Ustayla Tamir Macerası
Ustanın üç evresi vardır: "Geliyorum", "Bakıyorum" ve "Parçaya bağlı." Bu üç aşamayı geçen her vatandaş artık yarı zamanlı ustadır.
...
Evde bozulan bir musluk, kapı ya da priz gördüğümüzde ilk düşündüğümüz şey: “Bir ustayı çağıralım, yarım saatte hallolsun.”
Sonra usta gelir. Önce bozuk yere bakar. Uzun uzun inceler. Başını hafif yana eğerek derin düşüncelere dalar. O anda kendinizi ameliyathane önünde bekleyen hasta yakını gibi hissedersiniz.
...
Fiyat sorarsınız:
“Kaça mal olur usta?”
Usta tavana bakar, duvara bakar, pencereye bakar. Sanki döviz kuru, petrol fiyatları ve gezegenlerin dizilimini aynı anda hesaplıyordur.
“Bir şey diyemem şimdi.”
Bu cümle, tamir sektörünün “Sonuçlar açıklanınca göreceğiz” karşılığıdır.
...
İş biter. Musluk çalışır, kapı kapanır, priz elektrik verir. Siz mutlu olursunuz.
Tam o sırada usta son darbeyi vurur:
“İdare eder ama komple değişse daha iyi olur.”
Yani aslında hiçbir şey tamir edilmemiş, sadece sorunun bir sonraki ustaya devri sağlanmıştır.
Evde bir şey bozuldu mu insanın morali bozulur. Ama asıl macera ustayı arayınca başlar.
Telefon edersin:
— Usta, ne zaman gelirsin?
— Yarım saate oradayım.
Bu cümledeki “yarım saat”, normal insan saati değildir. Usta takvimine göre bazen aynı gün, bazen ertesi hafta anlamına gelir.
...
Usta çalışırken yanında durursan rahatsız olur.
— Usta, nasıl gidiyor?
— Hee, gidiyor...
Uzaklaşırsın.
Bu sefer seslenir:
— Bir baksana şuradan penseyi ver.
Yani ne çok yakın olacaksın ne çok uzak. Tam olarak uydu yörüngesinde dönmen gerekir.
...