Kendini acındırma kozu geliyor :)
Dört yıl önce hala Madrid'de oturu­ yordu ama ziyaretine gitmek -hiç mi hiç- aklımdan geçmediydi, yine de Zarzuela Tiyatrosu'nda Verdi'nin Otello'sunun galasına iki davetiye gönderdim, bildiğim kadarıyla gelmedi, en azından odama uğrayıp beni kutlamadı. Halen hayatta, kırsal kesime çekilmiş, Huelva ilinde devasa bir malikanede yaşıyor, arada bir yazışıyoruz, neden sonra tuhaf bir baba oğul mektuplaşması). Natalia Manur'a nasıl her şey için izin istemek zorunda olduğumu anlattım: So­ kağa çıkmak ya da geri dönmek şöyle dursun, evin bir yanından öbürüne, odamdan banyoya, yemek odasından salona, mutfaktan yatak odama gitmek için izin almalıydım. Asla evin anahtarını vermedi. Nerede bulunduğumu hep yerli yerince bilmeyi isterdi, galiba onu bir köşede tanık olunmaması gereken iğrençlikler ya­ parken yakalamamdan korkuyordu. Her hareketim babalığımın iznine bağlıydı, eğer evde yoksa ben odamdan dışan çıkmak için onun dönmesini beklemeliydim (belletilen kural buydu ama ben uymuyordum): Çişimi tutmak, susuzluğa dayanmak, açlığa dayan­ mak zorundaydım; ya da bir çocuğun ne denli akıllı uslu, bahtsız ve uysal olursa olsun asla elinden gelmeyeceği kadar ihtiyatlı dav­ ranmam gerekiyordu.
Alıntı
Zaruriyet
Habsburg ajanlarının önde gelen mühtedi korsanlarla yaptiğ görüşmelere bir sürü örnek bulmak mümkündür. Barbarosun Cezayirdeki halef Sardinyalı Hasan Ağa ile Hıristiyanliğa geri dönmesi ve kuşatma alundaki Cezayir' teslim etmesi için 1541'de görüsmeler yapılmuştur."5 42 yl sonra, bir başka Cezayir Beylerbeyi Uluc Hasan ile de benzer ihanet görüşmeleri yapılacaktır; Hasan'ın Venedikli olması Madrid'i durnet durmamışa benzemektedir.46 Ancak süphesiz en çok üstünde durulmas gereken görüşmeler Uluc Ali ile yapıanlardır. Cezayir Beylerbeyi olduğu dönemde de, kapudan-1 derya olup Ístanbul a yerleştiği günlerde de bir çok Habsburg ajanı Kalabriyalı korsanın kapısını çalmıs ve çeşidi vaat erle kendisini sultana hanet etmeye çağırmıştır.
Reklam
Hualit'in duası
Benim Sihir gücüm yok. Beata ya da bruja değilim, iyi bir kadın bile değilim. Ama bu gece benimle gelmen için dua edeceğim. Gelmezsen şayet, bu tehlikeli yolda yürümeye devam edersen o zaman senin için Selanik'te dua edeceğim. Senin için İbranice dua edeceğim, öyle yüksek sesle dua edeceğim ki kralla rahipleri burada Madrid'de kulaklarını tıkamak zorunda kalacaklar. Çektiğimiz eziyeti deniz yutsun diye dua edeceğim.
Sayfa 254 - İthaki yayınları
Bu avare veya flâneur ruh, uçurum kenarında olmaya duyulan bu arzu, görüldüğü gibi La Liga ve Kral Kupası'yla sınırlı kalmadı: Avrupa'ya da sirayet etti. Chamartín'de Dinamo Kiev ile berabere kaldı ve bu neredeyse elenmesine neden olacaktı; durum o kadar vahim değilken (öyle olmadığı şimdi görülüyor tabii) kendine Bayern Münih'e iki kez farklı yenilme müsaadesi verdi. Sonrasında yarı finalde tekrar karşılaştıklarında, yenilginin geri dönüşü olmayacağı için bu sefer buna müsaade etmedi, kazanmaktan başka çaresi yoktu. Öncesinde Manchester'a 0-0'lık fakir bir cep harçlığıyla seyahat etmeye razı olmuştu ve ancak o zaman, Old Trafford'da, bıçağın sırtı artık damarlarını kesmeye başladığında sezonun tek büyük maçını çıkardı ve 2-3 kazandı (ama bayağı 0-3 kokan bir skordu bu). Son Avrupa Şampiyonu Manchester United'ın boynu, bir önceki pazar güven vermemiş ve bir sonrakinde Santander'e veya işte öyle bir şeye karşı da güven vermeyen bir bölük aylak tarafından vurulmuştu. Şimdi de Chamartín'de Valladolid'e karşı yenilmenin akabinde, Madrid Avrupa Kupası Finali'ni tam ihtiyaç duyduğu yere koydu: Ya kazanacak ya da önümüzdeki sezon kupaya katılması bile mümkün olmayacak – bu, ekip için trajik bir olay.
Daha İyisi Gelmez·Kitabı okudu
Sadece daha önce kesinlikle taraftar olmuş bir İtalyan futbolcu, bir Milan-Juventus maçının gerçekte ne olduğunu bilebilir; ancak bir Alman net olarak bir Bayern Munich-Borussia Mönchengladbach'ı idrak edebilir; sadece bir Arjantinli bir River-Boca'yı anlayacaktır; sadece bir İngiliz bir Liverpool-Manchester maçında gerektiği gibi heyecanlanacaktır. Ve sadece bir İspanyol, çocukluğundan beri retinasında bir Madrid-Barça maçının yüz veya bin görüntüsünü saklayacak, bu iki takım arasında top oyuna girdiğinde hakkıyla umutlanacak ve korkacaktır. Bugünlerde iki tip aptaldan bolca bulunuyor: Bir yanda, bahsettiğimiz şeyi bilmeyen ya da kaale almayan teknik direktörler var; diğer yanda da Büyük Düşmanlarının küme düşmesini veya tamamen ortadan kalkmasını, onunla yılda iki sefer karşılaşarak onu iştahla yenmeye çalışmak gibi bir şöleni devam ettirmeye tercih eden kötü taraftarlar bulunuyor. İlk gruptaki aptallar, kısa vadede daha zararlı, çünkü karar verme kapasitesi bizi en iyi çarpışmadan mahrum bırakabilir.
Ruhun Hatırası·Kitabı okudu
Belki de futbolda her şeye rağmen, bugünlerde edildiği görülen sonsuz ihanetlerden daha güçlü bir şey vardır. Fırsat düşkünü yöneticiler ve benmerkezci teknik direktörlerden daha güçlü ve duygusal bir şey. Bu şeyin daha ne kadar süreceğini bilmiyorum. Ama en azından bu futbolcu neslinde hâlâ mevcut. Barça'da adı Guardiola, Madrid'de ise Raúl. İlki hâlâ coşkuyla emirler verip, Kluivert'i öğrendiği İspanyolcayı kötü yere kullandığı için sertçe azarlayabiliyor; topu ağlarla buluşturup gerilim ve gözyaşlarıyla skoru 2-2'ye getiriyor ve sonra işaret parmağını dudaklarına götürerek kendi evlerinde yüz bin kişiye susmalarını emredebiliyor. Bu oyuncular devam etmeli, eğer sonsuza dek dramayı, heyecanı ve duygusallığı kaybetmek istemiyorsak devam etmeliler.
Daha Güçlü ve Duygusal Bir Şey·Kitabı okudu
Reklam
Reklam