“düşünmek için kalpsiz olmak gerekir, sanıyorsunuz. Hayır, düşünmeyi besleyen sevgidir. Düşen adama el uzatın, mahvolan bir adamın haline ağlayın, onunla alay etmeyin. Sevin onu! Onda kendinizi görün ve ona kendinizmiş gibi bakın. “
yıllar yığıldıkça, geride bir yığın süprüntü bıraktığımızı, zamanın hızla sarılan bir film gibi üstümüzden geçip bizi harabeye çevirdiğini, ruhumuzun mum gibi eridiğini hissediyordum