Soru: Nefsin mufarık birşey olduğunu delillerle ispat ettiniz. O halde nefs, beden ve de bedende his ve hayalden nasıl faydalanabilmektedir? Tahayyül kuvveti vasıtasıyle ilimleri nasıl elde edebilmektedir? Faziletleri; bedeni kuvvetler vasıtısıyla reziletleri nasıl kazanbilmektedir? Taatler ve ibadetler devam etme, nefsin tenvirinde ve ondan kötü ahlakın tasfiyesinde nasıl tesirli olabilmektedir. Masiyetler ve şehevi arzulara dalmak onda nasıl tesir edip de onun fıtri istidadını iptal edebilmektedir?
Cevap: Bu çok güzel ve yerinde bir soru. Fakat bu hususta delil getirmek son derece güç. Burada tek açıklama vicdani ve irfani olarak yapılabilir? Nefs fıtraten ilimlere istidadlı olarak yaratılmıştır. Onda ilimler tedricen hasıl olur. O halde, nefsin, fikir ve hayal güçlerini kullanarak o kuvvetlerden faydalanması gerekir.
İbadetlerin nefsi tenvir etmesi, masiyetlerin de karartması hususuna gelince; nefsin, saadeti ve cevherinin kemali, yüzünü hakka yöneltip, hislerinden yüz çevirmesine ve Allah'ın mukaddes yolunda daim olmasına bağlıdır. Onu bu yoldan men eden herşey, onu bulunduğu dereceden düşürür. Şehevata ne kadar çok uyarsa Allah'ın huzurundan o derece uzaklaşır. Makulata ne derece koşarsa saadete o derece yaklaşır. Nefsin Allah'a yakınlığı ve uzaklığı vardır. Allah'a yakınlığı, ilim, fazilet ve meziyet sahibi oluşu kadardır. Uzağı da cehaleti ve rezaletleri derecesindedir. Böylece Allah resulünün hareketlerine, söz ve fillerine uymanın esrarı da çözülmüş olur. Zira Allah resulüne tüm hareketlerinde uymuş olmak, kalbin tenvirinde büyük bir öneme sahiptir. Hakikatler ancak nurlu, parlak, tadil edilmiş ve tasfiye edilmiş kalblerde tecelli eder. Kalbin parlatılması ise şehevi istek ve arzulara boyun eğmemek ve Allah resulünün mukaddes yoluna girmekle olur.