Aksiyon dolu bilim kurgu filmi izler gibi bir kitap okudum. Çıkar çıkmaz aldığım iki değerli yazarın bir kitapta buluştuğu ve "zamanlar" arasında yolculuk yaptığım bu kitap, sadece bilim kurgu değil, heyecan, şiirsellik, aşk dolu.
Kırmızı ve Mavi.
Tüm zamanların arasında dolaşabilen, bir liften başka birine geçerek yıllar arasında yolculuk yapabilen "birbirinin düşmanı" iki zaman ajanı.
Yaptıkları çoğu şey gözlerindeki uydular aracılığıyla kumandanları tarafından izleniyor..
"Hepimizi izleyen birileri var. Ve bu mektup boynuma dayanmış bir bıçak, eğer istediğin kesmekse."
İkisi birbirinin en büyük rakibi çünkü iki tarafta da Kırmızı ve Mavi den daha güçlüsü ve kararlısı yok. Birbirlerinin yönlerini, hareketlerini, taktiklerini izleyip savaşmak için bilenirken, herhangi bir zamanda Kırmızı bir mektup bulur.
"Okumadan önce yak. İmza:Mavi."
İşte bu not ve içindekiler tüm zamanların (zamanlar arasında dolaşabilen robotumsular için çok doğru bir tabir) en iyi mektuplaşma tarzlarını, en iyi yasak aşkını, en iyi kurgusunu beraberinde getiriyor.
Kitapta ayrı bir heyecan ayrı bir sürüklenme ve böyle bir kurgunun içerisine bu tarz bir aşkın nasıl sığdırıldığına dair ayrı bir şaşkınlık var.
Mektuplaşmanın heyecan ile çoğalması iki ajanın tüm yasaklara, gölgelere, izlemelere rağmen birbirlerine bir tutku ve yakından tanıma hissi uyandırıyor.
Önlerindeki tüm savaşılması gereken zaman çizgileri, onlar için tek kişilik bir hırsa yarışa dönüşüyor.
Birbirlerine bir şeyler "öğretebilmiş olmak" için okudukları 'mektup yazma' kitapları, birbirlerine önerdikleri kitaplar, isimleri yerine kullandıkları tabirler (indigo'm, titiz kardinal kuşum, lapis.. ) aşkı hissetmek için bir çok güzel neden.
Kitapta etkilendiğim noktalardan biri, kurgu ve zamanlar arasında yaşama düşüncesi öyle