Məhəmməd İmanov

Soru: Sizin kaydetmiş olduğumuz, ruh ile Allah arasındaki muvazenetler, kul ile Allah arasında bir benzerlik olduğuna işaret eder. Oysa ki şer'an ve aklen malumdur ki: "O'nun benzerinin olması şöyle dursun, benzerini benzeri dahi yoktur. O Semi ve Basir'dir. O hiçbir şeye benzemez, hiçbir şey de O'na benzemez. Cevap: Biz , buraya kadar olan tüm açıklamalarımızda Bari -i Teala'nın, mübdeatının ve mükevvenatının sıfatlarına benzemekten münezzeh olduğuna işaret ettik. Ayrıca sen, Allah hakkındaki menfi mümasilin manasını anladığın zaman, O'nun mislinin olmadığını öğreneceksin. Zira tüm vasıflarda müşterek olmak, benzer olmayı gerektirmez. İki zıt şeyin, aralarında tasavvurun üstünde bir uzaklık olmasına rağmen, birçok vasıfta müşterek olduğunu görmez misin? Nitekim siyah, araz olma, renkli olma ve gözle görülebilme gibi birçok sıfat itibariyle beyazla müşterektir. Sen, "Allah mevcuddur, mahalde değildir. O, Hayy, Semi, Basir, Alim, Mürid, Mütekellim, Kadir ve Faildir" denildiğinde insanın Allah'a benzer olduğunu zannediyorsun. Heyhat, mesele hiç de senin zannettiğin gibi değildir. Eğer öyle olsaydı tüm insanlar Müşebbihe olurdu. Çünkü benzerliğin vücutla alakası çok azdır. O benzerliği vehmettirir. Oysa ki benzerlik nev' ve mahiyette müşterek olmadan ibarettir. Örneğin bir at kiyasetle insana erişse bile, insanın benzeri olamaz. Çünkü nev'de insana muhaliftir. Ayrıca kiyaset nev'in de, mahiyetin de dışında olan bir arızadır. İlahi hususiyet ise bizatihi vardır ki, imkan dahilinde olan herşeyin mevcudiyeti en iyi nizam ve kemal üzere O'nun zatından gelir. Bu hususiyette, insanın Allah'la müşterek olması kesinlikle tasavvur edilmez. Dolayısıyla bir benzerlik husule gelmez. Yani bir kulun rahim, sabur, şekur olması
Sayfa 149·Kitabı okudu
Din
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sözün kısası, insanlar varolmakta Allah'ın emrine muhtaçsalar, nasıl kendi kendine varolamıyorlarsa, aynı şekilde mevcudiyetlerini devam ettirebilmek için O'na muhtaçtırlar. Mevcudat mevcudiyetini kendi kendine devam ettiremez. Şanı yüce olan Allah, tasarrufuyla, mülk ve melekut alemini ayakta tutar. Nasıl ki insanoğlu bu alemde yaşayabilmek için tabiatla bedenen tekemmül ediyorsa, aynı şekilde bu alemde yaşayabilmek için şeriatle ruhen tekemmül etmesi vaciptir. Bedenlerin kemale ermesi için, tabiatı hükmü altına alan melekler yaratılmıştır. Ruhların kemale ermesi için de şeriatın müdebbiri olan peygamberler gönderilmiştir. Nasıl ki mizaçlarda safvetin husulü ve onların bu alemde semi, basir olması ancak onların iyi şeylere düşkün olması ve maddi şeylerden arınmasıyla hasıl oluyorsa, aynı şekilde ruhların da bu alemde semi, basir, kamil olabilmesi ve onlarda safvetin husulü ancak onların mükellefiyetleri edaya düşkün olması ve arınmasıyla hasıl olur. Eğer mizaçlarda bu tasfiye olmasaydı Alem-i erhama; ruhlardaki tasfiye olmasaydı alem-i ahkama peygamber gönderilmezdi. İnsan, halkta, ruhani mutavassıtları emirde de cismani mutavassıtları görmelidir.
Sayfa 149·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce
Bizim marifet-i nefsten hareketle, Allah'ın zatını ve sıfatlarını açıklamamız, sadece meseleye delil getirmek içindir. Yoksa, şüphesiz Allahu Teala mahlukatın sıfatlarının tümünden münezzehtir, onların vasıflarıyla vasıflandırılmaz. Ayrıca O "celle" demekten de celil; "azze" demekten de aziz; "ekber" demekten de kebirdir. Söz Allah'a gelince susunuz. "Zira kimse O'nu, kendisinin övdüğü ve yücelttiği gibi övüp yüceltmez ." O kendisini vasfedenlerin vasıflarının üstündedir. O yücelerin yücesinde, yücelerin fevkindedir- O'nun celali her celalin üstündedir. O'nun büyüklüğü karşısında vehimler durur. Herşey O'nda yok olur. Bunlar O'na iyi kul olan kimselerin sözleridir.
Sayfa 140·Kitabı okudu
Din
Soru: Bir vacibü'l-vücudun var olduğuna ve tüm mevcudatın ona taalluk ettiğine, onun varlığının; gayrine taaluk etmediğine, dolayısıyla tüm varlıkları son dayanağı olup, istenilenlere nailiyetin ondan olduğuna deliliniz nedir? Cevap: Delilimiz şudur: Yaralan birşey ya vacibü'l-vücucl olur veya mümkinül-vücud olur. Mümkinü'I -vücud, varolmak ve varlığını devam ettirebilmek için gayrine taalluk elmek zorundadır. Kainat başlıbaşına mümkinü'l-vücuddur. O halde vacibü'l-vücuda talluk eder. Ruhun miktarsız ve keyfiyetsiz bir cevher oluşuna bağlı olarak ortaya çıkan hususları daha önce delillerle ispat etmiştik. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki ruh bölünme ve parçalanmayı kabul etmeyen bir cevherdir. Allah ise cevher değildir. Çünkü cevher mevzu olmayan birşeyde mevcuttur. Yani varlığı mevzu olmayan birşeyde olur. Bu ise hudusu gösterir. Cevher vücudun hakikatinden ibarettir. Vacibü'l vücudun hakikati , vücududur, vücudu da hakikatidir. Evet, biz ruhun varlığını ve onun bir cevher olduğunu hususi ve takribi delillerle ispat etmiştik. Bu husustaki hususi delili şöyle açıklayabiliriz: Malumdur ki ruhun zatı zatından ayrılmaz. Allah'ın yarattığı bir varlık bu özelliğe sahip olduğuna göre, herşeyin kendisiyle varlığa kavuştuğu Allah'ın zatının zatından ayrılması düşünlebilir mi? Muhakkak ki zati hakikat cihetiyle her sabit müttefiktir, birdir ve kendisine işaret olunamaz. Peki öyleyse melekut aleminin sahibi hakkında ne denilmesi gerikir? Ruh vahid-i sırf olmadığı halde onun zatı zatından ayrılmazsa vahdaniyetinin semtine kesret yaklaşmayan , parçalanma ve ikilik kabul etmeyen Hakk-ı vahidin zatının zatından ayrılmaması daha evladır. O halde O kendi zatı ile alimdir. O, yarattığı, icad ettiği , varlık sahasına çıkardığı tüm mevcudattan haberdardır. O'na uyku ve
Sayfa 136·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Vacip bizatihi'nin bazı özellikleri vardır. Bunlar:
(7) iki vacibü'l-vücudun bulunması caiz değildir. Nasıl bir bedende ancak bir tane ruh bulunursa aynı şekide kainatın da bir Rabbi olabilir. Tüm mevcudatı O yaratmıştır. Tüm varlıklar varolmakta ve baki kalmakta ona taalluk ederler. Yine, eğer vacibü'l-vücud iki adet olmuş olsaydı biri diğerinden hangi hususiyetle ayrılacaktı? Eğer bir arazla ayrılacak olursa, bu durumda onların her biri malul olur. Eğer bu hususiyet zati olursa onların her biri mürekkep olur, vacibü'l-vücud olmaz. (8) Vacibü'l-vücudun gayri olan varlıkların, vacibü'l-vücudtan sudur etmiş olması gerekir. Nasıl ki ruh, tabii cismin kemali ve aleti ise, aynı şekilde Allah da tüm mevcudatın yaratıcısıdır. Tüm varlıkların kemali ve bekası onunladır. Biz daha önce vacihü'l-vücudun yalnız bir tane olabileceğini ; O'nun gayri olan varlıkların vacibü'l-vücud olamayacağını, ancak mümkinü'l-vücud olabileceğini söylemiştik.
Sayfa 136·Kitabı okudu
Din