Soru: Sizin kaydetmiş olduğumuz, ruh ile Allah arasındaki muvazenetler, kul ile Allah arasında bir benzerlik olduğuna işaret eder. Oysa ki şer'an ve aklen malumdur ki: "O'nun benzerinin olması şöyle dursun, benzerini benzeri dahi yoktur. O Semi ve Basir'dir. O hiçbir şeye benzemez, hiçbir şey de O'na benzemez.
Cevap: Biz , buraya kadar olan tüm açıklamalarımızda Bari -i Teala'nın, mübdeatının ve mükevvenatının sıfatlarına benzemekten münezzeh olduğuna işaret ettik. Ayrıca sen, Allah hakkındaki menfi mümasilin manasını anladığın zaman, O'nun mislinin olmadığını öğreneceksin. Zira tüm vasıflarda müşterek olmak, benzer olmayı gerektirmez. İki zıt şeyin, aralarında tasavvurun üstünde bir uzaklık olmasına rağmen, birçok vasıfta müşterek olduğunu görmez misin? Nitekim siyah, araz olma, renkli olma ve gözle görülebilme gibi birçok sıfat itibariyle beyazla müşterektir. Sen, "Allah mevcuddur, mahalde değildir. O, Hayy, Semi, Basir, Alim, Mürid, Mütekellim, Kadir ve Faildir" denildiğinde insanın Allah'a benzer olduğunu zannediyorsun. Heyhat, mesele hiç de senin zannettiğin gibi değildir. Eğer öyle olsaydı tüm insanlar Müşebbihe olurdu. Çünkü benzerliğin vücutla alakası çok azdır. O benzerliği vehmettirir. Oysa ki benzerlik nev' ve mahiyette müşterek olmadan ibarettir.
Örneğin bir at kiyasetle insana erişse bile, insanın benzeri olamaz. Çünkü nev'de insana muhaliftir. Ayrıca kiyaset nev'in de, mahiyetin de dışında olan bir arızadır. İlahi hususiyet ise bizatihi vardır ki, imkan dahilinde olan herşeyin mevcudiyeti en iyi nizam ve kemal üzere O'nun zatından gelir. Bu hususiyette, insanın Allah'la müşterek olması kesinlikle tasavvur edilmez. Dolayısıyla bir benzerlik husule gelmez. Yani bir kulun rahim, sabur, şekur olması