hiç kimse bir gülümsemeyi satın alabilecek kadar zengin değildir; ama çoğu kimse gözden yaş akıtabilecek kadar ucuzdur...
İçimizdeki Şeytan
Bence Sebahattin Ali nin en iyi romanı. Fakat insan Macide'ye üzülmekten kendini alamıyor ve roman bu açıdan insanın içini eziyor. * İyilik, bir insanın kötülük yapmaması değil; içinde kötülük namına bir şey bulundurmamasıydı.*
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bugüne kadar kaç kitap okuduğumu hatırlamıyorum bi hayli fazladır sanırım ama emin olduğum bir şey varsa o da en itici ve iğreti bulduğum baş karakterler Ömer ve Macide olduğudur. Bilgilendirme bu kadar, teşekkürlerr.
1000Kitap
Vah bize macide...

Öznur Kaya

@Oznrmrc
·
ah macide...
Üç ay evvel babasının ölümüne ağladığı gibi sessiz, isyansız gözyaşları döküyordu...
Sayfa 231·Kitabı okudu
Edebiyat
İyi ki Doğdun Sabahattin Ali
Maria'nın Raif'i, Macide'nin Ömer'i Muazzez'in Yusuf'u Aliye'nin Sabahattin'i Filiz'in babası Toplumun Sabah Yıldızı Edebiyatın Yeşil Mürekkep'i Bazı insanları doğduğu günle anmak gerek. Çünkü ne kadar öldürülse de ölmez bazı insanlar. İyi ki doğdun canım Sabahattin Ali Sabahattin Ali
Edebiyat
İçimizdeki Şeytan romanlarda bu samaya karsi mücadele etmenin gereksizligine vurgu vardir ve mücadele etmenin olumsuzlugu gündeme getirilerek, teslimiyet noktasinda karar kilinmaktadir. Ya da "samaya" karst hemen bütün kahramanlar yenilirler. Oysa Camus'un Sisofos Efsanesinde vermeye calistigi gibi bir varolusçu için aslolan yenilecegini bilebile mücadeleden ve baskaldirmaktan vazgeçmemektir. Romanlarda Raif Efendi (Maria Puder) ve Ömer (Macide) açikça yenilmisler ve baskaldirmay, hiç düsünmemislerdir. Yusuf un baskaldinsi ise bilinmez bir mahiyet almis (Muazzez ölmüstür) ve hatta Yusuf bilinmeze dogru yelken amaktan öteye gidememistir. Romanlarda varolusçu yabancilasmayla temel bir zithk arz eden diger bir durum da yabancilasmayla mücadele edilip, insanin ne olduguna karar verme eylemine ters bir manzaranin sunulmasidir. Yani varolusçulara göre, insan, bu yabancisi oldugu dünyada, absürde, samaya boyun egmeyecek ve "özünü" gerçeklestirip ne olduguna karar vererek bu olumsuz durumlari asacaktir. Onu diger varliklardan ayiran da bu "karar verme", "özünü"' gerçeklestirmedir, bu yönüyle insan, "kendisi için varlik" olur ve "kendinde varliklardan" ayrilir. Sabahattin Ali'nin romanlarinda hemen higbir kahraman, "özünü" gerçeklestirecek bir sorumluluk almaz ve ne olduguna karar verecek dirayeti göstermez. Varolusçular için, bu dünyanin böyle olmasindan tekil insan (dünya ondan önce oldugu için) sorumlu degildir fakat devam etmesinden sorumludur. Cünkü böyle bir dünyaya düsmüstür fakat elindeki imkânlar kullanarak bu dünyann degismesi için irade de bulunmamistir. Onun için de suçludur. Bu anlamda, Sabahattin Ali'nin kahramanlari böyle bir iradede bulunmamislar, yabancilasmaya teslim olmuslar406 ve "kendinde sey" mesabesinde kalmislardir. Yusuf un baskaldinsi bu noktada olumlanabilecek