle şizofrenik saplantın ne? Utanmasan 2026 yılında savaş açacaksın durduk yere. Milletime tavsiyem: Bakın kitap kurcalamanıza da gerek yok. Yapay zeka gelişti hayrına güneşin hareketlerini, namaz vakitlerinin gelişini, astrolojiyi vs. araştırın. Bunun öteki tarafı da var...
Hafta sonuna gizli bir görevle başlamak mı? Neden olmasın! 🤫🐾 Dünyanın en pofuduk ajanı iş başında. Kahve eşliğinde macera dolu, keyifli bir mola.☕️
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Lisede şiir dinletilerinin gediklisi...
SEVDA SOKAĞI İbrahim Sadri Ben sevdanın oturduğu sokakta oturuyorum Geceler hiç bitmiyor ben hiç uyumuyorum Gecenin efkarı iniyor perde perde Sevdanın hayali vuruyor arada bir içime Ben sevdanın oturduğu sokakta oturuyorum Hani şu perdelerinde mavi kuş resimleri olan Ali bakkalın hemen yanında 17 numara O kırgın hayatın tam ortasında Hani duvarlarında hala yazılar olan o sokakta Biri gurbetin ,biri ihanetin, Biri de seni böyle sevmenin hikayesi Sevdanın camı bana bakıyor ben cama Ve bak sen şu serencama Pencere önünde menekşeler ,hatmiler Bide gece sefası, bide haytalığı adamın
Şiir
İçimde Hâlâ Koşan Bir Çocuk Var..
Çocukken gökyüzü daha maviydi sanki. Gerçekten miydi bilmiyorum… Belki de insan büyüdükçe renkleri aynı kalsa bile içindeki ışık azalıyordu. Ama o zamanlar dünya daha büyük, daha heyecanlı ve daha güzel görünüyordu ona. Mahalle arasında koşarken nefesi kesilene kadar gülebiliyordu mesela. Bir dondurmanın mutluluk olmaya yettiği yaşlardı onlar. Akşam ezanı okununca eve istemeye istemeye çıkılan… Annenin camdan seslendiği… Dizlerin yara içinde ama kalbin tertemiz olduğu zamanlar… Ve en güzel tarafı neydi biliyor musun? O çocuk hiçbir şey olmak zorunda değildi. Yeterli görünmek… Güçlü durmak… Kimseyi hayal kırıklığına uğratmamak… Sevgiye layık olduğunu kanıtlamak… Bunların hiçbirini bilmiyordu daha. Sadece yaşıyordu. İnsan galiba en çok da bunu özlüyordu büyüyünce: Hayatı düşünmeden yaşayabilmeyi. Bir gün eski mahallesinin önünden geçti. Her şey küçülmüş gibiydi.
Duygular
Bu zindan, bu kırgın, bu can pazarı, Macera değil. Yaşamak, sade "yaşamak" Yosun, solucan harcıdır. Öyle açar ki murat. Susuz, güneşsiz de kalsa, koparılsa da Şavkı, bulut güllerinden daha bir suna, Daha bir burcu - burcudur. Ahmet arif
Şiir
Tanrı, sana yakarıyorum: İyi bir usta göster bana!
Ustayla Tamir Macerası Ustanın üç evresi vardır: "Geliyorum", "Bakıyorum" ve "Parçaya bağlı." Bu üç aşamayı geçen her vatandaş artık yarı zamanlı ustadır. ... Evde bozulan bir musluk, kapı ya da priz gördüğümüzde ilk düşündüğümüz şey: “Bir ustayı çağıralım, yarım saatte hallolsun.” Sonra usta gelir. Önce bozuk yere bakar. Uzun uzun inceler. Başını hafif yana eğerek derin düşüncelere dalar. O anda kendinizi ameliyathane önünde bekleyen hasta yakını gibi hissedersiniz. ... Fiyat sorarsınız: “Kaça mal olur usta?” Usta tavana bakar, duvara bakar, pencereye bakar. Sanki döviz kuru, petrol fiyatları ve gezegenlerin dizilimini aynı anda hesaplıyordur. “Bir şey diyemem şimdi.” Bu cümle, tamir sektörünün “Sonuçlar açıklanınca göreceğiz” karşılığıdır. ... İş biter. Musluk çalışır, kapı kapanır, priz elektrik verir. Siz mutlu olursunuz. Tam o sırada usta son darbeyi vurur: “İdare eder ama komple değişse daha iyi olur.” Yani aslında hiçbir şey tamir edilmemiş, sadece sorunun bir sonraki ustaya devri sağlanmıştır. Evde bir şey bozuldu mu insanın morali bozulur. Ama asıl macera ustayı arayınca başlar. Telefon edersin: — Usta, ne zaman gelirsin? — Yarım saate oradayım. Bu cümledeki “yarım saat”, normal insan saati değildir. Usta takvimine göre bazen aynı gün, bazen ertesi hafta anlamına gelir. ... Usta çalışırken yanında durursan rahatsız olur. — Usta, nasıl gidiyor? — Hee, gidiyor... Uzaklaşırsın. Bu sefer seslenir: — Bir baksana şuradan penseyi ver. Yani ne çok yakın olacaksın ne çok uzak. Tam olarak uydu yörüngesinde dönmen gerekir. ...