Məhəmməd İmanov

Bütün bu olaylara bir tarihçinin yansız ve nesnel gözüyle baktığımı söyleyemem. Aile ağacıma bakacak olsanız, dalların çoğunun 1940'ların başında ani bir kesintiye uğradığını görürdünüz. Çünkü ailenin önemli bir bölümü Yahudi olduğu için öldürülmüş, günah keçisi konumundaki bir dış grup olarak Nazi soykırımının pençesine düşmüşlerdi. Yahudi soykırımından sonra, Avrupa'da "bir daha asla!" yeminini etmek, adeta bir alışkanlık haline gelmişti. Ama elli yıl sonra, yeni bir soykırım daha yaşandı; ve yalnızca 900 kilometre ötede, bu sefer Yugoslavya'da. Yugoslavya İç Savaşı'nın yaşandığı 1992-1995 yılları arasında 100.000'den fazla Müslüman, "etnik temizlik" olarak anılagelen şiddet eylemleriyle katledildi. Savaşın en korkunç olaylarından biri ise Srebrenitsa'da yaşanmıştı. Burada on gün içinde 8.000 Bosnalı Müslüman, yani Boşnak, vurularak öldürüldü. Boşnaklar, Srebrenitsa'nın kuşatılmasından sonra, burada Birleşmiş Milletler'ce kurulmuş bir yerleşim alanına sığınmış, ancak 11 Temmuz 1995'te Birleşmiş Milletler komutanları bütün sığınmacıları bölgeden uzaklaşmaya zorlayarak, onları kapıların hemen ardında beklemekte olan düşmanlarının eline teslim etmişlerdi. Kadınlara tecavüz edildi, erkekler öldürüldü. Öldürülenler arasında çocuklar da vardı.
Sayfa 181·Kitabı okudu
İnsan ve Duygular
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Puan vermedi·97 syf.·
2025 6. kitabı
Fahreddin er-Râzî
8.3/10 · 23 okunma
10/10
·265 syf.·
Beğendi
·
10 günde okudu
·
2025 5. kitabı
David Eagleman
8.5/10 · 7,1bin okunma
Cogito, ergo sum (I think, therefore I am)
Fransız filozof René Descartes ise aynı problemin farklı bir biçimi üzerinde kafa yormuştu. Onun merak ettiği şey de, yaşamakta olduğumuz şeyin gerçek gerçeklik olduğunu nasıl bilebileceğimizdi. Soruya açıklık kazandırmak amacıyla bir düşünce deneyi kurguladı: Kavanoz içinde duran bir beyin olmadığım ne malum? Belki de birileri o beyni öyle bir uyarıyor ki, benim burada olduğuma, yere bastığıma, şu insanları gördüğüme ve şu sesleri işittiğime inanmamı sağlıyor. Descartes, bunu bilmenin bir yolu olmayabileceği sonucunu çıkardıysa da, farkına vardığı bir şey daha vardı: Bütün bunları anlamaya çalışan bir ben var merkezde. Kavanozun içindeki bir beyin olsam da olmasam da, bu problem üzerinde fikir yormaktayım. Bunun hakkında düşünüyorum; öyleyse varım.
Sayfa 241·Kitabı okudu
Felsefe
İnsan vücuduna parçalar eklemeye şimdiden başlamış bulunuyoruz. Ancak vücudumuzu ne kadar geliştirirsek geliştirelim, engellenmesi mümkün görünmeyen bir çıkmazın varlığını da unutmamak gerek: Hem beynimiz hem de vücudumuz fiziksel maddeden yapılmış olduğundan er veya geç bozulmaya uğrayacak ve öleceklerdir. Bütün nöral etkinliklerin duruverdiği bir an gelecek ve bilinç adını alan muhteşem deneyim son bulacaktır. Kimleri tanıdığınızın, ne yaptığınızın bu noktada hiç bir önemi yoktur; çünkü bu hepimizin kaçınılmaz kaderidir. Ve sadece insanların değil tüm yaşamın kaderi. Ama insanlar sıra dışı bir öngörüye sahip olduklarından, bu gerçeğin bilgisiyle canı yanan da sadece onlardır.
Sayfa 211·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce