Məhəmməd İmanov

Demek ki şehvet kuvveti bir açıdan bakıldığında kendisinden fayda umulan bir düşmana benzer. Düşman olmasının yanısıra faydasının dokunması da uzak bir ihtimal değildir. Öyleyse akıllı kimsenin onun faydalarından istifade etmesi ancak ona meyletmemesi ve itimat etmemesi gerekir. Onunla dostluğu ondan faydalandığı ölçüde olmalıdır. Şairin biri bunu şöylece dile getirmiştir: Ahrâra düşmandır dünya çünkü vefâsız O yârin sadakati olmaz ki fenâsız
Sayfa 66·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Zira zihinler çoğu kez doğru yoldan çıkarak doğruyu yanlış, yanlışı doğru görürler. lşte bu sebeple: "Ya Rabbi! Bize hakkı hak olarak göster ve ona tabi olmayı bize nasip eyle!" şeklinde duada bulunulur. Bunun için de birşeyi kati bürhanlar ve mantıki kanunlar muvacehesinde ölçüp biçmeden kabul etmemek lazımdır.
Sayfa 64·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce
Soru: Nefsin mufarık birşey olduğunu delillerle ispat ettiniz. O halde nefs, beden ve de bedende his ve hayalden nasıl faydalanabilmektedir? Tahayyül kuvveti vasıtasıyle ilimleri nasıl elde edebilmektedir? Faziletleri; bedeni kuvvetler vasıtısıyla reziletleri nasıl kazanbilmektedir? Taatler ve ibadetler devam etme, nefsin tenvirinde ve ondan kötü ahlakın tasfiyesinde nasıl tesirli olabilmektedir. Masiyetler ve şehevi arzulara dalmak onda nasıl tesir edip de onun fıtri istidadını iptal edebilmektedir? Cevap: Bu çok güzel ve yerinde bir soru. Fakat bu hususta delil getirmek son derece güç. Burada tek açıklama vicdani ve irfani olarak yapılabilir? Nefs fıtraten ilimlere istidadlı olarak yaratılmıştır. Onda ilimler tedricen hasıl olur. O halde, nefsin, fikir ve hayal güçlerini kullanarak o kuvvetlerden faydalanması gerekir. İbadetlerin nefsi tenvir etmesi, masiyetlerin de karartması hususuna gelince; nefsin, saadeti ve cevherinin kemali, yüzünü hakka yöneltip, hislerinden yüz çevirmesine ve Allah'ın mukaddes yolunda daim olmasına bağlıdır. Onu bu yoldan men eden herşey, onu bulunduğu dereceden düşürür. Şehevata ne kadar çok uyarsa Allah'ın huzurundan o derece uzaklaşır. Makulata ne derece koşarsa saadete o derece yaklaşır. Nefsin Allah'a yakınlığı ve uzaklığı vardır. Allah'a yakınlığı, ilim, fazilet ve meziyet sahibi oluşu kadardır. Uzağı da cehaleti ve rezaletleri derecesindedir. Böylece Allah resulünün hareketlerine, söz ve fillerine uymanın esrarı da çözülmüş olur. Zira Allah resulüne tüm hareketlerinde uymuş olmak, kalbin tenvirinde büyük bir öneme sahiptir. Hakikatler ancak nurlu, parlak, tadil edilmiş ve tasfiye edilmiş kalblerde tecelli eder. Kalbin parlatılması ise şehevi istek ve arzulara boyun eğmemek ve Allah resulünün mukaddes yoluna girmekle olur.
Sayfa 62·Kitabı okudu
Din
Görme olayında ışığın gerekli oluşu gibi, duyma olayında da havanın olması şarttır. Duyma olayında sesler kulağa dairevi bir şekilde ulaşırken, görme olayında suretler göze düz bir doğru şeklinde ulaşır.
Sayfa 36·Kitabı okudu
Hayata Dair
Görme olayı gerçekleşirken renkli cisimlerden birşeyin ayrılıp göze geldiğini veya gözden bir ışığın (şua) renkli cisimlerle gittiğini zannetmemek lazımdır. Görme olayında süreli kabule istidatlı olan saydam tabakada (rutubet-i celidiyye) bir suret hasıl olur. Yalnız bu esnada göz ve cisim karşılıklı olmalı ve arada ışık bulunmalıdır. Saydam tabakada suret hasıl olduktan sonra, bu suret oradan iç sinire geçer. İç sinirin içinde revh diye adlandınlan latif bir cisim vardır. Bu durum görüntünün durgun bir suda oluşması gibidir. Bu suretler daha sonra sinirler vasıtasıyla dimağın başlangıcına taşınırlar. Bu iki suret hiss-i müşterek tarafından birtek suret olarak idrak edilir. Eğer böyle olmasaydı saydam tabakada hasıl olan suretin hiss-i müşterekte de iki olarak idrak edilmesi, bunun neticesinde de gerçekte bir olan görüntünün iki olarak algılanması gerekirdi. Saydam tabaka (rutubet-i celidiyye) kürevi olup, onun merkezinin karşısında bulunan cisimlerin görüntülerini ileten ışınlar ortada değişik açılar oluşturur. Gören ile görülen arasındaki mesafeye yakın olursa bu açı büyür. Eğer bu mesafe uzak olursa bu açı küçülür. Bunun sebebi uzaktaki birşeyin küçük; yakındaki birşeyin büyük görülmesidir.
Sayfa 35·Kitabı okudu
Düşünce